ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

'Güzel öldüler' demek kolay

Karaelmas diyarında acının tarifsizleştiği bir başka adres Engin Düzcük'lerin evi. Onların da "kaderi" Dursun Kartal ailesi ile aynı. Belki de sözcüklerin yetmediği isyanı şu sözler anlatıyor: "İşin acısı biz birşey yapamıyoruz, öylece bekliyoruz. Elimiz kolumuz bağlı. Ama elinden gelenler de birşey yapmıyor."

Etkin Haber Ajansı / 26 Ekim 2010 Salı, 11:45

MURAT SELENOĞLU (Zonguldak'tan bildiriyor)- Zonguldak'ın Saltukova beldesini ikiye ayıran Bartın karayolunun diğer yakasında bir başka feryat yükseliyor. "Gözlerini kulaklarını kapattılar 5 ay böyle geçti. Sonra 'sabır' dediler. Sabrımızı mı deniyorlar anlamadım ki...." Sarıkum mahallesi 47 numaralı evde, Hayriye Düzcük, eşi Engin Düzcük'ün 5 aydır çıkarılmamasına böyle isyan ediyor.

5 GÜN DEĞİLKİ...

Büyük facianın ardından 5 ay geçmesine rağmen cenazeleri bile çıkarılmayan Dursun Kartal'ın ailesinin ardından Engin Düzcük'ün evine gidiyoruz. Evde büyük bir sessizlik, "sanki çıkıp gelecek..."

Düzcük ailesinin üç çocuğunun en küçüğü Engin Düzcük. 31 yaşında, 7 yıllık evli. Biri 3 yaşında Sıla, diğeri 8 yaşında dünyalar güzeli iki kızları var. Beyza, yaşananların farkında. Eve girer girmez, yukarıya kaçıyor, ağlamaklı. Eşi Hayriye Düzcük, artık "onlar için" diyor ama eşinin ne yokluğuna ne de acısına alışabilmiş.

Engin Düzcük, bir fabrikada çalışıyordu. Yemekhanesinde çalışmak istedi. Ama olmadı. Ardından madende çalışmaya başladı. 7 aydır maden ocağında çalışıyordu, sonra da o facia...

Facianın ardından sadece ilk günlerde gelip gidenler olmuş. Sonra Düzcük ailesini ne arayan ne de soran olmuş. İhale yapıldığını bile gazetecilerden öğrenmişler.

Eşi Hayriye Düzcük, "Gitmediğimiz yer kalmadı. 5 ay oyaladılar. Gözlerini, kulaklarını kapattılar. 5 ay böyle geçti. Sonra 'sabır' dediler. Sabrımızı mı deniyorlar anlamadım ki? 5 gün değil ki 5 ay. Orada insanları tutmanın bir anlamı yok ki. bir günlük birşeyse neden bu kadar zamandır beklendi? Karadon müessesesi bize '1 ay bekleme süremiz oldu' dedi. Bekleme hakkını kendilerinde görüyorlar, yani hatalarını kabul ediyorlar. İhale olmuş, siz söylediniz. Bize hiçbirşey söylemiyorlar. İşte sizin gibi gazeteciler söylüyor. En azından bize, 'biz onlara ulaşacağız' desinler" diye sözlerine başlıyor.

İNSAN ACIYA ALIŞIYOR DA

Hayriye Düzcük 5 ayın nasıl geçtiğini şöyle anlatıyor: "Beklemekle geçti, acılarla geçti. Her an haber bekledik ama hiç gelmedi. İnsan acıya alışıyor da bizimkisi başka. Bizimkisi yerin 700 metre altında. İşin acısı biz birşey yapamıyoruz, öylece bekliyoruz. Elimiz kolumuz bağlı. Ama elinden gelenler de birşey yapmıyor."

ÖLÜSÜNE BİLE HASRETİZ

"Bazı şeyleri anlatamıyorsun ki? İnsan acıyı anlatamaz ki" diyor ve ekliyor: "Ölmesi kader tamam. Zonguldak'ın kaderi diyorlar. Tamam, bulunamaması da mı kader? 5 ayın hesabını versinler. Bu da kader desinler. Kader desinler 5 ay bu yüzden bekledik desinler. Bazı şeyleri insan söyleyemiyor ki. Çok şey var aslında söyleyecek."

