Roboski Dayanışma KOnseri
ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Aleksandra Kollontai

Özgür bir kadın komünist

'Aykırı' fikirleri ve yaşamıyla hedef haline gelse de, kadınlar ömrünü onlara adamış bu komünist kadını, Aleksandra Kollontai'ı unutmayacak...

Etkin Haber Ajansı / 29 Şubat 2012 Çarşamba, 11:37

İSTANBUL (Deniz Doğruer)- Aleksandra Kollontai'ın öyküsü, 1872 yılında başladı.

Burjuva bir ailenin çocuğuydu. Ancak, O, yaşamını, işçi sınıfı ve ezilenlerin mücadelesine adadı. Zürih'te aldığı eğitim süresince Marks ve Engels'in yapıtlarını inceledi.

Kadınların neden sömürüldüğü ve nasıl özgürleşeceği, hayatı boyunca kafa yorduğu bir soru oldu.

Daha önce Marksizm'den etkilenmiş bir aydın olarak, Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'ne lojistik ve benzeri destekler sunan Kollontai, 1915 yılında RSDİP'in Bolşevik kanadında yer aldı. 1917 Ekim Devrimi'nin ardından kurulan Halk Komiserleri Konseyi'nin tek kadın üyesiydi.

Partinin kadın militanlarının eğitimiyle yakından ilgileniyordu. 1921 yılında Sverdlov Üniversitesi'nde partinin kadın militanlarına verdiği dersler, Toplumsal Gelişmede Kadının Konumu başlığıyla kitaplaştırıldı.

En bilinen kitapları İşçi Arıların Aşkı ve Bir Büyük Aşk'tır. Çeşitli makaleleri de, Marksizm ve Cinsel Devrim adı altında kitaplaştırılmıştır.

İşçi Arıların Aşkı, kadınların hikayelerinden oluşan bir kitaptır. Devrimden sonraki yeni toplumun cinsel ahlakına cesur bir bakıştır. Kadınların sadece duygu ve aşkla tanımlanmasına, "Bir kadının kalbi boşsa hayatı da boştur" yaklaşımına cepheden karşı çıkan Kollontai, önceleri erkeklerle bağımlı ilişkiler kuran kadınların kendi durumlarına itiraz ederek, var olan statükoyu alt üst etmesini anlatır. Kitaptaki son hikaye olan İşçi Arıların Aşkı'nda ise, devrimden sonrasının cinsel ahlakına getirdiği yorum ve yaklaşımı, bugün için bile 'radikal' sayılır.

Bir Büyük Aşk kitabının ise, Lenin'in İnessa Armand'la yaşadığı aşkı anlattığı söylenir.

Kollontai, cinsel çelişkiyi iyi çözümlemiş bir kadın komünist olarak, kadınların özgürlüğünün, devrimin ertelenemez ve hemen yerine getirilmesi gereken görevlerinden biri olduğunu biliyordu. Halk Komiseri olduğu dönemde, kadınların ev içi emeğinin sömürülmesini engelleyecek ve ailenin yok oluşuna gidecek yolu açacak adımların atılması için canla başla çalıştı. O, ortak mutfakların ve çamaşırhanelerin kurulmasını, toplu komün evlerine geçilmesini, devrimin öncelikli görevleri arasında sayıyordu.

Aynı şekilde, Kollontai, özgür aşk konusunda çağının epey ilerisinde görüşlere sahipti. Kadınların bedenleri ve ruhları üzerinde kurulan tahakküme karşı çıkıyordu. Nihayetinde, özel yaşantısı, muhafazakar Rus toplumunda onu hedef haline getirdi.

Kollontai, 'aşk'ın 3 biçimde yaşandığını söylüyordu: Evlilik, fuhuş ve oyun-aşk. Sevgisini yitirmiş, tahakküme dayalı 'evliliği' de, sadece cinsel haza dayalı 'fuhuşu' da reddediyor, sınıflı toplumlar tarihinin insanların sevme kapasitesini azalttığını düşünüyordu. Bulduğu çözüm, toplumun sevme kapasitesini tekrar arttırmaktı.

Oyun-aşkla anlatmak istediği şuydu: İki kişinin, sadece gönüllülük ve arkadaşlığa dayalı, karşılıklı kopmaz bağların ve ağır sorumlulukların olmadığı, sadece birlikte olmaktan keyif aldıkları için birlikte oldukları, istenildiğinde kolayca ayrılabilen bir bağ.

Bu önerisinin yanı sıra, devrimin o büyük alt-üst oluşu içerisinde cinsel ahlakın hızlıca değişebileceğini belirterek, proleter ahlak kurulana kadar, kuralsız ve karışık cinsel ilişkilerin yaşanmasını normal buluyordu.

Parti içerisindeki İşçi Muhalefeti isimli muhalif gruba katılan Kollontai adeta gönüllü sürgün oldu. Dünyanın ilk kadın büyükelçisi olma onuru Kollontai'a aittir. Ama Rusya'da kadınların özgürleşmesi için yapabileceği çok şey varken, ülke dışında görevlendirilmesi, onun potansiyeline ve yeteneklerine haksızlık olarak yorumlanır.

Yazdığı yazılar yayınlanmadığı ve arşivlerden kaldırıldığı gibi, Pravda'da Kollontai'ın özel yaşamını hedef alan yazılar yayınlandı.

Kollontai yaşananları sessizlikle karşıladı. 1952 yılında kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.

Geriye, kadınlar için özgürlük düşü, hala yaşayan eserler, izinden yürüyen milyonlarca kadın bıraktı.