ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Şehr-i İstanbul'un 1 Mayısları

Öyle anlar vardır ki; tanıklık ettiğiniz o an, sadece o an değildir. İstanbul'da ilk defa 99 yıl önce kutlanan 1 Mayıs İşçi Bayramı da sadece kendinden menkul olmayan anlardan birisi. Yasaklar, katliamlar, dişe dişe mücadele ve zafer... İşte "işçi sınıfının başkenti" şehr-i İstanbul'un 99 yıllık 1 Mayıs öyküsü.

Etkin Haber Ajansı / 28 Nisan 2011 Perşembe, 09:21

MURAT SELENOĞLU- İstanbul'da 1 Mayıs denince akla Taksim Meydanı gelir. Ancak İstanbul'da 1 Mayıs'lar ne üç yıllık dişe diş 'Taksim muhaberelerinden' ibaret, ne de İstanbul'da 1 Mayıs kutlamaları bu kadar 'yeni.' Tanıklıklarıyla İstanbul'da 1 Mayıs... Görkemli meydanlarıyla 1 Mayıs... Katliamları, çatışmaları ve zaferleriyle İstanbul'un 99 yıllık öyküsü. İşte 1912 Pangaltı Belvü Bağçesi'nden 2011 Taksim'e İstanbul'un 1 Mayıs serüveni.

İLK KUTLAMA 1912'DE PANGALTI'DA

Bugünkü Türkiye coğrafyasını içine alan Osmanlı Devleti döneminde, işçi örgütlenmesinin en gelişkin olduğu Selanik'te ilk defa 1909 yılında tütün, liman ve pamuk işçileri 1 Mayıs'ı kutladı.

İstanbul'da ise ilk defa Trablusgarp harbi, Balkan savaşları ve 1. Dünya Savaşı'nın ön günlerinde kutlandı. Bazı kaynaklar ilk kutlamaların 1910 yılında yapıldığını belirtse de, Osmanlı sosyalisti iştirakçi Hilmi'nin yayınladığı İştirak dergisinin 2. sayısında, ilk kutlamaların 1912'de Pangaltı'daki Belvü Bağçesi'nde yapıldığı yazılır.

YASAKLARA RAĞMEN...

1913 yılında, İttihat ve Terakki Cephesi, tüm işçi örgütleri ve eylemleri gibi 1 Mayıs kutlamalarını da yasakladı.

Savaş yıllarının ardından işgal kuvvetlerinin denetiminde, Osmanlı idaresi altındaki İstanbul'da kutlamalar tekrar 1920 yılında başladı. Haliç'te toplanan işçiler, Karaköy üzerinden Beyoğlu'na yürüdü. Trenler, tramvaylar, vapurlar çalışmadı. Türkiye Sosyalist Fırkası'nın Babıâli Caddesi'ndeki merkezine kızıl bayrak çekildi, gün boyu Enternasyonal Marşı çaldı. Bu kutlamalar işgal kuvvetlerinin, "amelenin iş bırakması ve tatil yapmasının askeri suç addedileceği ve faillerinin askeri mahkemede yargılanacağı" tehditlerine rağmen yapıldı.

Daha görkemli geçen 1922 yılındaki kutlamaların adresi Kağıthane oldu. Sultanahmet Meydanı'nda toplanan ve bando, mızıka eşliğinde yürüyüşe geçen işçi ve emekçiler, Galata'da başka bir grupla birleşip Kağıthane'ye yürüdü.

1923'TE İŞÇİ BAYRAMI İLAN EDİLDİ

1 Mayıs, 1923'te toplanan İzmir İktisat Kongresi'nde "İşçi Bayramı" olarak kabul edildi. Ancak bu kabul, hükümetler tarafından hayata geçirilmedi. 1923 1 Mayısı'nda İstanbul başta olmak üzere pek çok yerde, yerli ve yabancı işletmelerde işçiler greve çıktı.

Türkiye'nin "genç cumhuriyet"i, 1924 yılında kitlesel 1 Mayıs kutlamalarını yasakladı. Yasaklara rağmen, İstanbul'da, Türkiye Umum Amele Birliği Genel Merkezi önünde bir toplantı gerçekleştirildi.

