ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Çocukları idam edilen aileden Kenan Evren'e suç duyurusu

12 Eylül darbesinde, kararı onaylanmadan doğum gününde idam edilen Ali Aktaş'ın ailesi 12 Eylül darbecileri hakkında suç duyurusunda bulunuyor. Anne Aktaş, "Kenan Evren'den annelere yaptığı işkencelerden, çocuklarımızı bu şekilde infaz ettiği için şikayetçiyiz" diyor.

Etkin Haber Ajansı / 29 Eylül 2010 Çarşamba, 11:44

MURAT SELENOĞLU- Tarih 23 Ocak 1983. Yer Adana Cezaevi. Elleri kelepçeli. Çıktığı sandalyeyi ayağı ile itekledi 26 yaşındaki Ali Aktaş. İdamı onaylanmamıştı henüz, mahkemesine üç gün vardı. Anne Aktaş, "Ona yanarım" diyor, "Üç gün daha sığdıramadılar mı" diye soruyor. Acılı anne, "Yana yana geçti" dediği yılların hesabını sormak için 12 Eylül darbecileri hakkında suç duyurusunda bulunuyor.

27 YIL SONRA GELEN SUÇ DUYURUSU

12 Eylül darbesinden sonra hakkında somut bir iddia bulunmamasına rağmen MİT raporuyla idam edilen Ali Aktaş'ın ailesi, 27 yıl sonra yargıya gidiyor. Aile, 1 Ekim günü, İskenderun'da, Kenan Evren başta olmak üzere darbeci generaller hakkında suç duyurusunda bulunacak.

27 yıldır bu anı bekleyen Aktaş ailesi, "yana yana geçen yılları" ve Ali'yi anlattı.

70 yaşındaki anne Ganime Aktaş, "Generaller hakkında şikayetçiyim. Kenan Evren'in annelere yaptığı işkence, çocuklarımızı bu şekilde infaz ettikleri için şikayetçiyiz, suç duyurusunda bulunacağız" diyor.

DOĞUM GÜNÜNDE İDAM EDİLDİ

Ali Aktaş, İskenderun'un Höyük köyünde dünyaya geldi. 1974-'75 yıllarında öğrencisi olduğu İskenderun Lisesi'nde Lise-Der'in başkanlığını yaptı. Pusuya düşürüldü, vücuduna 18 kurşun isabet etti. Yaraları iyileşmeden gelen 12 Eylül darbesiyle tutuklandı. Adana 1 No'lu Sıkıyönetim Mahkemesi, somut bir delil bulunmamasına rağmen cinayet işlediği iddiasıyla 1'e karşı 2 oy ile idam cezası verdi. 23 Ocak 1957'de doğan Ali Aktaş, 26. doğum gününde, 23 Ocak 1983'te Adana'da idam edildi.

ÜÇ GÜN DAHA SIĞDIRAMADILAR MI?

Anne Ganime Aktaş ilerlemiş yaşına rağmen gün gün hatırlıyor herşeyi. "Ali bahçede ders çalışıyordu, kovaladılar, kurşunladılar. Bunu duyunca yarım kesildim. Hastaneye götürmüşler. Polisler, niye geldiniz dedi. Tartıştık. Oradan alıp cezaevine götürdüler" diye başlıyor. Sonrasında cezaevleri, işkenceler ve idam sehpası.

Anne Aktaş, kararın onaylanmadan infazın gerçekleştiğini belirtiyor, "Üç gün mahkemesine varken, üç gün daha sığdıramadılar mı, yer bulamadılar mı? Ben hep buna yanarım, niye yaptılar? Adalet yanılmaz dediler, işte nasıl yanıldı..." diyor.

ÖĞRENDİM AMA YETİŞİP SÖYLEYEMEDİM

Kardeş Nursel Aktaş, Adana'ya geldikten sonra, görüşe gittiğini anlatıyor: "'Beni buraya idam etmeye getirdiler' demişti. Ben iki göz iki çeşme. Üzülüyorum. 'Sen güçlü olmalısın, sen devrimci kardeşisin' dedi. 'Güçlü olmamı nasıl bekleyebilirsin' diye sordum. Bir sürü insan bir sürü suçtan giriyor, idam edilmiyor. Sende tespit edilmiş hiçbirşey yok. Varsayım üzerine, MİT'in bir raporuyla idam edildi."

