ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Çelik: Erdoğan kadın hareketinin taleplerini çalıyor

Sosyalist Kadın dergisi yazarı Mukaddes Erdoğdu Çelik, kadın-erkek eşitliğini 'Fıtratımızda yok' sözleriyle reddeden Erdoğan'ın demokratik kadın hareketinin argümanlarını kullanmaya başladığına dikkat çekti. "Rejim değişikliği için hem içeride hem dışarıda tam bir virajda" değerlendirmesi yapan Çelik, bu ortamda en kolay etkileyeceği kadınlara daha fazla hitap etmeye başladığını söyledi. Çelik, demokratik kadın hareketinin daha cesur ve iradeli yeni bir duruş sergilemesi önerisinde bulundu.

Etkin Haber Ajansı / 12 Aralık 2016 Pazartesi, 09:15

İSTANBUL (Semiha Şahin)- AKP/Saray faşizmi tecavüzcüleri aklayan bir yasa önerisini gündeme getirdi, kadın hareketi öncülüğünde yükselen tepkiyle öneri geri çekildi. Başkanlık rejimiyle diktatörlüğe adım adım ilerleyen Erdoğan'ın "Hükümetin, toplumun değişik kesimlerinden gelen eleştiri ve önerileri dikkate alarak, geniş bir mutabakat içerisinde bu sorunu çözmesinde büyük fayda görüyorum" sözleri dikkat çekti. Birçok konuşmasında cinsiyet eşitliğini yok sayan, "fıtratta böyle bir şey yok" diyen Erdoğan, açıklamalarında kadınlara yönelik vaatler dile getirmeye başladı.

Sosyalist Kadın dergisi yazarı Mukaddes Erdoğdu Çelik, ülkeyi savaş haline ve rejim değişikliği virajına sokan Erdoğan'ın, hızla mobilize olacak ve kendisine yedekleyecek güçleri örgütlemek için argüman değişikliğine gittiğine dikkat çekti. Çelik, demokratik kadın hareketinin güçlü deneyim biriktirdiğini vurgulayarak, daha cesaretli ve iradeli yeni bir hatta girmesi gerektiğini vurguladı.

Mukaddes Erdoğdu Çelik, AKP/Saray'ın kadın politikaları, kadın hareketinin durumu ve gelişim ihtiyaçlarıyla ilgili ETHA'nın sorularına yanıt verdi.

'REJİM DEĞİŞİKLİĞİ VİRAJINI KADINLARLA AŞMAYI HEDEFLİYOR?'

Önce şunu soralım: Tecavüzleri aklayan yasa önerisi yapıldı, kadın hareketinin eylemleriyle geri çekildi. Uzun aradan sonra ilk defa Erdoğan, "hükümet eleştirileri dikkate alsın" dedi. Hükümet Erdoğan'ın önerisi üzerine geri çektiğini açıkladı. Ne oldu bu süreçte?

Son günlerde yapılan açıklamaları da değerlendirerek başlayayım. AKP'nin önünde çok güncel bir ekonomik problem var. Bunun için tedbirler alıyorlar. Ama bildiğimiz tedbirler gibi değil. Toplumu ortak edeceği tedbirler alıyor. Muhtarlar konferansı gibi, toplumun bütün kesimlerine sesleniyor. 'Dolardan kaçıp altına sığınmayı' önerirken, 'Altını ne yapacağız' diyenlere bir yanıt verdi. 'Eşinize bilezik alın, küpe alın' dedi. Bir kadın köşe yazarı, 'Kadınlar reisi sevmesin de ne yapsın' diye yazdı.

15 Temmuz'da kadınlara özel olarak seslendi. 25 Kasım'da da kadın hareketinin temel söylemlerini kullanmaya başladı. 'Fıtratta eşitlik yoktur' diyen politikanın kurucusu, erkek egemen siyasi şahsiyet 'kadın aklı ve kadın iradesi' demeye başladı. Bunlar önemli veriler. Bununla ne yapmak istediklerini çözebiliriz.

