ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

İletişimde rant savaşı mı sağlık mı?

20 milyar dolarlık büyüklüğüyle iştah kabartan mobil iletişim sektörü, bugünlerde Danıştay'ın baz istasyonları yönetmeliğinin iptalini konuşuyor. Sektör büyük olunca tartışması da kolay kolay durulmuyor.

Etkin Haber Ajansı / 18 Şubat 2011 Cuma, 11:42

MURAT SELENOĞLU- İletişim teknolojisindeki gelişme öylesine hızlı ki; neredeyse görüntülü konuşma bile de-mode olacak. Ama bu baş döndürücü gelişmenin yaşandığı sektörün, Türkiye ayağında bugünlerde keskin bir tartışma yaşanıyor. Danıştay, baz istasyonları yönetmeliğini iptal etti. Karara göre şehir merkezindeki mantar gibi türeyen baz istasyonlarının sökülmesi gerekiyor. Ancak bu o kadar kolay olmayacak.

HER YIL 17 MİLYON CEP İTHAL EDİLİYOR

Türkiye'de 1999 yılında her 100 kişiden sadece 11'inde cep telefonu varken bu rakam 2008 yılı sonunda 93 kişiye ulaştı. Haziran 2010 rakamlarına göre Türkiye'de 136 milyon cep telefonu bulunuyor. Her yıl 17 milyon telefon ithal ediliyor. Cep telefonu sayısındaki artışa paralel olarak, baz istasyonları sayısında muazzam bir artış yaşandı. Ancak insan ve çevre sağlığına yönelik olumsuz etkisi nedeniyle sık sık davalar açıldı. Yargıtay, yerleşim bölgelerindeki istasyonlarının şehir dışına taşınmasına hükmetti. Art arda gelen yargı kararlarının ardından GSM şirketleri "kamuflaj" yolunu seçti.

Ağaç tipi, baca tipi derken 4 Eylül 2009'da Ankara'da ortaya çıkan bir gizli baz istasyonu "pes doğrusu" dedirtti. Bir GSM şirketi, apartmana yerleştirilen baz istasyonu mahkemelik olunca "çözümü" bir daire kiralayarak istasyonunu yatak odasına gizledi. Hal böyle olunca kimi bölgelerde halk, "ölüm istasyonlarına" kendi adaletini uyguladı. Baz istasyonları parçalandı, kullanılmaz hale getirildi. Hatta, İstanbul Sultangazi'de 6 kişi, "baz istasyonuna zarar verdikleri" gerekçesiyle tutuklandı.

Gündemden düşmeyen baz istasyonları tartışması Danıştay'ın son kararıyla yeniden alevlendi. Çevre Mühendisleri ve tüketici örgütlerinin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun 'Baz İstasyonu Yönetmeliği'ne karşı açtığı davada Danıştay, yönetmeliğin yürütmesinin durdurulmasına ve iptaline hükmetti.

'RANT SAVAŞI'

Danıştay'ın iptal kararına en sert tepki Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer'den geldi. Acarer, "rant savaşı" dedi, meslek ve tüketici hakları örgütlerini hedef aldı. Türkiye'deki baz istasyonu tartışmasının yüzde 60'ının "rant savaşlarından" kaynaklandığını savunan Acarer, "Belirli grup ve sivil toplum örgütlerinin de bu işten çıkar temin etme çabaları var" iddiasında bulundu.

BTK Başkanı Tayfun Acarer, ""Bu şekilde mobil iletişim yapılmaz. Avrupa'dan dört kat daha fazla güvenliyiz. Millet ya anlamıyor ya anlamak istemiyor. Almanya, İspanya veya Fransa'da bu tip tartışmalar olmuyor. İstasyonları sökmek çözüm değil. Haberleşme bittiğinde ne olacak? Özellikle yerel idareler bunun altından nasıl kalkacak? İnsanlar dava açarsa ne olacak? Anayasada haberleşmenin bir hak olduğu yazarken bunlar iptal mi olacak? Fikrini söyleyen herkes uzman değil. Konunun dışındaki insanlar yüzünden olumsuz kararlar alınıyor" dedi. Acarer, Danıştay'ın baz istasyonlarıyla ilgili yönetmeliğin yürütmesini durdurmasına ilişkin kararını tekrar Danıştay'a götüreceklerini savundu.