YASAKLI YILLARIN ARDINDAN

1925'te çıkarılan "Takrir-i Sükun Yasası" ile 1 Mayıs kutlamaları uzun yıllar yasaklı hale getirildi. "İşçi Bayramı"nın adı da 1935 yılında çıkarılan bir yasa ile "Bahar ve Çiçek Bayramı" olarak değiştirildi. DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, o dönemde işçilerin aynı zamanda emperyalist işgale karşı da sokağa çıktığını ifade ediyor.

1960'lar ise işçi sınıfının ağırlığını giderek hissettirdiği yıllar olur. Eylemlerin kalbi İstanbul'da atar. İstanbul İşçi Sendikaları Birliği'nin 31 Aralık 1961'de Saraçhane'de düzenlediği ve 100 bin işçinin katıldığı mitingi, grevler izler. İşçi hareketi tarihinde özel bir yeri olan Kavel grevini 1965'te Zonguldak'ta 5 bin maden işçisinin Ankara yürüyüşü takip eder.

1976'DA ADRES TAKSİM

Onlarca yılın ardında İstanbul'da 1 Mayıs, 1975'te Tepebaşı Gazinosu'nda kutlanır. Foto muhabir Kadir Can, bir yıl önceki kutlamalar için şu notu düşüyordu: "Gençler 1 Mayıs Bahar Bayramı'nı Adalar'da oyunlar oynayıp piknik yaparak kutlamıştı."

Cumhuriyetin ardından ilk kitlesel kutlama 1976 yılında Taksim Meydanı'nda yapıldı. DİSK öncülüğünde toplanan işçiler, Beşiktaş'tan Taksim'e yürüdü.

DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, bu kutlamanın özel bir yeri olduğunu belirtiyor: "Bu kutlama şöyle bir etki yarattı. İşçiler ne kadar muazzam bir güce sahip olduklarını görüp, bütün duyularıyla hissettiler. Ve işçi sınıfının büyüklüğü, üretkenliği, güçleri birleşirse çok büyük şeyleri başarabileceğini hissettirdiler. Tabi ki egemenler bundan rahatsız oldu."

'77; KELEBEK SÜRÜLERİ

Taksim artık '1 Mayıs Alanı' olarak anılırken, Türkiye ve özelde İstanbul tarihinin en görkemli 1 Mayıs kutlaması, 1977 yılında gerçekleşti. 500 bin kişilik görkemiyle işçi sınıfı tarihinde yeri bambaşka olan 77 1 Mayıs'ı tanıklarından İsmet Yurtsever, o tarihi günü, o mahşeri kalabalığı bir "kelebek sürüsüne" benzetiyordu: "Nasıl ki, bir kelebek sürüsü çiçekten çiçeğe, oradan oraya nakış nakış akarlar, o gün Taksim'e çıkan yollar da öyleydi."

"Hayallerimiz vardı" diyen o zamanların tıp öğrencisi olan Doktor Mustafa Dağcı, o anı "1 Mayıs alanına geldiğimizde kendimize güvenimiz gelmişti" diye özetliyor.

30 YILLIK 'TRAVMA'NIN TARİHİ

Ancak '77 1 Mayıs, 30 yıllık bir "travma"nın da tarihi oldu. "Kemal Türkler konuştuğu sırada" diye anlatıyor Dağcı, "Bir silah sesi geldi." Bugünkü The Marmara Oteli olan Sular İdaresi binasının üstünden ateş açıldı. 34 emekçi kurşunlarla, ardından gelen izdihamda ezilerek yaşamını yitirdi. Tanıklarından Cafer Budak, alana tam girememesine rağmen panzerlerin insanların üzerine sürüldüğünü gördüğünü anlatıyordu. Kontrgerillanın, 12 Eylül askeri darbesine giden yolun taşlarını döşediği o gün tarihe 'Kanlı 1 Mayıs' olarak geçti.

"'77'de bu provokasyon sadece canımıza kast etmekle kalmadı" diyor Görgün, ekliyor: "Aynı zamanda işçi sınıfının sesini en iyi, en ortaklaşa duyurduğu kürsüsüne saldırı yapılmış oldu. Kürsümüz kana bulanmış oldu."

Hükümetler, katliamın faillerinin bulunacağı sözünü verse de hiçbir zaman ortaya çıkarılmadı. Görgün, "Devletin hiçbir kurumu ciddi bir araştırma yapmadı. Tam tersine katılanlar yargı önüne çıkarılıp yargılanmaya çalışıldı. 12 Eylül'de de karşımıza 'ihtilal provası' suçlamasıyla çıkarıldı."

