ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

CHP Batum gibi mi düşünüyor?

CHP'nin yeni genel sekreteri Süheyl Batum, Anayasa'nın değiştirilemez 3. maddesinin değiştirilmesini ve 'anadil' kavramından vazgeçilerek Türkçe'nin 'resmi dil' olarak tarif edilmesini istiyor. MGK'ya kuvvet komutanlarının katılımına karşı çıkıyor. Peki Süheyl Batum'lu CHP?

Etkin Haber Ajansı / 09 Kasım 2010 Salı, 12:23

ŞENOL GÜRKAN- CHP'de Genel Sekreterlik devir teslim töreni yapıldı. Prof. Dr. Süheyl Batum, görevini Önder Sav'dan devralırken CHP'nin yeni rotası tartışmaları hız kazandı. Anayasa'nın değiştirilemez 3. maddesinin değiştirilmesini ve 'anadil' kavramından vazgeçilerek Türkçe'nin 'resmi dil' olarak tarif edilmesini savunan Süheyl Batum'lu CHP, KCK davasında 'bilinmeyen dil' ilan edilen Kürtçe konusunda ne düşünüyor? Milli Güvenlik Kurulu'nu ne yapmalı? MGK'ye sadece kuvvet komutanlarının katılımı engellenmeli ve MGK 'danışma organı'na mı dönüştürülmeli? Eski CHP, HSYK'da değişikliğe 'Hayır' demişti, yeni CHP Süheyl Batum gibi mi düşünüyor?

"SÜHEYL BATUM'LU CHP", ÇÜNKÜ...

"Süheyl Batum'lu CHP", çünkü Batum TÜSİAD'ın 2001 tarihli 'Türkiye'de Demokratikleşme Perspektifleri ve AB Kopenhag Siyasal Kriterleri-Görüşler ve Öncelikler' raporunu hazırlayan akademisyenlerden biri. Süheyl Batum'un Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı iken Seyfettin Gürsel ile birlikte hazırladığı rapor, TÜSİAD'ın 1997'de Prof. Dr. Bülent Tanör'e hazırlattığı 'Türkiye'de Demokratikleşme Perspektifleri' raporu kadar tartışmalı. Raporda anadilde eğitimden seçim barajına, Milli Güvenlik Kurulu'ndan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na kadar pek çok maddede önemli değişiklik talepleri mevcut.

ANA DİLDE EĞİTİMDE İKİ YÜKÜMLÜLÜK

"anadilde eğitim konusunda iki yönlü bir yükümlülük söz konusudur. Herşeyden önce, Devlet, her türlü engelleyici ve kısıtlayıcı hukuksal düzenlemeleri kaldırmak zorundadır. Ancak, bunun yanı sıra, 'eğitim hakkı' kapsamında, bir de Devletin, talebe göre anadilde eğitime destek olması ve bizzat pozitif edimlerde bulunması gereklidir" denilen raporda kültürel haklar konusunun, günümüzde, Avrupa ülkelerinin 'ortak hukuksal malvarlığı' olduğunun altı çiziliyor. "Nitekim bu alanda, İspanya, Belçika gibi ülkelerin yanı sıra Fransa gibi, 'azınlık' ve 'azınlık hakları' kavramını benimsemeyen (ve Anayasa Konseyi kararında da bunu yansıtan) ülkelerde dahi, 'farklı kültürlerin', 'farklı dillerin' öğretilebilmesine, 'resmi dil' ve 'eğitim sisteminde resmi dilin kullanılması' anlayışını ortadan kaldırmayacak biçimde, imkan tanınmaktadır" deniliyor.

TÜRKÇE 'ANADİL' DEĞİL 'RESMİ DİL' OLMALI

Bu kapsamda "her şeyden önce, Anayasa'da gerekli değişiklikleri yapmanın zorunluluğunu" ifade eden ve Anayasa'nın değiştirilmesi dahi teklif edilmez olan ilk 3 maddesinden üçüncüsünün değiştirilmesini teklif eden Batum'un raporunda şu ifadeler yer alıyor: "Bu alanda, 'anadil' ile 'resmi dil (Anayasa, madde 3 ve madde 42)' arasındaki ayırımın belirginleştirilmesi ve 'resmi dil' kavramının korunması, Anayasa'nın 3. maddesindeki 'dili Türkçedir' ve 42. maddesindeki 'anadilleri' kavramlarının 'resmi dil' olarak değiştirilmek suretiyle korunması, ancak diğer Anayasal ve yasal düzenlemelerin değiştirilmesi, 42. maddenin 9. fıkrasında, 'Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına anadilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez' hükmünün değiştirilmesi gereklidir."

