ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Sosyalist Kadın dergisinin yeni sayısı çıktı: Darbe diktatörlük ve kadınlar

Sosyalist Kadın dergisinin 18. sayısı okurlarıyla buluştu. "Darbe diktatörlük ve kadınlar" başlığıyla çıkan dergi "Darbe ve diktatörlük koşullarında kadınlar" dosya konusunu teorik, politik ve güncel yansımalarıyla ele alıyor.

Etkin Haber Ajansı / 04 Ocak 2017 Çarşamba, 10:35

HABER MERKEZİ- Varyos Yayınları tarafından yayımlanan Sosyalist Kadın Dergisi'nin Sonbahar 2016 tarihli yeni sayısı okurlarıyla buluştu. "Darbe diktatörlük ve kadınlar" başlığıyla çıkan Sosyalist Kadın Dergisi, dosya konusunu darbe ve diktatörlük koşullarında kadınların durumları oluşturuyor. Egemenlerin darbelere neden ihtiyaç duyduğu, darbe ve diktatörlük koşullarında cins çelişkisinin nasıl derinleştiği, egemenlerin erkek egemen sistemi neden güçlendirmeye çalıştığı anlatılıyor.

Darbelerin ve diktatörlük koşullarının ırkçılığı arttırdığı anlatılırken, cinsiyetçiliği de nasıl beraberinde getirdiği tarihsel örneklere örneklendiriliyor. Diktatörler "tekçi" zihniyetlerini her daim inşa ederken kadınların kazanılmış haklarını elinden aldıkları, kadınları köle koşullarına hapsederek erkek egemen sistemde restorasyon yaptıkları görülüyor.

DİKTATÖRLÜĞÜ KADINLAR YIKACAK

Serpil Aslan'ın "Faşizmin Kadın Politikası Ve Hareketin Gelişim Yönü" başlıklı yazısı faşizmin kadınları kendi saflarına çekmek için devreye soktuğu politikaları teşhir ediyor. İktidarın kadınları kendi cinsiyetçi politikalarını, sanki kadın yanlısı politikalar gibi allayıp pullayarak kadın kitlelerine sunduğuna dikkat çekiyor.

AKP/Saray'ın tecavüzü aklayan yasa tasarısıyla kadın düşmanlığını had safhaya ulaştırdığı söylenen yazıda, Özgecan isyanından aldığı birikim ve deneyle kadınların OHAL'i ve iktidarın erkek akıllını aşarak alanları doldurduğuna vurgu yapılıyor. Faşist diktatörlüğe ve bunda vücut bulmuş erkek egemenliğine olan öfkenin, kadınlar cephesinden geri döndürülemez bir direniş yarattığı belirtilen yazıda, kadınların direnişi toplumsal bir direnişe dönüştüğü tespiti yapılıyor. Kadınların bu karanlık günlerde sokaklarda yarattığı kıvılcımı, faşizmi ve Saray'ın nasıl alt edilebileceğini gösteren yazıda "Kadın özgürlük mücadelesinin toplumsal mücadele ile toplumsal mücadelenin ise kadın özgürlük mücadelesi ile kaynaşarak erkek egemen gerici faşist sisteme darbeler vuracağı, Saray faşizminin kendi karanlığına gömüleceğini asla unutmamalıyız" ifadeleri yer aldı.

DARBE SÜREÇLERİNDE KADINLAR

Mukaddes Erdoğdu Çelik'in "Darbeler ve Kadınlar" başlıklı yazısında, darbe süreçlerinde kadınların durumunu ve mücadelesini ele alıyor. Çelik, egemenlerin gerek kendi iktidar kavgasında gerekse ezilenlerin öfkesini yönetemediklerinde darbelere ihtiyaç duydukları analizini yapıyor. Dünyadan da örnekler verilen yazıda, Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihi boyunca askeri darbelerinin incelendiği yazı bir nevi gerek kadın özgürlük mücadelesi, gerek devrimci mücadele bakımından özeleştiri niteliği taşıyor. Devrimci kadınlar cephesinden kadın devrimci ve kadın aklı bilincinin daha geç oluşmaya başladığı işaret edilen yazıda, "Toplamda sosyalist ve devrimci kadın hareketinin büyük bir cins aydınlanması ve ayaklanması yaşayarak eski örgüt yapılarının değişime zorladığı, değiştirdiği gibi feminist ve Kürt kadın hareketiyle ortaklaşmasını yükselttiği bir zaman" değerlendirmesi yapılıyor.