12 EYLÜL YASAKLARI BAŞLADI

1 Mayıs kutlamaları, 1978'de yüz binlerce kişi tarafından yine Taksim Meydanı'nda kutlanırken, 1979'da Sıkıyönetim Komutanlığı, İstanbul'da miting yapılmasına izin vermedi, sokağa çıkma yasağı ilan etti. Ancak İstanbul sokaklarında yüzbinlere ulaşan rakamlarla 'korsan' kutlamalar yapıldı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra tüm Türkiye'de 1 Mayıs kutlamaları yasaklandı.

Türkiye'de IMF programının ilk adımlarından 24 Ocak 1980 kararları'nı izleyen 12 Eylül Askeri darbesi sonrası 1981 yılında da Milli Güvenlik Konseyi 1 Mayıs'ı tatil günü olmaktan çıkararak yasakladı. Darbeyi izleyen yıllar deyim yerindeyse "kuş uçmadı." Amerikan sendikacılığını temsil eden Türk-İş öncülüğünde 1 Mayıslar, 1986 yılına kadar "salon etkinlikleri" biçiminde 'kutlandı.'

İSTANBUL'UN 'KORSAN' 1 MAYIS'LARI

'87 1 Mayıs'ı İstanbul'da olaysız geçer, Emek Sineması'nda kutlama yapılır. Milliyet Gazetesi'nin 2 Mayıs 1987 tarihli sayısında, "Polisin olağanüstü güvenlik önlemleri gün boyu sürdü" diye yazar. İstanbul Edirnekapı'da üç kişi bir binanın duvarına pankart asar, Tozkoparan Endüstri Meslek Lisesi'nin duvarına "1 Mayıs kutlu olsun" yazan üç kişi ise gözaltına alınır. Ama o yılki 1 Mayıs'a, darbe şefi Kenan Evren'in sözleri damgasını vurur. "1 Mayıs komünistlerin işidir" diyen darbeci generalin "24 Temmuz İşçi Bayramı olsun" önerisi ise sıcak karşılanmaz.

Ancak, 1 Mayıs'ları yeniden konuşulur, tartışılır hale getiren darbe yıllarının hüküm sürdüğü koyu baskı koşulları altında 1986 yılındaki Netaş grevi olur. 93 gün süren ve bir dönüm noktası olan, 1980 sonrasının ilk grevi Netaş'ın ardından İstanbul 1 Mayıs'ları da hareketlenir.

Gazeteci Nadiye Gürbüz, "'86 Netaş grevi ile bahar eylemlerinin çok büyük etkisi olduğu" kaydını düşüyor. Nitekim "olaysız" geçen '87'den bir yıl sonra yasaklı Taksim Meydanı için yeniden mücadele başlar. '88 1 Mayısı'nda binlerce kişi Taksim Meydanı'na çıkmayı zorlar. Çatışmalar çıkar, yüzlerce kişi gözaltına alınır.

O zamanlar Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrencisi olan Hüsnü Fuat Uygur, "'88, '89, '90 ve '91 yılları Taksim'e çıkış muharebesi olarak geçti" diyor. "Yine Taksim'in zorlandığı '89 yılında Elmadağ tarafından Taksim'e girişi zorladık" diye anlatıyor Uygur. O yıl polisin açtığı ateş sonucu Tarlabaşı'nda Mehmet Akif Dalcı adlı işçi yaşamını yitirir.

Uygur, "'90 1 Mayıs'ı, '88 ve '89'a nazaran daha kitlesel geçti" diye anlatıyor. Yine Taksim Meydanı için binlerce kişi sokaklara dökülür. Ama önceki iki yıldan ayrımını ise şöyle koyuyor: "'88 ve '89 yılında polis, kitleyi Taksim'i yaklaştırmama taktiği izlerken 1990'da gözaltı furyası yaşandı. Taksim ve çevresinde ne kadar insan varsa gözaltına alındı."

Bazı rakamlara göre o gün 5 bin kişi gözaltına alınır. Uygur, gözaltına alındıklarında Yıldız Parkı'nın girişindeki spor salonuna götürüldüklerini anlatıyor, "Sadece 700 kişi oradaydık. Gayrettepe'deki Emniyet Müdürlüğü ise tamamen doluydu" diyor. O gün gözaltıların yanı sıra Gülay Beceren adlı eylemci de polis kurşunuyla felç olur.