Çok açık ki ister uluslararası durum, isterse iç durumda savaş halinde bir iktidar var. Toplumla savaşı, Kürtlerle, Alevilerle, muhalefet eden herkesle savaşı var. Böyle bir ortamda içerde de tam bir rejim değişikliğine gidiyor. 93 yıllık cumhuriyetin kendisinden önce yıkıntılarından kurulduğu imparatorluğu temel bazı karakteristik özelliklerini kuşanmak istiyor. Bunlardan biri; dini siyasete, toplum hayatına, hatta ekonomi hayatına uyarlıyor. İşte artık MÜSİAD başkanları konuşuyor, TÜİSAD'a mırın kırın etmek düşüyor. Böyle bir savaş halinde, rejim değişikliği için hem içeride hem dışarıda tam bir virajda. Böyle bir virajda hangi toplumsal kesime dayanacak?

Onun için kazanılması en kolay, yıllardır işlediği kesimler kimse onlarla uğraşıyor. Kadınlar bu kesimlerin başında geliyor. Yani şöyle değil, kadını sadece eve yollayıp, 5 çocuk sahibi yapan şekilde değerlendiren bir iktidar yok aslında.

'VERİLEN İŞARET HER YERE YAYILIYOR'

Peki ne yapmak istiyor?

Normal bir siyasal güç ne yapıyorsa onu yapıyor. Bugünkü kadın hareketinin durumunu görüyor, değerlendiriyor. Kadınların taleplerini değerlendiriyor, buradan kendine dönük kuvvet yaratmaya çalışıyor. Nasıl ki muhtarları en küçük hücre olarak örgütlüyorsa, kadınları da hem ev hücrelerinde, toplumun yaşamının, iktisadinin ve siyasetinin yeniden yeniden üretildiği yerde kadınları örgütlüyorlar. Mobilize kuvvet olarak kendi rejim değişikliğinin payandası yapmak istiyor. Hitler'in politikalarını düşünün, Cumhuriyetin politikalarını düşünün onlar da böyle yaptı. Bugün onlardan 5 kat daha fazlasını ve daha güçlü yapıyorlar. Kadınları örgütlüyorlar. Örneğin kadın kollarıyla yetinmiyorlar. Türkiye'deki kadın hareketinin gücü, yarattığı örgüt ve çalışma biçimlerini çalıyor, kullanıyor, topluyor, kendisinde merkezileştiriyor. Sümeyye'nin başında olduğu KADİMDER gibi örgüt kuruyor. Afişlerde Aile ve Sosyal Politikalar bakanlığıyla ismi yan yana yazılıyor. Ne kadar merkezi bir önem verdiğini gösteriyor. Gençliği TÜRGEV'e emanet eden, kadınları KADİMDER'e emanet eden politika bu.

Kadınlar atılacak bütün adımların, dönülecek bütün virajların temel toplumsal bir dayanağı. Kadının sadece yan ürün olarak yararlanacağı bazı şeyler var. İşte 'kadın bilezik takacak' diyor. Kadınlar bunu düşünüyor. Altının alınmasını gerekçelendiriyor. "Siz çok çalışıyorsunuz, ama emeğiniz görülmüyor. Biz bununla ilgileneceğiz" dedi, 25 Kasım'da. Eskiden beri hasta yakını, engelli çocuğu yakını diyerek kadınlarla temas kuruyorlardı. İktidar olma olanaklarıyla bunu kendine dönüştürebiliyor. Başka kimsede bu güç yok çünkü. İşaret bir yerden her yere yayılıyor.

'TECAVÜZ YASASINI GERİ ÇEKTİ, ÇÜNKÜ ASIL AMACINA ULAŞAMAZDI'

Yasa önergesini neden geri çektiler?

