ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Kırat ve Başika - Argeş Baran

Irak Başbakanı, Türk ordu güçlerinin Başika'yı terk etmesini istediğinde faşist diktatör Erdoğan El Abadi'ye seslenerek "Benim kıratımda değilsin, sen kim oluyorsun" mealinde laflar etmişti. Binali Yıldırım, El Abadi’nin ayağına gitmek zorunda kaldı. Ve Erdoğan "sayın El Abadi" demek zorunda kaldı. Burjuva Türk devletinin yaşadığı aczin yeni bir örneği bu.

Etkin Haber Ajansı / 12 Ocak 2017 Perşembe, 08:45

ARGEŞ BARAN- Türk burjuva sömürgeciliğinin Başbakanı Binali Yıldırım'ın, Irak Başbaşkanı Haydar El Abadi ile yaptığı görüşmeden Başika pazarlığına giriştiği ve somut bir yol alınamadığı, sömürgeci güçlerinin Şengal'deki PKK varlığına dair söylem ortaklığıyla sınırlı bir açıklama yaptığı görülüyor. Perde arkasında ise Türk burjuva sömürgeci güçlerinin, Başika'dan çekilmemekte direndiği, pazarlık yaparak geri adım atmaya zorladığı söylenebilir.

Irak Başbakanı, Türk ordu güçlerinin Başika'yı terk etmesini istediğinde faşist diktatör Erdoğan El Abadi'ye seslenerek "Benim kıratımda değilsin, sen kim oluyorsun" mealinde laflar etmişti. Binali Yıldırım, El Abadi’nin ayağına gitmek zorunda kaldı. Ve Erdoğan "sayın El Abadi" demek zorunda kaldı. Burjuva Türk devletinin yaşadığı aczin yeni bir örneği bu.

Biraz tarihsel anoloji yaparsak göreceğiz ki, dün, Musul'da Haşimi'yle iş tutan ve DAİŞ'in bu kenti işgaline destek veren sömürgeci burjuva Türk devletiydi. Tüm ülkeler Musul'daki konsolosluklarını kapatırken, konsolosluğunu kapatmayarak (sonrasında bir orta oyunuyla konsolosluk çalışanlarını rehin alan DAİŞ'in teslim alması zevahiri kurtarmak içindi) ve Haşimi'yi saklayarak Irak'ın bölünmesine çanak tuttuğu da biliniyor. Yüzeysel bir politik bakışla bile Başika kampının kuruluş amacının DAİŞ'le mücadele olmadığı, asıl amacının bölgesel sömürgeci yayılmacılık hesabı olduğu görülebilir.

Amaç sömürgeci olunca, ABD'nin de desteğiyle Sünni mezhebinden politik İslamcı savaşçıların eğitilip donatılması için kurulduğu söylenen Başika kampı, kısa sürede sömürgeci burjuva Türk devletinin askeri yayılma üssüne dönüştürüldü. Eldeki veriler, eğitilen 5 bin Sünni politik İslamcı savaşçının ise DAİŞ'le savaştırılmadığı ya da sınırlı biçimde savaştırıldığını söylüyor. Bilindiği üzere, Musul operasyonu gündeme geldiğinde Türk devleti, Sünni güçler üzerinden operasyona dahil olmaya çalıştı. Türk burjuva sömürgecileri, "Musul ve Kerkük'teki terör tehdidi sonlanmayıncaya kadar bölgeden çekilmeyecekleri" şartını öne sürdü. Böylece, Başika'daki varlığın korunmasındaki ısrarın nedeninin Sünni politik İslamcılara destek olmadığı anlaşılmış oldu.

Türk burjuva sömürgeciliği, Kandil'e yönelik hava saldırılarını Irak merkezi hükümetinin onayı ve ABD'nin desteğiyle sürdürüyor zaten. Geriye kara harekatı kalıyor, Türk devleti böyle bir saldırı için fırsat kolluyor. Irak merkezi hükümeti, PKK'nin Şengal’deki varlığını kabul etmediğini zaman zaman dile getiriyor fakat Türk işgalci heveskarlığına da kendi çıkarları gereği katı bir tavır sergiliyor.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un "gücümüz yetmedi" dediği olgu bu işte. Türk burjuva sömürgeciliğinin Başbakanı Yıldırım'ın El Abadi ile yaptığı görüşmeden Başika pazarlığına giriştiği ve somut bir yol alınamadığı, sömürgeci güçlerinin Şengal'deki PKK varlığına dair söylem ortaklığıyla sınırlı bir açıklama yaptığı görülüyor. Perde arkasında ise Türk burjuva sömürgeci güçlerinin Başika'dan çekilmemekte direndiği, pazarlık yaparak geri adım atmayı zorladığı söylenebilir. Bu, Türk burjuva sömürgecilerinin bölge hesaplarından kolayca vazgeçmeyeceğini ve gerilimin devam edeceğini gösterir. Öte yandan, Türk devletinin Şengal'de Kürt özgürlük güçlerini tasfiyeyi hedeflemekte olduğu tartışmasız.

Şengal'de ulusal özgürlük güçlerinin dışında örgütlü bir KDP gücünün olduğu biliniyor. KDP'nin, Şengal güçlerine karşı Türk sömürgeciliğiyle ortaklık yapması boşuna değil. Fakat Türk devletinin Barzani KDP'si ile Şengal emellerini gerçekleştirmeye güçlerinin yetmeyeceği söylenebilir. Ezidilerin, Şengal Direniş Birlikleri’nde (YBŞ) silahlı örgütlülüğünü büyütmesi ve onlarca Ezidi kuruluşunun PKK gerçeğini kabul eden destek açıklaması düşünüldüğünde, bu durum daha da anlaşılır oluyor. Ayrıca, KDP üzerinden savrulan tehditlere, PKK ve bölgedeki kimi Kürt peşmergeleri tarafından direnileceğine dair yanıt gecikmedi. Goran Hareketi ve YNK'nın da KDP gibi düşünmediği biliniyor.

Sonuç olarak, Türk sömürgeciliği Şengal (Sincar) Dağı bölgesine maceracı, işgalci bir saldırganlık içine girer mi bunu zamanla göreceğiz. Bu isteğinden vazgeçmeyeceğini biliyoruz. ABD'nin onayını, Irak ve İran'ın rızasını almaksızın bu zor. Kaldı ki PKK de uzlaşma sağlandığında Şengal'den çekileceğini, bulunduğu alanları YBŞ güçlerine bırakacağını açıklamışken, bölge politikası güç, ittifak dengesi bugünkü konjonktürde bize başka şeyler söylüyor. Sömürgecilik, Erdoğan'ın tüm kabadayılık gösterilerine rağmen, geri adım atmak zorunluğuyla karşı karşıya. İşgalciliği kursağında kalacaktır, ancak Şengal, Kandil ya da Rojava'da ezilen halklar özgürlüklerine yönelen tüm saldırılara karşı her zaman hazır olacaktır.