ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

2016'da kadın direnişi sokak sokak örüldü

Her fırsatta cinsiyetçi, kadın ve çocuk düşmanı söylemlerini ve politikalarını dile getiren AKP/Saray hükümetine karşı kadınlar bu yılda da sokaklarda isyanlarını haykırdı. Bir yılı kadın dayanışması ve direnişle ören kadınlar, devletin tüm tehditlerine rağmen kadın mücadelesini yükseltti. Kadınların en büyük başarısı ise tecavüzcü Ensar Vakfı öğretmeni Muammer B.'yi tutuklatmak ve tecavüzü aklayan yasayı geri çektirmek oldu.

Etkin Haber Ajansı / 27 Aralık 2016 Salı, 09:30

HABER MERKEZİ- 2016 yılı da AKP/Saray hükümetinin kadın düşmanı, cinsiyetçi ve çocuk istismarını aklama saldırılarıyla geçti. Kadınlar ise saldırılara karşı sokaklarda isyanlarını haykırdı. Kadına, çocuklara ve LGBTİ'lere yönelik şiddet, taciz ve tecavüz her geçen gün artmaya devam ederken, kadınlar inadına sokakları doldurdu, özsavunma hakkının meşruluğunu haykırdı.

Darbeyi lehine çeviren AKP'nin darbecilerle mücadele adı altında ilan ettiği OHAL ile birlikte kadınlar sokakta tacize uğradı, giydikleri kıyafetler nedeniyle şiddete maruz kaldı. Gözaltına alınanlar, "Her şeyi İslami hukuka göre yaptım" deme cüretini gösterdi. 2016 yılı bir kez daha gösterdi ki, devletin kadın, çocuk ve LGBTİ düşmanlığı arttıkça, sokaklar dolmaya devam etti. Kadınlar, Saray'ın cinsiyetçi söylemlerine karşı geliştirdiği eylemlerle bir çok kentte sokaklarda oldu.

HÜKÜMETTEN ŞİDDETİ DESTEKLEYEN 'KADINA YÖNELİK ŞİDDET RAPORU'

Ocak ayının ilk günlerinde TBMM Yasama Uzmanı Gökalp İzmir, "Kadına yönelik şiddet raporu" başlıklı çalışma hazırladı. Bu çalışmaya göre şiddete uğrayan kadınların yüzde 89'unun resmi kurumlara herhangi bir başvuruda bulunmadığı iddia edildi. Devlet kurumlarının hazırladığı raporların aslında şiddetle mücadele konusunda başarısızlığını yansıttığını vurgulayan kadın avukatlar, şiddete karşı sessiz kalan kadınların durumunun tercih değil zorunluluk olduğunun altını çizdi.

İzmir'in hazırladığı raporunun etkisi henüz kendisini korurken bu kez de dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, "üç çocuk, beş çocuk" açıklaması yaparak, kadınlara doğum başına teşvik ücreti vereceğini duyurdu. Davuoğlu, "Her bir anneye, doğum yaptığı anda devletimizden bir doğum hediyesi olarak, ilk çocukta 300 lira, ki bu yarım altın karşılığı oluyor takriben, ikinci 400, üçüncü çocuk ise 600 lira, doğrudan anneye doğum yaptığı anda bir yardım ulaşacak" açıklamasının ardından kadınlar, "Kuluçka makinesi değiliz" diye haykırdı.

DİYANETTEN ENSESTE TEŞVİK EDEN AÇIKLAMA

8 Ocak'ta Diyanet İşleri Başkanlığı'nın "Bir babanın öz kızına duyduğu şehvet, karısıyla olan nikahını düşürür mü?" şeklindeki soruya verdiği fetva tepki topladı. Ensesti normalleştiren, babanın kızını öperken "şehvet" duymasının nikaha etkisinin olmadığının ayetlerle açıklandığı cevabının ardından kadınlar sosyal medya eylemi başlattı. Kadınlar Diyanet İşleri Başkanlığı'nın açıklamasını, "Erkek egemen sistemin devlet katındaki örneklerinden sadece birkaçıdır" şeklinde yorumladı. Kadınların tepkisinin ardından Diyanete bağlı fetha hattı soruyu ve cevabı kaldırdı.

