ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

'İstanbul'u betonkent eylemeyi düşünenlere beton kafa deriz'

İstanbul Kent Savunması, haklarında açılan davalar ve kent savunucularıyla dayanışmak için basın toplantısı düzenledi. Kent Savunması, şehri beton yığınına dönüştüren Kabataş projesi mimarı Kıran'a kırmızı kurdeleli beton parçası hediye etti.

Etkin Haber Ajansı / 06 Ocak 2017 Cuma, 14:43

İSTANBUL- İstanbul Kent Savunması, Kabataş projesinin mimarı Hakan Kıran'a hakaret ettikleri gerekçesiyle haklarında tazminat davası açılan TMMOB Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Sami Yılmaztürk ve ÇED Danışma Kurulu Sekreteri Mücella Yapıcı ile dayanışmak için TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şube binasında basın toplantısı düzenledi.

İSTANBUL AVM VE OTEL CEHENNEMİNE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR

Toplantıya, İstanbul Kent Savunması'ndan Cihan Uzunçarşılı Baysal, Zerrin Bayrakdar ve Beyoğlu Kent Savunması'ndan Deniz Özgür katıldı. İstanbul Kent Savunması'ndan Selen Birgöl, mimar Hakan Kıran'ın projesinin kentin önemli tarih ve kültür varlıklarını barındıran Kabataş'a aktarma merkezi adı altında devasa bir beton blok konduracağını hatırlattı.

Birgöl, İstanbul'un dokusunun ve kültürünün yok edilmesine ve alışveriş merkezleri, oteller cehennemine dönüşmesine karşı TMMOB Mimarlar Odası'nın başlatmış olduğu hukuki süreç ve bu çerçevede kamuoyu ve basın ile paylaşılan bilimsel ve teknik açıklamaların, projenin hem mimarı hem yüklenicisi olan Kıran'ı telaşa düşürdüğünü ifade etti.

İnşaatın başlama tarihi 10 Ağustos 2016 iken revize edilen projenin Koruma Kurulu kararının 6 Ekim 2016, ‘ÇED gerekli değildir' kararının ise 26 Ekim 2016 tarihli olduğunu dile getiren Birgöl, plan değişikliğinin de hala askıya çıkartılmadığını söyledi. Birgöl, Kıran'ın projedeki hukuksuzlukların son derece farkında olduğunu ve bunların üstünü örtmek için sırtını yerel yönetime dayadığını belirtti.

'BEN YAPTIM OLDU PROJESİ İSTANBUL'U GÖLGELİYOR'

Birgöl, "Süleymaniye bölgesinin tarihi dokusuyla uyuşmayan devasa gövdesiyle 'karşı miras' temsili, bir Mimar Sinan karşıtlığı olabilecek Haliç Metro Köprüsü ucubesini inşa ederek tüm Haliç silüetinin görsel bütünlüğünü katleden, Sokullu Mehmet Paşa Camii'nin manzarasını tahrip eden Kıran'ın yeni hedefi Mimar Sinan'ın özel eseri Molla Çelebi Camii ile Dolmabahçe Camii arasındaki kordondur" dedi.

Prof. İlber Ortaylı'nın Haliç Metro Köprüsü'yle ilgili "fonksiyonu adeta İstanbul kıyılarındaki Mimar Sinan'ı gölgelemeye çalışmaktır" sözlerini hatırlatan Birgöl, aktarma merkezi adı altında hayata geçirilmek istenen tarih ve kültür kırımı ve doğa katliamı projesinin, Fındıklı'daki Molla Çelebi Camii'nden başlayıp Dolmabahçe'ye, oradan Bezmi Alem Valide Sultan Camii'ne uzanarak Dolmabahçe Sarayı'nı da etki alanı içine alacağı uyarısı yaptı.

Birgöl, Kıran'ın tepeden inme "ben yaptım oldu" projesinin tarihi bölgeyi ve özellikle Sinan'ın denizden görünümü eşsiz Molla Çelebi Camii'ni gölgeleyerek Kabataş'tan görünen tarihi İstanbul manzarasını da bloke edeceğine dikkat çekti.

KABATAŞ'IN TARİHİ HAFIZASI YOK EDİLİYOR

Birgöl, "Bir kentin kolektif hafızasında yer bir eden tarihi öneme sahip mekanlar, aynı zamanda kentlerin kimlik ve aidiyet duygularına referans olurlar. Bu bölgelere yapılan her müdahale kentleri kimliklerinden, aidiyetlerinden kopartırken kolektif hafızalarda da yarıklar açar. Kıran, Kabataş'ı tarihinden, bağlamından hafızasından kopartmaya, kolektif hafızamızdaki yerinde yok etmeye soyunmuştur" diye konuştu.

'BU PROJE KENT VE DOĞA KATLİAMIDIR'

İstanbul Kent Savunması olarak projeyi ilk duydukları günden itibaren detaylara ulaşmayı ve halkı bilgilendirmeyi görev edindiklerini kaydeden Birgöl, OHAL'de de meydan kapatılana kadar Kabataş nöbetlerini kesintisiz devam ettirdiklerini hatırlattı. OHAL'e ve baskıcı ortama rağmen İstanbulluların imza atmaya geldiklerini, meydanı ve iskelelerini sahiplendiklerini söyleyen Birgöl, "Toplanan 15.000 ıslak imza Büyükşehir'e teslim edildi ancak bir otobüs durağının yerini dahi halka soracağını ilan eden Belediye Başkanı Kadir Topbaş sözlerini unuttu" diye konuştu.

Birgöl, "İstanbul kentinin katillerini teşhir etmekten çekinmeyeceğimizi bir kez daha seslendirirken, tüm yaşam savunucularının yanında olduğumuzu ilan ediyoruz. Biz betona "Beton", bu kenti beton kent eylemeyi düşünene de mimar değil "Beton kafa" deriz" diye konuştu.

'DEĞERLERE HAKARET EDİYORSANIZ, ALINGANLIK SİZİN CEZANIZDIR

Hakkında tazminat davası açılan ÇED Danışma Kurulu Sekreteri Mücella Yapıcı ise, "Mimar meslektaşımız farklı bir yerden anlayarak alınganlık etmiş. Aslında mimari ve mekan eleştirisi çok önemlidir. Bir film, roman eleştirmek hakaret değilse mimari yapıtı eleştirmek de sahibine hakaret değildir. Eğer sizin yaptığınız iş değerlere hakaret olarak yapılıyorsa biraz alıngan olabilirsiniz tabi ki, o da sizin cezanızdır" dedi.

Şehir savunucuları, kent-kırım projecisi mimar Hakan Kıran'a yeni yıl hediyesi olarak kırmızı kurdeleyle sarılmış bir beton parçası armağan etti.