ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Libya'dan dönüş çilesi

"Ne zaman ki gemilere bindik, eziyet o zaman başladı. 22 saatlik yolculuğumuz çok zor geçti. İnsanlar hastalandı, kustu, doktor koymuşlar gemiye ama ilaç yoktu. Bir çok insan hiçbirşey yememişti. Bize sadece bir parça bisküvi ve bir dilim ekmek üzerinde bir parça peynir verdiler. Komandoları vardı, sürekli insanlara hakaret ediyorlardı. Beni bir odaya alarak kelepçelediler."

Etkin Haber Ajansı / 24 Şubat 2011 Perşembe, 15:21

İSTANBUL- Bu sözler, Libya'dan Türkiye'nin gönderdiği feribotlarla gelen işçilerden birisine ait. Türkiye'nin şov yaparak gönderdiği feribotlar, Türk işçiler için tam bir "eziyet" olmuş. Libya'daki direnişçilerin kendilerine her türlü yardımı yaptığını, ancak "kudretli" dedikleri Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kendilerine değer vermediğini belirten işçilerden İmam Sezer, 22 saatlik eziyetli yolculuğu ETHA'ya anlattı.

Kaddafi'ye karşı ayaklanmanın ve kanlı çatışmaların olduğu Libya'daki yaklaşık 3 bin Türk vatandaşı, iki feribotla dün gece Türkiye'ye getirildi. Libya'ya çalışmaya giden işçi İmam Sezer de bunlardan birisiydi. Sezer, Libya'da yaşadıklarını, tahliye edilmeyi bekleyişlerini ve yolculuğu ETHA'ya anlattı.

'FİRMALARA ZARAR VEREN İSYANCILAR DEĞİLDİ'

Libya'da çatışmaların en yoğun yaşandığı Bingazi'de çalıştığını belirten Sezer, Kaddafi döneminde halkın aç olduğunu, yiyecek, içecek bulma sıkıntısı yaşadıklarını söyledi.

Ülkedeki yabancı firmaların şantiyelerini yakanların ya da zarar verenlerin isyancılar olmadığını belirten Sezer, şöyle konuştu: "Libya'da firmaların şantiyelerine zarar veren isyancılar değildi. Mesela benim kaldığım yerde Nijeryalılar, Ganalılar maaşlarını alamamışlardı ve bunun üzerine daha biz kampı terk etmeden kampı yağmalamaya başlamıştı.

Bir de iç savaşlarda kamulaştırma denen bir durum vardır. İsyancılar şantiyelere gittiklerinde araçları veya ihtiyaçları olan bir şeyleri istiyorlardı. Verilmediği durumda ise zor kullanarak alıyorlardı. Ayrıca Libya'nın askerlerini Nijeryalılar, Ganalılar oluşturuyordu. Libyalılar da bu yüzden onları sevmiyorlardı. Gösterdikleri şiddet eğilimi de onlara karşı oldu. Onları yaraladılar, öldürdüler."

İSYANCILAR TÜM İHTİYAÇLARIMIZI KARŞILADILAR

Sezer, isyanın patlak vermesinin hemen ardından Türkiye'ye dönmek için havaalanına gittiklerini, ilk günlerde iki uçak kalktığını ancak daha sonra uçuşların yasaklandığını belirtti.

Bunun üzerine iki gün boyunca havaalanında beklediklerini söyleyen Sezer, Libya'da çıkan isyanın nedeninin ise Kaddafi döneminde halkın yiyecek, içecek, giyecek gibi sıkıntılar çekmesi olduğuna işaret etti.

İsyancıların konsolusluk temsilcileriyle birlikte havaalanına geldiğini ve liderlerinin kendilerine bir konuşma yaptığını söyleyen Sezer, "Liderleri bizi çok sevdiklerini ve bize zarar vermeyeceklerini açıkladılar. Havaalanında bize zarar gelebileceği endişesiyle önce bizi hangar diyebileceğim bir yere götürdüler. Orada bir gün kaldıktan sonra stadyuma... Yiyecek, içecek, battaniye, yorgan ve hatta döşek olmak üzere tüm ihtiyaçlarımızı karşıladılar" dedi.