Taksim muhaberesinin yaşandığı bir diğer yıl da 1991 olur. İlk defa katıldığı ve "unutmadığım" dediği '91 1 Mayıs'ını "Saraçhane'den yürüyüş yapılmıştı o yıl. Ama yürüyüş başlar başlamaz polis saldırdı" diye anlatıyor, o zamanlar lise öğrencisi olan gazeteci Nadiye Gürbüz. "Çok sayıda kişi gözaltına alındı" diyor ve ekliyor: "Ben de gözaltına alındım. Gayrettepe'ye götürdüler. Bir garajı dolusu insandık."

İSTANBUL'DA İLK 'İZİNLİ' 1 MAYIS

İstanbul'da ilk 'izinli' 1 Mayıs 1992 yılında bugünkü Gaziosmanpaşa Meydanı'nda kutlandı. "92 1 Mayıs'ı" diyor Gürbüz, "İzinli ve sendikaların katılımına rağmen önceki yıllara göre zayıftı."

1993 yılında 2000'li yıllardan sonra sıklıklı görüleceği gibi konfederasyonlar ayrışmaya gitti. Türk-İş, Çağlayan Meydanı'nda kutlarken, DİSK üyeleri ise Pendik'te miting düzenledi. Çağlayan mitinginde yine çatışmalar çıktı.

1994 yılında 1 Mayıs, yine 'izinli' olarak Çağlayan Meydanı'nda kutlandı. Ama yine çatışmalar çıktı. "İzinli olmasına rağmen pankartlardan çatışma çıkıyordu" diyor Uygur.

KADIKÖY'DE İSYAN GÜNÜ

İstanbul'da 1995 ve 1996 yıllarında 1 Mayıs kutlamaları Kadıköy İskele Meydanı'nda yapıldı. Ancak damgasını vuran '96 kutlamaları oldu.

150 bin kişinin katıldığı kutlamalar için yürüyüşe geçenlere Sögütlüçeşme güzergahında polis ateş açtı. Hasan Albayrak, Dursun Odabaş ve Levent Yalçın adlı işçiler yaşamını yitirdi. Ölümlerin duyulması üzerine önderliğini devrimci örgütlerin yaptığı binlerce kişi saatlerce polisle çatıştı. Kamu binaları, bankalar ateşe verildi. Gazeteler o günü, "Kadıköy`de büyük bir kitlesel isyan gerçekleşti" diye yazdı. Olayların ardından Kadıköy İskele Meydanı, 2005 yılına kadar 1 Mayıs kutlamalarına yasaklandı.

'97; ABİDE-İ HÜRRİYET CENDERESİ

Olaylı kutlamanın ardından '97 yılından 2004 yılına kadar Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı cenderesi başladı. "İlk gazeteciliğe başladığımda" diyor Gürbüz, "'97 1 Mayıs'ını takip ettim."

"Çiçeği burnunda" gazeteci şöyle anlatıyor: "Sendikaların çağrıcısı olduğu bir kutlamaydı. Ancak ilerici, devrimci güçler kortejlerin en arkasına bırakılmıştı. Polis, devrimci kurumlar girerken saldırdı."

Gürbüz gibi şimdiler de yaşamını gazeteci olarak sürdüren Hüsnü Fuat Uygur ise "Helikopter geçiyor üzerimizden, ama aramızda birkaç metre kalacak kadar. Zaten kitlenin paniklemesinde çok büyük etkisi oldu" diyor.

2004; YOL AYRIMI

Şişli Abide-i Hürriyet prangası 2004 1 Mayıs'ında kırıldı. 2004 yılında "DİSK, KESK ve devrimci güçlerin ayrışmasıyla" diyor Uygur, "Saraçhane'de kutlandı."

Atılım Gazetesi 4 Mayıs 2004 tarihli değerlendirmesinde "Saraçhane'de başlayan ve Yenikapı'ya kadar görkemli bir yürüyüşle tamamlanan 1 Mayıs kutlaması, ezilenlerin mücadele istek ve arzusunun somut bir ifadesi olarak açığa çıktı" şeklinde yazdı.

Değerledirmede, "DİSK ve KESK'in, Taksim'in meşruluğunu açık biçimde savunmasının devlete geri adım attırdığı" ifade edilirken, DİSK Genel Sekreteri Görgün, yol ayrımı için "önemli bir kırılma" diyor: "Taksim isteği tekrar daha kuvvetli bir biçimde dile getirildi." Yol ayrımının yaşandığı yıl Türk-İş yönetimi Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı'nda kutlamayı sürdürdü.