BÜYÜK RANT

BTK Başkanı Acarer'in keskin ve sert çıkışının nedenini anlamak için sektörün parasal hacmine veya kendi deyimiyle "rant" pastasının büyüklüğüne bakmakta yarar var. Çevre Mühendisleri Odası Genel Başkanı Murat Taşdemir, "Türkiye toplam bu işe 20 milyar dolar para harcadı. Toplam cep telefonları faturaları ile Türkiye'nin bu işe ödediği para 400 milyar dolar" diyerek pastanın büyüklüğünü tarif ediyor.

Türkiye'de şu an 136 milyon cep telefonu, 66 milyon mobil abone bulunuyor. Her yıl 17 milyon telefon ithal ediliyor. İthal edilen telefonun bedeli her yıl için 2 milyar dolar. BTK Başkanı Acarer, son açıklamasında ise Türkiye'de 1,5 yıl önce hayata geçen yeni nesil 3G'de sadece 17 milyonluk aboneye ulaşıldığını söylüyor. "3G'de bütün dünyada 17 milyonluk abone sayısına 4 yılın sonunda ancak ulaşılabildi. Çünkü bizim 3G'ye geçişimizde zamanlama çok önemliydi. Geçen yıl Türkiye'ye 16 milyon telefon girdi. Bunların hepsi 3G. Telefon sayısı bu yıl 17-18 milyona çıkacak. Yolcu beraberinde gelen, hediye gönderilen telefonlar da var. Bunların sayısı 1 milyonu geçiyor" diyor.

VERGİ RANTI DA DEVLETE

İletişim sektöründe pazarın büyüklüğünün yanında devletin bu işten elde ettiği kar da muazzam. Ekonomi yazarı Süleyman Yaşar, "Hazine'nin yayınladığı Ekim (2009) ayı verilerine göre, vergi dışı gelirler içinde cep telefonlarından alınan Hazine payı 2009'un 10 aylık döneminde 1,3 milyar liraya ulaştı. Ayrıca bu yıl üçüncü nesil GSM ihalesinden 1,7 milyar lira gelir elde edildi. Böylece cep telefonlarından elde edilen vergi dışı toplam gelir 3 milyar liraya ulaştı" diyor. Bunun bir de özel iletişim vergisi var. Konuşma bedelleri üzerinden yüzde 25 oranında özel iletişim vergisi alınıyor. 2009 yılında özel iletişim vergisinden 3,2 milyar lira kaynak sağlandı. Ancak sadece bu değil. Özel iletişim vergisi yanında her konuşma bedelinden yüzde 18 oranında katma değer vergisi tahsil ediliyor. Eylül 2009'a kadar alınan toplam KDV tutarı 2,3 milyar liraya ulaştı. Yaşar, "Anlayacağınız devlet kolayını bulmuş, vatandaşını cep telefonuyla konuşturup hem ne yaptıklarını öğreniyor hem de para kazanıyor" diyor. 2009 yılında devletin iletişim sektöründe elde ettiği toplam miktarın ise 12 milyar TL olduğu tahmin ediliyor.

GSM BİRLİĞİ: BAZ İSTASYONLARI SAĞLIĞI TEHDİT ETMİYOR

Konunun bir başka ve en tartışmalı yönlerinden biri de çevre ve insan sağlığı. Zaten itirazların büyük çoğunluğu da bu noktalardan geliyor.

Ancak GSM Birliği (GSMA) Araştırma Direktörü Jack Rowley, her ülkede baz istasyonlarının uluslararası standartları olduğunu belirterek, "Bu standartlar hem cihazlar, hem de yaydığı elektromanyetik dalgalar için belirlendi. Baz istasyonlarının yaydığı elektromanyetik dalgaların standartlarının limit değerleri Türkiye'de, diğer ülkelerle kıyaslandığında çok daha düşük. Türkiye'de bir risk görmedik" diyor. Rowley, hiçbir konudan yüzde 100 emin olunamayacağını ancak baz istasyonlarının sağlığa etkisinin bilim insanlarına bırakılması gerektiğini ifade ederek, sağlıkla ilgili henüz bir bilimsel bulguya rastlanmadığını ileri sürüyor.

SAĞLIK BAKANLIĞI'NDAN ZARARLI RAPORU

GSM Birliği'nin iddiasının aksine insan ve çevre sağlığını olumsuz etkilediğine ilişkin, uzmanlar, meslek örgütleri ve TÜBİTAK'ın rapor ve değerlendirmeleri bulunuyor. Ancak en güncel rapor 1 Şubat 2011 tarihinde Sağlık Bakanlığı'ndan geldi.