HİTLER'İN VE ERDOĞAN'IN ERKEK AKILLARI

Dünya halkları ve ezilenleri nezninde diktatörlüğü ve faşistliği tescillenmiş Hitler ve Hitler'in revize olarak 21. yüzyıla uyarlanmış hali Erdoğan'ın karşılaştırıldığı "İki Diktatör: Erdoğan ve Hitler" yazısı Berçem Öter imzası taşıyor. Hitler'in ve Erdoğan'ın ezen "tekçi" anlayışlarının benzerlikleri ve farklılıkları ortaya konurken, kadınlara yönelik politikalar inceleniyor. İki faşist diktatörün de ırkçılığı kamçılarken cinsiyetçiliği de aynı oran da arttıran çalışmalar yaptığı ifade edilen yazıda, Hitler'in ve Erdoğan'ın kadınlar için yasak politikaları örneklendiriliyor: "19 ve 20. yüzyıl birikimi, mirası üzerine diktatörlüğünü inşa eden Erdoğan'ı bugün en fazla zorlayan toplumsal ve kadın özgürlük mücadelesidir. Erdoğan yüzünü döndüğü 'şanlı' diktatörün değil, kendi sonunu da görmektedir. Bulacağı hiçbir reçetenin kendisini kurtaramayacağını, faşist diktatörün 'erk' aklı bir türlü kabul edememektedir."

Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Sözcüsü Fadime Çelebi'nin yazdığı, "Öğretici Bir Deneyim Olarak Kadın Kampları" yazısında SKM'nin ağustos ayında yaptığı kamptan izlenimler aktarılıyor. Kadın yoldaşlığıyla birbirlerinden öğrendiklerini anlatan Çelebi, "Önemli bir eğitim sürecini ve deneyimleri geride bıraktık. Bu süreçte kamplara katılan sosyalist kadınlar önemli deneyimler biriktirdi. Kadın yoldaşlarının geliştirici, ilerletici örneklerinin coşkulu bir paylaşım ortamında ete kemiğe büründürüldüğü bu süreç, her birimizi zenginleştirildi."

Ezilenlerin Sosyalist Partisi'nin (ESP) "Örgütlenelim, Birleşelim, Faşizmi Yenelim" şiarıyla yaptığı 3. kongrede genel başkanlığa seçilen Çiçek Otlu ile bir röportaj da bulunuyor. Otlu, ESP'nin kadın özgürlük mücadelesine yönelik bakış açısını, pratiğini ve kadın politikasını anlatıyor.

ERKEK EGEMENLİĞİ İLE MÜCADELE EDİLMELİ

Selver Orman'ın yazdığı, "İslami Kadın Hareketinin Sancıları" başlıklı yazıda, genel tanımlamayla "Müslüman feministler" olarak kendini tanımlayan akımla bir tartışma yürütülüyor. "Müslüman feministler"in "İslam kadını ikinci cins yapmıyor, yorumlaması yanlış. Doğru yorumlandığı zaman kadının özgürlüğü İslam'da bulunur." söylemine karşı eleştiri yöneltiliyor. Yazı kendini özgürleştirmek isteyen İslam inancına sahip kadınlara, şöyle sesleniyor: "İslami kadınlar açısından gerçek anlamda farkındalık; sorunların kaynağının doğru tanımıyla mümkün olacaktır. Yaşadıkları ikincilliğin/baskının kaynağı İslam inancının nasıl yorumlandığı değil; onu ve toplumu biçimlendiren ataerkil anlayışının olduğunu göstermek ve bu gerçeğe ikna etmek birincil görevdir."

Son olarak Fethiye Ok, Demokratik Suriye Güçleri (DSG) yürüttüğü Minbiç'i özgürleştirme hamlesinde şehit düşen MLKP/KKÖ savaşçısı Sevda Çağdaş'ı "Kadın Devriminin Sevda'sı" yazısıyla anlatıyor. Ok, Çağdaş'ın devrimcileşme sürecini ve yüzünü Rojava kadın devrimine dönme sürecini okucu ile paylaşıyor.