HSYK'DA MEVZUAT DEĞİŞİKLİĞİ ZORUNLU

"Mevcut seçim sistemi yönetimde istikrara olumlu bir katkı yapmayıp aksine istikrarsızlık kaynaklarını arttırırken, temsil adaletiyle de bağdaşmayan özelliklere sahiptir" denilen ve yüzde 10 barajının kaldırılması istenen raporda anadilde eğitimden sonra en dikkat çekici talepler Milli Güvenlik Kurulu'nun yapısı ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile ilgili. CHP'nin referandumda anayasa değişikliğine 'Hayır' demesinin altındaki en önemli nedenlerden biri, HSYK değişikliğiydi. Süheyl Batum, CHP'nin aksine "Hakimler ve Savcılar Kanunu, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu dahil ilgili tüm mevzuatta gerekli değişikliklerin yapılmasının zorunlu" olduğunu ifade ediyor.

KUVVET KOMUTANLARI MGK'YA KATILMAMALI

Batum, MGK ile ilgili ise şu çarpıcı değişiklik önerisini ortaya atıyor: "Genelkurmay Başkanının, Silahlı Kuvvetlerin komutan sıfatıyla, tüm silahlı kuvvetleri temsilen, Kurul'a tek başına katılması ve milli güvenlik, milli savunma konularında görüş ve bilgilerini aktarması öngörülebilir. Bunun dışında, gündem gerektirdiği takdirde, Kurul toplantılarına ilgili Bakanlar, diğer Kuvvet Komutanları ve ilgili kişiler de çağrılabilmelidirler." Batum, bu önerisini, "sivil üye adedinin arttırılmasına yönelik bu düzenleme önemli olmakla birlikte yeterli değildir" görüşüyle gerekçelendiriyor. "Anayasa'nın 118. maddesinin değiştirilmesi ve Danışma Kurulu niteliğinin vurgulanması"nın da gerekli olduğunu ifade eden Batum, "Bu suretle, Kurul'un fiili konumu, Türk siyasetindeki yeri bir yana bırakılıp, hukuksal konumunun bile, bugünkü görünümü ile olduğu gibi, Avrupa Birliği standartlarının dışında kalması engellenmiş olacaktır" diyor.

'MİLLİ GÜVENLİK' KAVRAMI ÇOK GENİŞ

Batum'un 'milli güvenlik' kavramının kapsamına da itirazı var: "Bu hususta, özellikle Kanun'un 1. maddesinin a bendindeki milli güvenlik kavramının, şimdiki düzenlemede olduğu gibi, 'milletlerarası alanda siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik dahil bütün menfaatlerinin korunması' biçiminde çok geniş bir alanı kapsamasını engelleyecek bir tanım getirilmelidir. Ve sadece, milli savunma ve ülkenin bütünlüğünü hedef alan terör faaliyetleri, Kurul gündemine girmelidir. Bunun dışında yer alan konuların, 'milli güvenlik' kavramının geniş tutulması yolu ile Kurul gündeminde yer alması, sadece uluslararası platformda değil, Türkiye'de dahi siyasal iktidarın siyasal, sosyal, ekonomik tüm kararlarında, Milli Güvenlik Kurulu'nun etkili olduğu görünümünü vermekte ve bu beklentiyi yaratmaktadır." Batum, ayrıca MGK Genel Sekreterliği'nin görevlerinin Başbakanlığa devredilmeni savunuyor.

İHTİYAÇ BÜYÜK BİR SİYASİ DÖNÜŞÜM

Altında CHP'nin çiçeği burnunda genel sekreteri Süheyl Batum'un imzasının bulunduğu rapor şu 'sonuç'la noktalanıyor: "Türkiye'nin gelişmiş ülkeler arasında yerini alması için, sağlıklı işleyen ve yönetebilen bir demokratik siyasal düzen kurmaya ihtiyaç duyduğu açıkça görülmektedir. Günümüz dünyasında saygın bir ülke olmanın önkoşulu, ülke içinde vatandaşlarına hak ve özgürlüklerle örülü siyasal ve sosyal bir ortam sunmaktır. Ülkemiz demokratik toplum olma yolunda önemli adımlar atmıştır. Fakat, bu çalışmada da ele alındığı gibi atılması gereken daha çok adım vardır. Vatandaşlarımız bu adımları atacak istek ve potansiyele sahiptir. İhtiyaç duyduğumuz en önemli şey bu taleplerin siyaseti etkilemesi ve büyük siyasi dönüşümün hayata geçirilmesidir. Türkiye'nin çağdaş demokratik standartları yakalaması Türk insanının hakkıdır ve bu amaç ülkemiz için bir onur meselesi haline getirilmelidir."