8 MART'TA KADINLAR SARAY'IN YASAĞINI DELDİ

Kadın özgürlük mücadelesinin simge günü olan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü "yasaklayan" hükümete karşı kadınlar yine sokakta buluştu. Açıklamanın kendileri için yok hükmünde olduğunu vurgulayan kadınlar, "Ferman Sarayı'ınsa sokaklar kadınların" diyerek Kadıköy sokaklarını doldurdu. Mitingi engellemeye çalışan polis biber gazı ve plastik mermilerle kadınlara saldırdı. Saldırının ardından kadınlar direndi, her sokakta yürüyüş kolu düzenledi. İskele Meydanı'ndan Rıhtım Caddesi'ne, PTT önünden Bahariye Caddesi'nin ara sokaklarından ayrı kollarda yürüyen kadınlar, Boğa Heykeli önünde buluştu. Kadınların yürüyüşünü engelleyemeyen polis, bu kez basın açıklamasını engellemeye çalıştı. Kadın iradesiyle çarpışan polis açıklamaya müdahale edemedi, kadınlar basın açıklamasını sonlandırdıktan sonra tekrar yürüyüş yaptı.

6 Mart günü sergilenen direnişin ardından kadın ve LGBTİ'ler bir kez de 8 Mart akşamı düzenlenen geleneksel feminist yürüyüşünde biraraya geldi. Zılgıt, alkış ve ıslıklarla Taksim'i inleten binlerce kadın ve LGBTİ, "Hayatlarımıza sahip çıkıyoruz" dedi. 8 Mart bir kez daha kadın direnişine imza attı.

KADINLAR TECAVÜZCÜYÜ TUTUKLATTI

2016 Mart'ında Ensar Vakfı'nda görevli öğretmen Muammer B.'nin 45 çocuğa tecavüz ettiği haberi büyük tepkiye yol açtı. Eğitim Bir-Sen üyesi öğretmen Muammer B. Ensar Vakfı ve Karaman Anadolu İmam Hatip ve İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği'ne (KAİMDER) yakın kişilerin kiraladığı evlerde kalan 45 çocuğa tecavüz ettiği ortaya çıktı. Kadın örgütleri tecavüzcünün yargılanması için mücadele yürütmeye başladığı andan itibaren hükümet yetkilileri de tecavüzcüyü aklama çabasına girişti. En çok dikkat çeken açıklama ise Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu'nun, "bir kereden bir şey olmaz" sözü oldu.

Sokak eylemleri sürerken, başta HDP'li vekiller olmak üzere, kadınlar Ensar Vakfı'ndaki tecavüzü Meclis gündeminden düşürmedi. Tecavüzün ortaya çıktığı gün Ensar Vakfı önünde açıklama yapan ÖGK üyeleri ağır şekilde darp edilerek gözaltına alındı. Tecavüzü protesto eden kadınlar, gözaltında polislerce tecavüzle tehdit edildi. Küçükçekmece'de de sokağa çıkan kadınlara polis saldırdı. Polisin tüm saldırılarına, tecavüz tehditlerine karşın kadınlar tecavüzcünün yargılanması için sokakları terketmedi. Kadınların mücadelesi sonucu Muammer B. hakkında toplamda 350 yıl hapis cezası istemiyle dava açıldı, B. tutuklanarak hapise konuldu.

ERDOĞAN'A HAKARET KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN YENİ GEREKÇESİ OLDU

AKP/Saray faşizminin yargısının erkekleri koruyan 'tahrik indirimi' için yeni bahaneler üretildi. Şiddete karşı cezasızlık politikasını lehine çeviren erkekler, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaret ettiği için kadınlara şiddet uyguladıkları bahanesini ileri sürdü. Şiddete maruz kalan kadınlar, "Erdoğan'a hakaret" iddiasıyla ifade vermeye zorlandı. Öte yandan bazı erkekler kendisini terk eden kadınları, "Erdoğan'a hakaret etti" diyerek ihbar etti.