HANGİ AKLA HİZMETSE KIZILAY KURU GIDA GÖNDERMİŞ

Sezer, şöyle devam etti: "Mesela, Kızılay bize ilk uçakla yiyecek göndermişti. Havaalanında nasıl şartlar altında olduğumuz az çok düşünülebilir ve Kızılay bize kuru kumanya göndermişti. Bu kadar aptalca ve salakça bir davranış olabilir mi? Kuru fasulye, mercimek, nohut gibi şeyler. Ben bunu ne yapacağım, benim orada mutfağım yok ki, pişirecek bir şeyim yok ki elimde. Ben orada esirim ya. Daha sonra bunu düzelttiler ve 'biz işte şantiyelerdekilere göndermiştik de, yanlışlıkla dağıtılmış da' demeye başladılar.

İnanın ki oradaki isyancılar bize karşı daha iyiydi. Biz paramızı orada taksicilere veriyorduk ve onlar bize birşeyler bulabilmek için ellerinden geleni yapıyorlardı. Sigaramız bittiğinde ve oradaki isyancılara veya yiyecek dağıtanlara bize sigara getirin dediğimizde cebindekini çıkarıp veriyordu. Karşılığında para vermek istediğimizde almıyorlardı. Arabalarıyla bizi markete götürmelerini istediğimizde yapıyorlardı. Yardımlarını hiç esirgemediler ve sıkıntı çekmedik."

İSYANCILAR: OLMASI GEREKENLER VARDI, BUNU YAPTIK

Daha sonra stadyumdan limana yakın bir yere götürüldüklerini söyleyen İmam Sezer, isyancıların liderlerinin burada kendilerine şu açıklamalarda bulunduğunu belirtti: "Bizler kötü insanlar değiliz ve sizlere zarar vermek gibi bir düşüncemiz yok. Sizler Libya'nın gelişimde önemlisiniz. Canınız bizim için önemli. Burada olması gerekenler vardı ve biz bunu yaptık."

'EZİYET GEMİLERDE BAŞLADI'

Bir an önce ülkelerine dönmek için heyecanla gemilerin gelmesini beklediklerini kaydeden Sezer, ancak zor bir yolculuk yaptıklarını anlattı: "Ne zaman ki gemilere bindik, bizim sıkıntı ve eziyet o zaman başladı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti tüm işçilerin gözünde kudretli ve bizi kurtaracak gözüyle bakıyorduk. Ancak yolculuğun başlamasıyla birlikte bu düşüncelerimiz değişti.

Bizim 22 saatlik yolculuğumuz çok zor geçti. İnsanlar hastalandı, kustu ve doktor koymuşlar gemiye ama ilaç yoktu. Bir çok insan gemiye binmeden önce Kızılay bize yardımcı olur düşüncesiyle hiçbirşey yememişti. Gemiye bindiğimizde ise hayal kırıklığına uğradık. Bize sadece bir parça bisküvi ve bir dilim ekmek üzerinde bir parça peynir verdiler. Bunun üzerine insanlar isyan etti. 'Bu mudur? Bizim devletin gözündeki değerimiz bu kadar mı?' diye. Gemi personelinin insanlara davranışı da çok kabaydı ve salt komandoları vardı, sürekli insanlara hakaret ediyorlardı. Beni bir odaya alarak kelepçelediler mesela, fikirlerimi söylediğim için ve bir daha düşündüklerimi söylememem için uyardılar."

'BİZİM ÜZERİMİZDEN ŞOV YAPMAYIN'

Marmaris'e gelmeleriyle birlikte gemiye Ulaştırma Bakanı ve Sağlık Bakanı'nın bindiğini belirten İmam Sezer, "Onlara biz ciddi anlamda tavrımızı koyduk. 'Bizim üzerimizden şov yapmayın, sizler devletin temsilcileri olarak bizim yanımızda değilsiniz ve bize yaşattığınız sıkıntılarla verdiğiniz değeri gördük, yaşadık' diye. Sağlık Bakanı Akdağ, 'Ya böyle mi olması gerekirdi? Biz sizi kurtardık ve sizin bize teşekkür etmeniz gerekirdi' dedi. Bizler de 'hiçbir şekilde size teşekkür etmiyoruz, bunu hak etmiyorsunuz' dedik. Arkalarına dahi bakmadan dönüp gittiler" dedi.