Çok basit. O kadar rezilce bir şeydi ki tecavüzcüyü korumak, yapmak istediklerine kadınları dayanak yapamazdı. Kendi içinde de itiraz oldu. Niye bu kirini üstlensin ki, hayatın içinde bunu zaten yapıyor. Hükümet bu kiri bu kadar güçlü bir kadın hareketinin bütün toplumsal hareketi etkilediği, gerçekten güçlü bir toplumsal hareketin ortaya çıktığı yerde manevra yapacak, geri adım atacaktı. Bu basit bir atma değil. Artık "Peygamberimiz 9 yaşında biriyle evlendi" gibi sözler gelmeyecek bence. Kadın hareketi bunların hepsini teşhir etti. Sonuçta namus denilen kavram, olgu varsa eğer, kadın üzerinden tanımlandığı sürece bu toplumun genel ortalaması neyse o da o ortalamaya göre hareket ediyor.

Rejim değiştirmek isteyen bu kuvvet 'nereden nasıl yararlanırım' diye hesap ediyor. 9 yaşındaki çocuğa tecavüz etmiş adamı savunmaz, harcar. Onu harcamak toplumun namus algısına da hitap etmiş olur. Aykırı bir şey yok.

'TEPKİLERİ KENDİNE YEDEKLİYOR, KADINLARI BÖLÜYOR'

Tepkileri de kendisine örgütlüyor diyebilir miyiz?

Kendisine yedeklemiş oluyor. Özgecan niye tecavüze uğradı? Erkek egemen siyaset tarzının bir dolmuşçuya bu kadar güç vermesinden oldu. Suçlu birinci derecede erkek egemen sistem, ama bunu özel olarak güçlendiren, kadın düşmanı politikaları geliştiren hükümetti. Ama bir bakıyorsunuz, sivri bir olay çıkıyor, toplumun tepkisini alıyor. Sonra bu tepkilerin kendisine yönelmesini 'nereden engellerim' diyor, bir yere sahip çıkıyor, öbürünü harcıyor.

Kadınlar arasında birliği bu şekilde mi önlüyor?

Toplumdaki sıradan kadını bölüyor. AKP'ye cepheden karşı, laik kadınlar bakımından kadınlar lehine yaptığı bir şey olduğunda bile asla o kadınlarla yan yana gelmiyor böyle bölüyor. İkincisi genel ortalama bakımından 'AKP üzerinde bir yanılsama yaratılıyor' diye düşündürtmeye başlıyor. İdeolojik olarak saldırı bu genel kadın hareketine. Bir araya gelecek kadın kitleleri nezdinde daha keskin bölünme ortaya çıkarıyor.

Bir sunucu çıkıyor "Reisim istesin ben ona cariye de oluyorum" diyor, teşhir oluyordu. Artık sivri laflar etmiyorlar. Kadın hareketinin ortaya çıkardığı mücadeleyle onlar artık yeni bir kurgu yapıyorlar. Ev içi emekle ilgili çok işaret ettim. Hastası olan kadına maaş vermesi, tıpkı makarna yardımı gibi… Aynı zamanda 'İslam dini dayanışmacı' diyerek, bu ideolojisini yayma bakımından yeni bölünme yaratmış oluyor. Tam bir bölünme olayı.

'YASA ÖNERİSİNE KARŞI KADIN İSYANI OLUŞTU'

Tecavüz yasasına karşı kadın hareketini nasıl tanımlıyorsun?

Tam bir isyan haliydi. Kolaylaştırıcı koşullar oldu. Kadın hareketi güçlü reflekslere sahipti. Böyle örnekler, çocuklara yönelik olması toplumsal hassasiyetler. Bir işaret fişeği geldiği zaman daha hızlı örgütleneceğini gösteriyordu. 25 Kasım'ın öngününe geldi. Ama hiçbir sistem süreklilik, örgütlü bir çalışma yaratmadıysa böyle bir gelişmeyi yakalayamazdı.

Tepkilerin dinamosu kadın hareketiydi. Hem tepkiler de hem de yan yana gelişlerde istikrar olmamasını neye bağlıyorsunuz?