Meclis'te kurulan Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu, boşanmayı engellemek amacıyla bir rapor hazırlandı. Mayıs ayında gündem olan rapor, kadınların kazanılmış tüm haklarının kaybedilmesiydi. Raporun yok hükmünde olduğunu söyleyen kadınlar bir kez daha sokakları doldurdu. Kadınların eylemlerini "güvenlik" gerekçesiyle engellemeye çalışan polislere karşı kadınlar, kendilerinin değil kadın katillerinin engellenmesini istedi.

ERDOĞAN'IN 'KÖLE KADINI'NA KARŞI KADINLAR SOKAKTAYDI

Sümeyye Bayraktar'ın başkan olduğu KADEM'de konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yine skandal sözlere imza attı. Her konuşmasında erkeklerle kadınların "eşit" olmadığını vurgulayan Erdoğan, kendisini aşarak "Anne olmayan kadın yarımdır" dedi. Erdoğan aynı konuşmada, kadına yönelik şiddet taciz ve tecavüze karşı çözüm üretemeyen düzenlemelerinden ise övgüyle bahsetti.

Erdoğan’ın konuşmasına kadın cephesinden yanıt gecikmedi. Erdoğan'ın "köle kadını" yaratmaya çalıştığını kaydeden kadın örgütleri, yaptıkları sokak eylemlerinde AKP/Saray hükümetinin cinsiyetçi politikalarına karşı mücadeleyi daha da büyüteceklerini söyledi.

KADINLAR HÜKÜMETİN MIRILDANMASINA DA İZİN VERMEDİ

Darbe girişiminin ardından darbecilerle mücadele adı altında ilan edilen OHAL'de, kadınlar sokak ortasında "İslama uygun giyinmediği" için darp edildi. En çok öne çıkan ise şort giydiği için Abdullah Çakıroğlu tarafından saldırıya uğrayan Ayşegül Terzi oldu. Polisin sadece gözaltına aldığı ve ifadesinden sonra serbest bıraktığı Çakıroğlu'nun ceza alması için kadınlar günlerce mücadele yürüttü. Sosyal medya eylemleri örgütleyen kadınlar ülke genelinde şort giyerek sokağa çıktı. Kadınların eylemleri sonuç verdi, Çakıroğlu tekrar gözaltına alındı ve tutuklandı. Öte yandan hükümet cephesinden yine çarpıcı açıklamalar geldi. Çakıroğlu'nun saldırısını tasvip etmediğini söyleyen Başbakan Binali Yıldırım, "Hoşuna gitmeyebilir, mırıldanırsın" sözüyle gündeme oturdu.

Yıldırım'a gereken cevabı veren kadınlar, bu kez de Erdoğan'ın "Bir adam gibi ölmek var bir de madam gibi" sözüyle karşılaştı. "Kadınız, kadın gibi de öleceğiz" yanıtını veren kadınlar, söylemlerinin pratiğini yine sokakta sergiledi. Kadınlar, AKP'nin kadın düşmanı politikalarına karşı kazanımlarından asla vazgeçmeyeceklerinin bir kez daha altını çizdi.

TECAVÜZÜ AKLAYAN YASA GERİ ÇEKTİRİLDİ

2016 yılı henüz bitmeden AKP kadınların sabrını bir kez daha sınadı. AKP, Kasım ayında Parlamento'ya cinsel istismarcıları aklayan bir önerge sundu, önerge yine AKP oylarıyla kabul edildi. Türkiye'yi kadın katliamları ülkesine dönüştüren AKP, bu önergeyle kadın ve kız çocuklarına taciz ve tecavüzü cezasız bırakan yeni yasal düzenlemeler gündeme getirdi. OHAL gerekçesiyle sokakların eylemlere kapatıldığı günlerde yasa değişikliği önerisine karşı sokak sokak direniş örgütledi. Kadınların isyanı, AKP'ye geri adım attırdı. Tecavüz yasası komisyona çekildi. Yasanın geri çekilmesiyle yetinmeyeceklerini kaydeden kadınlar AKP'yi uyardı, yasanın tamamen kaldırılmasını istedi. Yürüttükleri mücadeleyi, 25 Kasım'da sokakları doldurarak sergileyen kadınlar, "Hayatlarımız için erkek devlet şiddetine karşı herhalde direniyoruz" dedi.