Sağlık Bakanlığı bünyesinde oluşturulan "Elektromanyetik Alanların Sağlık Etkilerini Değerlendirme Alt Kurulu"nun hazırladığı raporda acil durumlar dışında cep telefonu kullanılmaması ve mümkün olan her durumda cep telefonu yerine kablolu sabit telefonların kullanılması tavsiye ediliyor. Cep telefonu ile yapılan görüşmelerin mümkün olduğu kadar kısa tutulması, numara çevrildikten sonra hat bağlanıncaya kadar telefonun vücuttan uzak tutulması isteniyor. Cep telefonuna gelen arama olduğunda ya da arama yapılması gerektiği durumlarda, bağlantı kurulduktan sonra cep telefonunun kulağa tutulması ile elektromanyetik radyasyona maruz kalmanın önemli ölçüde azaltılacağı ifade ediliyor.

BTK'nin GSM Birliği'nin bunları görmezden gelerek açıklama yaptığını belirten Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Taşdemir, 1 Şubat'ta Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan rapora işaret ediyor. Oda, "1 Şubat 2011 tarihinde Sağlık Bakanlığı tarafından cep telefonları ve insanlar üzerindeki olumsuz etkileri ile ilgili yayımlanan rapor sizin elinizden çıkmadı mı? Cep telefonları tehlikeli de baz istasyonları tehlikeli değil mi?" diye soruyor.

BAZ İSTASYONLARI NE KADAR ZARARLI?

Baz istasyonlarının kaldırılmasına karşı çıkanların savunusuna en büyük argüman, baz istasyonlarının yaydığı manyetik alanın bir mutfak robotunun veya elektrikli battaniyeden daha fazla olmadığı görüşü. Bilimsel çalışmalar bu savunuyu söyleyenleri destekliyor ancak bir eksik. O eksikliği ÇMO Başkanı, "sürekli maruz kalma etkisi" diye açıklıyor.

"Mutfak robotu 30 saniye çalıştırılır, ama baz istasyonu 7 gün 24 saat çalıştırılıyor. Baz istasyonunun yaydığı manyetik alana sürekli maruz kalıyorsunuz. Yani etki de katlanarak artıyor" diyor. Hatta öyle ki, bazı çalışmalara göre hastanelerin yakınlarına kurulan baz istasyonları tahlil sonuçlarını dahi etkiliyor.

Taşdemir, bir başka ilginç noktaya da işaret ediyor: "Düşünün Sağlık Bakanlığı, (raporu kastederek) cep telefonun yatarken bir metre öteye koyun diyor, bir başka kurum ise, binlerce cep telefonunu manyetik alanın yayan istasyonu zararsız diyor. Ulaştırma Bakanlığı'nın bir kurumu olan BTK, Sağlık Bakanlığı rant peşindedir mi demek istiyor?" diye soruyor.

YARGITAY'DAN 35 BİN İSTASYONA SÜRGÜN KARARI

Tartışma yaratan Danıştay'ın iptal kararından daha önce Yargıtay'dan zaten benzer kararlar gelmişti. Yargıtay, yönetmeliğe uygun olarak kurulmuş olsa da baz istasyonunun, uzun zaman içinde insan sağlığını olumsuz etkilediği gerekçesiyle yerleşim yerlerinden uzak bir yere taşınması gerektiğine karar vermişti. Karar, 35 bin baz istasyonunu ilgilendirdiğinden sektörün oyuncularından yine aynı şekilde itirazlar yükselmişti.

BAZ İSTASYONLARININ 20 BİNİ KAÇAK

Türkiye'de şu an 45 bin 900 baz istasyonu olduğu tahmin ediliyor. Tahmin ediliyor çünkü Ankara'da yatak odası örneğinde olduğu gibi kaç tane böyle baz istasyonu kurulduğu bilinmiyor. ÇMO Başkanı Taşdemir, "Türkiye'de 45 bin baz istasyonunun en az 20 binden fazlası kaçak yapıdır. Bunların bir önce Danıştay kararına göre sökülmesi gerekir. Eğer sökmezlerse biz de gider gece yarısı onları sökmeyi biliriz" diyor.