Evet somut olay olduğunda kadın hareketi yan yana geliyor. Kadın hareketi şiddetin sürekliliğini önlemeye dönük somut mekanizmalar kuramadı. Mücadeleyi sürekli ve kitlesel kılacak örgütler, kurumlar ya da mücadele program kurmakta zayıf.

Bir örnek vermek istiyorum. SKM her ayın 11'inde Özgecan'ın öldürülmesi dolayısıyla bir mücadele günü ilan etti. Bu çok önemli bir şey, ama bu ve benzeri örneklerin bütün hareketin gündemi olmasını sağlamak gerek. Bir kadın şiddet gördüğü zaman nereye gidecek, nasıl mücadele edecek. Evlerde oluyor bu şiddet, mahallelerde oluyor. O mahalledeki kadınlar kendi hemcinsi bu saldırıya uğradığında nasıl bir hareket geliştirecek? Bir zamanlar kadınlara acil yardım, haklarınız nedir, alo şiddet hatları, başvuru merkezleri çıktı. Bugün görüyoruz ki daha ileri gitmemiz lazım. Şiddetle nasıl mücadele edeceğiz. Şiddet kendi başına bir olgu mu? Bu şiddetin arkasında ne yatıyor? Çok açık ki, erkek egemenliği yatıyor, erkek egemenliğinin silahı. Zor, toplumsal çelişkilerde, işleyişte nasıl bir argüman oynuyorsa cinsiyet çelişkisinde aynı rolü oynuyor.

'KADIN HAREKETİ SAVAŞ ALANINI GENİŞLETMELİ'

Milyonlarca ev kadını var. Mutsuz evlilikler içinde. Çaresiz durumda, nereye gideceğim diyor. Düne göre daha güçlü bir kadın hareketi var. Ama ekonomik sorun çok boyutlu. Burada erkek egemenliği demek kadının ekonomik olarak da erkek egemenliğine bağımlı olması demek. AKP için de geçerli bu.

Hatırlayalım, Hüseyin Üzmez çocuğu istismar ediyor, banka kartı kadının elinde. Çünkü onlar oradan geçiniyorlardı. Bunun arkasında yatan gerçekle kadın hareketi nasıl ilişki kuracak? Bir görüş birliği, irade birliği yok. Bu aslında kadın hareketinin genel toplumsal bir kuvvet olarak erkek egemen düzen üzerine, bu düzenin olmazsa olmaz bağlantıları olan, sınıfsal, ekonomik bütün diğer ayrımcılık, milliyetçiliği, militarizme savaşması lazım.

Beden politikasını içerip, aşacak bir yaklaşım mı öneriyorsunuz?

Evet, tek beden politikasıyla olmaz. Bu sonuçtur. Kadın hareketi çok daha ileri ve cesur çözümlere sahip. Kadın hareketinin sözlerini kaptırmış oluyoruz, "Sizin emeğinizi değersiz görüyorlar" diyor. Cesaretli bir şekilde toplumun önüne koyamazsak, yarı zamanlı çalışma tam maaş, işçi kadınlar için başka şey yapar. Kadının asli görevinin ev olduğunu, çocuk bakıcılığı olduğunu bir güzel düzene yamar, düzeni reforme etmiş olur, uzun süre götürür. Sistemin çelişkisini yumuşatmış oluyor çünkü.

Beden ve bedenin dokunulmazlığı üzerinden az çok güçlü bir şekilde kendisini ortaya koyan bir hareket var. Ekonomik ve toplumsal temellerine, ekonomiye, aile yapısına gitmesi gerekiyor. Ekonomiye dokunmadığınızda 'ailede ölüm var' demeniz yeterli olmaz. Tespit doğru ama ailenin içinde kadını nasıl daha güçlü kılacaksın? Sadece hukuki tedbirler, şiddete karşı önlemler yetmez. Burada duraklamamak gerekiyor.

'ÖNCÜ PROGRAMA KADIN HAREKETİNİ KİMSE DURDURAMAZ'

Talepleri çeşitlendirmek mi gerekiyor?

