ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

O da Avcı'dan şikayetçi

Hanefi Avcı sorumluluğunda bir gencin gözaltında kaybedilip başka bir isim altında kimsesizler mezarlığına gömüldüğünü ortaya çıkardığı için işkence gördü, tutuklandı, hatta babasını kaybetti. O da Avcı'dan şikayetçi. Dönemin Demokrat Gazetesi muhabiri anlatıyor.

Etkin Haber Ajansı / 26 Ekim 2010 Salı, 13:00

ŞENOL GÜRKAN- Bir gencin Hanefi Avcı sorumluluğunda gözaltında kaybedilip başka bir isim altında kimsesizler mezarlığına gömüldüğünü ortaya çıkardığı için tutuklandı. Gencin arkadaşlarını "Bu ayakkabının sahibini tanıyor musun? Konuşmazsanız sonunuz Ali Uygur gibi olur, ayakkabılarınız burada kalır" diye tehdit eden polisler, O'nun elini kullanılmaz hale getirdi, "Bu ellerle mi yazdın lan o haberleri?" diyerek. Darbeden sonra gözaltına alındı, 18 ay hapis yattı. Beraat etti ama, polisler kendisi gözaltında iken 'Senin oğlun işkencede öldü' dediği için babasını kaybetti. Babasının öldüğünü ancak bir yıl sonra hapishanede öğrendi.

Yıllar sonra Avcı av olurken, biz de O'na, kaybedilen Ali Uygur adlı devrimcinin bulunmasında büyük katkısı olan Demokrat Gazetesi'nin Mersin muhabiri Vahap Şehitoğlu'na döndük. Mersin 78'ler Derneği, Avcı'nın kendileriyle, devrimcilerle tek 'ilişkisi'nin 'yargısız infaz' ve 'işkence' olduğunu söylüyor. "Filistin askısından falakaya, elektrik vermeden coplu tacizlere, suda ıslatmadan cinsel organları burmaya, kaba dayaktan psikolojik işkencelere kadar süren 'ilişkiler' hafızamızdan hiç silinmedi" diyor. Peki kendisi bu konuda ne düşünüyor? Kendisinin Avcı ile 'ilişkisi' ne? Ali Uygur nasıl kaybedildi, nasıl bulundu? Katilleri neden bir türlü cezalandırılmadı? Şimdi gazeteciler, MİT'çiler, siyasetçiler Avcı'nın bürosunda ortaya çıktığı söylenen ses kayıtları ile ilgili suç duyurusunda bulunurken, kendisi tanıklıkları ve mağduriyetleri nedeniyle aynı şeyi yapmayı düşünüyor mu?

İşte, Mersin Gazeteciler Cemiyeti Onursal Başkanı Vahap Şehitoğlu'nun yanıtları...

Hanefi Avcı 30 yıl önce Mersin Emniyet Müdürlüğü'nde Siyasi Şube Müdür Yardımcısı görevindeyken günlerce işkence gördünüz. Neden?

Ali Uygur'un izine rastladığımdan ve mezarını buluncaya dek yaklaşık 45 gün süren yayından Hanefi Avcı ve ekibi, bana müthiş kızmışlardı. Ellerinden gelse beni öldüreceklerdi. 12 Eylül darbesiyle örgüt üyesi suçlamasıyla gözaltına alındım. Avcı ve ekibi günlerce işkence yaparak benden intikam aldılar.

Gözaltına alınan arkadaşlarına "Bu ayakkabının sahibini tanıyor musun? Konuşmazsanız sonunuz Ali Uygur gibi olur, ayakkabılarınız burada kalır" diyen polislerin, sizin de "Bu ellerle mi yazdın lan o haberleri?" deyip ellerinizi kullanılmaz hale getirdikleri söyleniyor. Doğru mu?

Bir daha haber yazmayayım diye sol el nişan parmağımı işkence sırasında ayaklarıyla ezerek ikinci kez kırdılar... Kırık parmağım tedavi edilmediği için eğri olarak kaynamış vaziyette hala o günün izini taşımaktadır.

O dönem neler yaşandı? Ali Uygur'un izini nasıl sürdünüz? Nasıl engellerle karşılaştınız? Kimsesizler Mezarlığı'ndaki o mezarı Mersin 3. Sulh Ceza Hakimi'ne nasıl açtırdınız?