Yol ayrımı, yasaklı Kadıköy Meydanı'nı da açar. 2005 ve 2006 yıllarında Kadıköy mevzisini yeniden alınır, kutlamalar on binlerce kişinin katılımıyla yapılır. Bu aynı zamanda Taksim için yeniden geri sayımdır.

30 YIL SONRA YİNEDEN TAKSİM

Ve '77 1 Mayıs katliamının 30. yıl dönümü için toplumsal muhalefetin de desteğiyle DİSK, KESK, TTB ve TMMOB'un öncülüğünde yeniden irade kurulur, Taksim 'muhabereleri' başlar.

Katliamın 30. yılında 2007 yılında buluşma yeri Dolmabahçe, hedef Taksim'dir.
Polis on'arlı, yüz'erli, bin'erli grupları, silah, biber gazı, gaz bombası kullanarak durdurmaya çalışır. 100'den fazla kişi yaralanır. Valiliğe göre 580, diğer kaynaklara göre 700'e yakın kişi gözaltına alınır, İbrahim Sevindik adlı yaşlı bir vatandaş, gaz bombasından etkilenerek hayatını kaybeder.

İstanbul'u açık hava hapishanesine dönüştüren polis müdahalelerine rağmen, 2007 1 Mayıs'ı '77 1 Mayıs katliamının 30. yılında Taksim'de kutlandı. Katliamın meydana geldiği Kazancı Yokuşu'nda 3 bin kişi bir araya geldi. "Kaçak dövüşen" Türk-İş yönetimi ile bazı siyasi partiler Kadıköy İskele Meydanı'nı 'seçerken', 1 Mayıs Alanı Taksim'de "İşte Taksim, işte 1 Mayıs" sloganı yankılandı.

Sendikalar ve ilerici kuvvetler bir sonraki yıl için de adres olarak Taksim'i verdi. Hükümet, 2008 Nisan'ında, 1 Mayıs'ın "Emek ve Dayanışma Günü" olarak kutlanmasını kabul etti. Ancak Taksim'i yasaklama girişimi sürdü. Büyük bir irade çarpışmasına sahne olan o gün, ezilenler Taksim'i kuşattı. Görgün, "İstanbul o gün tam bir sıkıyönetim kenti haline getirildi" diye anlatıyor. "Sendikal tarihimiz boyunca" diyor Görgün, şöyle devam ediyor: "DİSK'e evimize, yatak odamıza diyelim, gaz bombasıyla, tazyikli suyla müdahale edildi. Ve bu bir vahşetti."

"O zaman da söz vermiştik Taksim'e çıkacağız diye" diyor Görgün. Nitekim bir yıl sonra 2009 yılında 1 Mayıs'ın 100. yılında öyle oldu. Valiliğin "makul sayı" dayatmalarına karşın Şişli'de çoğunluğunu işçilerin oluşturduğu 10 bin kişilik kortej Taksim Meydanı'na girdi. Alana giremeyen binlerce kişi ise Taksim etrafında çatışmayı sürdürdü. Görgün, "Taksim için, işçiler, emekçiler, devrimciler, sosyalistler mücadele ettiler. Ama Taksim'e çıkamayanların mücadelesiyle Taksim'e çıkıldı. Her sokak Taksim oldu o gün" diye belirtiyor.

"2010 yılına böyle gelindi" diyor Görgün. 2007 yılından başlayan mücadelenin etkisiyle Taksim Meydanı kazanıldı. 2010 yılında 1 Mayıs İşçi Bayramı, 300 bini aşkın işçi ve emekçi ile birlikte Taksim Meydanı'nda kutlandı.

VE 2011 1 MAYIS

2011 1 Mayıs'ına bu kazanımlarla gelindi. Şimdi hedef 1 milyon kişi. "Daha önce 1 Mayıs'lar medyada gerginlikler üzerinden yer aldı" diyor Görgün: "Bu yıl öyle görülüyor ki, çok daha büyük bir kalabalıkla, -1 milyon yüreğin katılımı hedefiyle hazırlanıyoruz- işçi sınıfının asıl sorunları gündeme getirilecek. Geçmiş yıllarda gündeme getirdiğimiz, ancak gündeme giremeyen sorunlarımızı getireceğiz."