ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Diane Arbus

Sıradışı insanların sıradışı fotoğrafçısı

Adı Diane Arbus. 20. yüzyılın en çok tartışılan kadın fotoğrafçısı. Toplum tarafından anormal olarak görülen marjinalleri fotoğrafladı. Objektifine yansıyan acı ve keder dolu yüzleri dünyayla buluşturdu. Eşcinseller, cüceler, devler, fahişeler vb. onun çarpıcı yorumuyla yansıdı.

Etkin Haber Ajansı / 28 Şubat 2012 Salı, 09:09

İSTANBUL- Diane Arbus, toplumda marjinal veya ötekiler olarak algılanabilecek kişileri fotoğraflamasıyla ün kazanmış bir kadın. 1923 yılında ABD'de doğan Arbus, 20. yüzyılın en çok tartışılan kadın fotoğrafçısıdır. Asıl adı Diane Nemerov olan Arbus, zengin bir ailede dünyaya gelmiş ve çocukluk ve gençlik dönemlerini ünlü olan şair ağabeyi Howard Nemerov'un gölgesi altında bulanımlarla geçirmiştir. Kişiliğinde derin etkiler bırakan dönemlerin ardından, 18 yaşında evlendiği Allun Arbus'un destekleriyle fotoğrafa başlayan Diane Arbus, başarısını 1959'da, eşinden ayrıldıktan sonra yakalamıştır.

Değişik dergilerde fotoğrafçılık yaptıktan sonra başladığı portre tarzı, Arbus'u diğer fotoğrafçılardan ayırmaya başlamıştır. Seçtiği kişiler, toplumdaki en ayrıksı ve marjinal kesimlerden oluşmuştur. Akıl hastalarından down sendromlu hastalara, cüceler ve devler, travestiler, fahişeler onun objektifinden dünyaya yansıtılmıştır.

'ONLAR TRAVMALARIYLA DOĞUYOR'

Diane Arbus, bu kesimlerle kurduğu ilişkiyi şöyle tanımlıyor: "Onlara tapmaya başladım ve hala da tapıyorum. Onlar elbette ki en iyi arkadaşlarım değiller ancak bana farklı hissettiriyorlar. Hayatları bir efsane ve bu efsanede yoğun kalite var. Bir peri masalında sizi durdurup size soru sorabilecek insanlar gibiler. Çoğu insan, onların hayatları boyunca pek çok travmayla başa çıkmak zorunda olduğunu düşünür, halbuki onlar travmalarıyla doğuyorlar. Onlar hayattaki sınavlarını çoktan vermişler. Onlar kesinlikle seçkin, onlar aristokrat!"

İki kız çocuğuna sahip Diane, artık kendini bir fotoğrafçıdan çok, hayatını kocasına ve çocuklarına adamış bir kadın olarak görmeye ve sanatsal içgüdülerini bastırmaya başlamıştı. Diane ve Allen'in 1957 yılında çatırdamaya başlayan ilişkileri 1959'da boşanma ile son buldu ve bu ayrılık belki de Diane'in kendi çizgisini oluşturma yolunda önemli adımlardan biri oldu.

ÖDÜLLER TARZINI TESCİLLENDİRDİ

Moda ve magazin dergilerinden yavaş yavaş uzaklaşan Arbus, 1960'ın başlarında fotomuhabir olarak çalışmaya başladı. Kullandığı fotoğraf makinasını yeni bir teknikle buluşturdu ve fotoğrafçılıkta groteks tarzını başarıyla uygulamaya başladı. 1963'te Guggenheim ödülünü aldı. Bu ödül ona, sanatına daha fazla yoğunlaşma imkanı sağladı. İkinci ödül ise 1966'da geldi. 1967'de Museum of Modern Art'da, The New Documents adlı sergide çalışmaları sergilendi ve böylece Arbus çok geniş bir izleyici kitlesine ulaşarak "garip" fotoğrafçılığını bir anlamda kamuoyuna kabullendirmiş oldu.

Gün ışığında dahi flaş kullanarak, 4x4 boyutlarında, siyah beyaz ağırlıklı ve çoğunlukla geniş açı lens kullanarak çektiği fotoğraflar insanın içini acıtan grotesk eserlerdir ve fotoğrafladığı yüzlerin çoğunda garip, hatta tedirgin edici ifadeler dikkat çeker.

Arbus, en üretken döneminde intihar ederek yaşamına son verdiğinde yıl 1971'di. Ölümü de çok tartışılan Arbus'un intihar anlarını fotoğrafladığı iddiaları öne sürülmüştü. Böyle bir kanıt bulunmamasına rağmen, Arbus'un fotoğrafları bu alandaki ününü korumaya devam ediyor. Hayatı "Fur: An Imaginary Portrait of Diane Arbus" adlı film ile beyaz perdeye taşınan Arbus'un "Identical Twins/Tıpa tıp İkizler" adlı fotoğrafı 2004 yılında 478.000 dolara satılarak dünyanın en pahalı altıncı fotoğraf baskısı olmuştur.