Ali Uygur gözaltına alındıktan bir süre sonra annesi, kız kardeşi ve eniştesi, Nizip'ten Mersin'e gelerek "Gözaltındaki oğullarından haber alamadıklarını" bu yüzden benden yardımcı olmalarını istediler. Onları alıp, dönemin Birinci Şube müdürü Ömer Güneş'in yanına çıkarttım. "Oğlunuz burada yok" yanıtı alınca geri döndük. Ali Uygur'un resmini bana bırakan ailesi Nizip'e geri döndü... Nizip'li olan kayınbabam, bir gün mesai arkadaşlarının "Devlet hastanesi morguna polisler bir gece yarısı bir gencin cesedini getirmişler, polisle memurlar arasında tartışma çıkınca polisler cesedi geri götürmüşler" dediklerini duyunca, bana "Bu senin araştırdığın Nizip'li çocuk olmasın" deyince bu istihbarat üzerine araştırmalarımı sürdürdüm. Önce hükümet tabibi sonrada hastane morgunda görevli memurlar, Ali Uygur'un gösterdiğim resmini tanıdılar. Daha sonra Kent mezarlığındaki hoca ve mezar kazıcıları da resimdeki genci polislerin getirip, sahipsizler adasında kendilerine gömdürdüklerini söylediler. Ali Uygur'un izini bulduğuma tam kanaat getirdikten sonra ailesini Nizip'ten çağırdım ve mezarını mahkeme kararı ile açtırdık. Mezar kayıtlarında; denizde boğulduğunu bildiğim ve haberini yaptığımız kimsesiz ve alkolik olarak tanınan Ali Bütün'ün adı geçiyordu. Mersin 3. Sulh Ceza Mahkemesi hakimince yapılan fiziki karşılaştırmada, mezarda bulunan kişinin Ali Uygur'un cesedi olduğuna annesi ile birlikte karar verildi...

Demokrat dışındaki gazetelerin olayla ilişkisi nasıldı?

Mezarın açılacağı gün tanıdığım tüm gazetecileri haber atlamamaları için çağırdım. Onların mezar açılışında haber yapmaları dışında başka ilişkileri bulunmamaktadır.

Demokrat Gazetesi'nin ve Genel Yayın Yönetmeni Emin Galip Sandalcı'nın Türkiye basın tarihinde yeri nedir?

Emin Galip Sandalcı, "demokrat ve yurtsever, kalemini satmayan, kendini insanlığa adamış" yazar kimliğiyle Türk Basın tarihinde boşluğu doldurulamayacak kadar bir yer sahibiydi...

12 Eylül darbesiyle birlikte tozlu raflarda çürümeye terk edilen "Ali Uygur Dosyası" Hanefi Avcı'ın tutuklanması ile yeniden gündemde. Hatta yıllar sora yeni bir itiraf var. Dönemin Mersin Ülkü Ocakları Başkanı Habib Küçük'e göre, Uygur'u bizzat Hanefi Avcı öldürdü ve kimsesizler mezarlığına gömdü. Avcı'nın Uygur'u ayakkabısının ökçesiyle öldürdüğünü söyleyen o dönemin emniyetinin nezaretinde görevli gece bekçisi. Bu tanıklık, Uygur'la birlikte gözaltında buluna ve çıkarıldığı mahkemede tanıklık yapmak isterken Sinop Cezaevi'ne sürgüne gönderilen Haşim Arslan'ınki ile örtüşüyor. Ama katiller hala cezasız. Yargılama aşamasında neler yaşandı? Ali Uygur'un katilleri neden bulunup cezalandırılmadı?

Ülkemiz'de suskun ve korkan bir toplumun üzerinden ölü toprağı yavaş yavaş kalkıyor. Herkeste bir cesaret! Geçmişte üstü örtülü kalan olaylardaki şahitliklerini artık yüksek sesle düşünüyorlar. O dönem Ali Uygur'la ilgili işkencecilerden hesap soracak ne bir ortam, ne de mahkemeler vardı. 12 Eylül'ü bilmem anlatabiliyor muyum?

Hanefi Avcı Devrimci Karargah örgütü ile ilişkilendirilerek tutuklandı. Avcı'nın devrimcilerle ilişkisi ne olabilir?

Hanefi Avcı, gerçek devrimcilerin ve işkence görenlerin asla dost göreceği bir varlık değildir. Gözaltında bir tokatta tüm bildiklerini anlatan ve evlerinde çay içtikleri halktan insanları cezaevlerine sokturan, cezaevine adım attıklarında: "Biz poliste öttük. Halkımıza ihanet ettik. Artık devrimci değiliz" diyen bitmiş lider pozisyonundaki insanlarla Hanefi Avcı'nın ilişkisi vardır. O kuzu postuna bürünmüş kan içen bir kurt'tur... Yaptığı ve yaptırdığı işkenceleri tarafları asla unutamaz. Onu da affetmez...

Siz de 12 Eylül'den sonra gözaltına alınıp işkence gördünüz, hatta gözaltında iken polisler 'Senin oğlun işkencede öldü' dediği için babanız kalp krizi geçirdi, öldü. Darbecilerin yargılanmasını engelleyen Geçici 15. Madde kalktı, Hanefi Avcı yine gündemde... Şimdi darbeciler ve işkenceciler hakkında suç duyurusunda bulunmayı düşünüyor musunuz?

Bana, üzüntüsünden ölen babamın ruhunu rahatlamam için; Hanefi Avcı ve dönemin işkencecilerine dava açma isteğim o kadar kabarık...