Söz dönüp dolaşıp 33 madencinin 69 günde sapasağlam kurtarıldığı Şili'ye geliyor. Hayriye Düzcük o anları şöyle anlatıyor: "Halimizden utandım. Onlar canlısını çıkardılar, biz ölüsünü bile çıkartamıyoruz. Kıskandım. Oradaki sevinci kıskandım, insanların kucaklaşmasını kıskandım. Biz ölüsüne hasretiz, onu bile çok gördüler. Ne diyeyim ki?

İnsana verilen değeri görüyoruz işte. Şili'de işçi çıkarken, 'işte bu iş güvenliği' dedi. Onlar orada 69 gün kalmış gibi değillerdi. Taşeronda çalışıyordu. Koşulları çok kötüydü. Gece 1'de geliyordu bazı zamanlar. Yeraltında gaz varmış, her zaman soluyorlarmış. Bu insanların canı yok mu? İşte insanlara verilen değer bu. Eski çalıştığı yerde yemekhaneye giremedi. İş yok mecburen madende çalışmaya başladı."

ONLAR ÖLDÜ NE OLDUYSA OLDU MU?

Çalışma Bakanı'nın, "Bizde olsa üç günde çıkartırız" sözlerini hatırlatıyoruz. "O aynı adam patlamanın ardından, 'güzel öldüler' dedi. Şimdi de üstüne basa basa bunu söylüyor. Bu kadar da olmaz ki. 'Onlar öldü de ne olduysa oldu, biz yolumuza gidelim mi' demek istiyorlar. Bu laftan başka ne anlaşılır ki? Ama benim eşim yatıyor orada. Orada olması beni rahatsız ediyor. Mezarda olması gerekirken orda bekletmenin ne anlamı var. O lafları yakıştıramıyorum. Ölümün güzeli olmaz ki. Ölüm acıdan başka birşey değil ki. Üç günde çıkartacakmış neden 5 ay bekliyor o zaman? Madem çıkartabilir niye 5 aydır bekliyoruz. Olan oldu, biz yolumuza bakalım mı yani!"

İNSAN OLAN BUNU DEMEZ

Acılı eş gözyaşları içinde şöyle devam ediyor: "Olan çocuklara oluyor. 'Babalarını bekliyorlar' sonra da çok güzel öldü diyorlar. Geride kalanları düşünsünler bir de. Kimsenin umurunda değil. Çocuk 'baba' der, ama düşünen yok sonra 'güzel öldüler' diyor. Küçük kızıma 'baban mama almaya gitti' dedim. Hadi bakalım ölümün neresi güzel. Olan çocuklara oluyor, eksik yanları kalıyor. Büyük olan evde kimse yok, evde durmayacağım diyor. Baba demeyi özledim diyor. Ben kime baba diyeceğim diyor. Ondan sonra çok güzel öldüler. Ne kadar kolay söylüyorlar. İnsan olan bunu demez."

BAŞIMIZ BELAYA GİRER Mİ?

Düzcük ailesi şimdi devletin bağladığı ölüm aylığı ile yaşamını sürdürüyor. Tek geçim kaynakları da o maaş zaten. Hayriye Düzcük, "Söyleyecek çok şey var" diyor aslında ama söylemekten de korkuyor.

Şöyle diyor: "Maaş bağlandı, onunla geçiniyoruz. Eşim, 'ben olduğum sürece aç kalmayacaksınız' derdi. Aç değiliz ama O yok. 30 kişi öldü orada. Bu mu kader diyorum bazen. Hepsinin kaderi bu mu? Söyleyecek çok şey var da... Konuşuyoruz da başımız belaya girer diye korkuyorum. Çocuklara bakıyorum, onların geleceği tehlikeye girer diye korkuyorum. Çocuklara bakmak zorundayım."

EŞİMİ İSTİYORUM

Hayriye Düzcük'ün şimdi tek isteği eşinin bir mezarının olması. İhale tamamlandı ancak O, oyalandıkları 5 ayı düşünerek ister istemez kuşkulanıyor.

Düzcük, "Öldü kader ama çıkarılmaması değil. İnsan sabır telaşı değil. Bir 5 ay daha bekleyeceğimi sanmıyorum. Daha dün olmuş gibi ama zaman geçiyor. Karadon'a gittik. Müdür, içeride 5 tonluk malzeme var, insanların canlarını tehlikeye atamam dedi. İlle de Çinlileri bekliyorlar. İhale de bitti, umarım şimdi bir bahane bulmazlar. Ben eşimi istiyorum. Başka birşey istemiyorum. Mezarı olsun yeter" diyor.

haber görüntüleri