Tabi ki... Tarihsel geçmişini irdelemek kadar ekonomik temellerini açığa çıkaracaksın ve bu ekonomik temellerle nasıl savaşacaksın. Bu konuda kitlesel hareket nasıl doğacak. Bu konuda fikir var, olmadığı için değil. Kadın hareketinde görüş birliği eksikliği, fikri olanların da cesaret eksikliği durumu var. Kadın hareketinin akıl ve irade konusunda kendisiyle barışık olmalı.

Bütün hareketin önderi, öncü gücü, program yapıcısı, stratejisinin kurucusu, fikrin topluma yayılması için hazırlığı kadın hareketinin elinde olmalı. Kadın aklı ve iradesiyle olmalı. Diğer hareketlerin desteği geliyor, ama kadın hareketi ne koyabildiyse o kadar geliyor. Siyasi partiler bakımından öyle.

Örneğin adalet tartışmaları, eşitlik talepleri karşısında adil bölüşüm tartışmalarını çıkarmaları dikkat çekici. Sıradan kadınlar şöyle bilinçle büyüdü. Kadın evde oturur, çocuk doğurur, büyütür, kocaya hizmet eder aileye hizmet eder, koca da dışarıdan getirir. Dini inancı da şudur kocanın görevi karısını ve çocuklarını doyurmaktır. Toplum buna hazır durumda.

O nedenle adil bölüşüm lafı, eşitlik lafına mücadelesine göre daha fazla mobilize eder kitleyi. Buraları da düşünmesi gerekiyor, kadın hareketinin. Doyurma meselesinin bir iktisadi faaliyet olduğunu, kadının iktisadi faaliyeti içindeki yerinin ve karşılığının ne olacağı sorusuna cevap vermesi gerekiyor.

'MUHALİFLİK YETMEZ DÜZEN HEDEFLENMELİ'

Sizin cevabınız nedir?

Kadın adına ortaya bir program çıkacaksa, kadın aklı, iradesi kendi stratejik önderliğini oluşturması gerekiyor. Çok daha kapsamlı tekil politikayı da birleştiren, önderlik pozisyonu yakalaması gerekiyor. Faşizme karşı nasıl ki güçler bütün kuvvetler bir cepheden söz ediyorsa, kadın hareketi de bu cepheden söz etmeli. Kadın hareketi yeni sözler de söylemeli. Rojava'da yeni bir toplum yaşamı inşa ediliyor. Bu toplum yaşamının özü şu: Özgür eş yaşam. Türkiye ve Kürdistan'da ana argüman haline geldi. Ama bunun aileye kadar girmesi gerekiyor. Bunun için mekanizmalar, kadın meclisleri, karar organlarıyla örgütlenebilmesi için bütün hareketin sesi olarak gündeme geldiğinde muazzam olacak. Sadece partiler içindeki kadınlarının, bir partinin kadın meclisinin işi olmaktan çıkması çok önemli. Her yerde kadının ezilmişliği her alanda yok mu? Bu hayatın en sivri, sert olduğu siyasettir ama bütün bunların üretildiği en gizli yer de ailedir, mahalledir. Buralara kadar inmesi lazım. Kadın hareketi buralarda daha hızlı atılımlar yapabilir.

Kadın devrimi fikrinden yola çıkmakta, onun programı ve stratejisiyle hareket etmekte eksiklik var. Düzene muhaliflik yetmez, düzene karşı kendi argümanlarını sunması gerekiyor. Normal devrimcilik rotası budur zaten. Gelip geçici hareket olarak bakmaktan çıkmak gerekiyor. Kadın devrimi bakış açısı bu anlama geliyor. Bu tamamlanırsa, Türkiye ve Kürdistan özgülündeki deneyim, birikim, güç irade en güçlü kuvvet şu anda. En azından üç kaynaktan beslendi. Bir araya geliyor olmaları büyük bir gelişmeye işaret ediyor. Genel bir öteleme yok. Çözülmemiş sorunlar var, eğer kadın devrimi perspektifi kavranırsa, kadın hareketinin önünü kimse alamaz.