Sonra bir gün İskenderun'da evde otururken telefon gelir. "Eşim telefon açtı, 'Adana'ya gidin, Ali idam edilecekmiş' dedi. Annemle babam Adana'ya gitmek için yola çıkıyorlar o an. Ağabeyim bazı ihtiyaçları vardı, onu istemişti. Ben öğrendim, ama annemlere yetişemiyorum bunu söylemek için..."

ÖLÜMÜNÜ GAZETEDEN ÖĞRENDİLER

Anne Ganime ve baba Abbas Aktaş, oğullarının idam edildiğinden habersiz Adana'ya varırlar.
Sonrasını anne Aktaş anlatıyor: "Ali Aktaş'ın yanına geldik dedik. Yok dediler. 'Siz infaz hakimliğinden izin alın sonra gelin' dediler. Dışarı çıktı, o sırada elimize bir gazete geçti. Öyle öğrendik idam edildiğini. Dilekçe yazdık, infaz hakimliğinin yanına geçtik. 'İnfaz edilmiş, siz birşey yapamazsınız' dediler. 3 gün daha vardı mahkemeye. 'Niye 3 gün varken idam ettiniz' dedim. 'Devlet yanılmaz' diyorsunuz ama devlet yanıldı, oğlumun suçu yoktu. 'Öyleyse Ağır Ceza Hakimliğine gidersiniz' dediler. Oraya gittik, dilekçe yazdık. 'Cenazeyi gidin alın' dediler. İlk gün yetişemedik, alamadık, bir gün Adana'da kaldık. Ertesi gün aynı işlemleri yaptık. Mezardan aldık. Getirirken arkamızda önümüzde arabalar vardı, takip ediyorlardı."

GENERALLER ÖZÜR MÜ DİLEYECEKTİ?

Kardeş Nursel Aktaş, "12 Eylül dönemini sorgulamak, ağabeyimin yargılandığı dava sonuçlanmadan idam edilmesi, babamın ölümü, babamızın ölümünü araştırdığımız zaman bizi suçlu durumuna düşürmeleri, bizi sorgulamaları, içeri atmalarına karşı suç duyurusunda bulunacağız" diyor.

Ağabey Yusuf Aktaş, "Bir tarafımız yangın, bir tarafımız da ezilmişlikle dolu" diye başlıyor.

"Biz bunları haykırmayalım da kimler haykırsın. 12 Eylül generalleri gelip de 'Biz senin oğlunu katlettik, özür diliyoruz mu' diyeceklerdi. Onları bizim sorgulamamız gerekiyor. Ve bugün sorguluyoruz. 12 Eylül generalleri ve işbirliği yapan kim varsa sorgulanmasını istiyoruz. 25 yıldır bu aile tuzla buz edilmiştir. 12 Eylül generallerinin yargılanmasını ve ceza almasını talep ediyoruz" diyor.

ARAP HALKINA İBRET OLSUN DİYE İDAM EDİLDİ

Anne Aktaş, Ali'yi, "Esnek, yumuşak, güleryüzlü, kararlı" diye anlatıyor. "Sözünden korkmaz bir çocuktu. Yaptığını yaptım der, yapmadığını yapmadım der. Ama yapmadığı suçları üstüne attılar. İbret olsun diye idam ettiler" diyebiliyor.

Ağabeyi, "Bir o kadar cesur" diye ekliyor. "Öyle birini bu devlet katletti. Oysa Ali kimseyi öldürmemişti. Devrimci olduğundan kaynaklı öldürdüler. Bu Akdeniz bölgesine, Arap halkına, Alevilere ibret olsun diye yapıldı" diye belirtiyor.

NEREDE ARARSANIZ ORADAYIM

Kardeş Nursel Aktaş, anılarından birini anlatıyor: "Devrimci mücadeleye başladığı zaman ben de Halkın Birliği okuyordum. Ben saklıyordum. Bir gün sakladığım yerde gördü. 'Sen mi okuyorsun' dedi. 'Evet' dedim. Oturduk, konuştuk meğer kendisi de okuyormuş. Hem okurdu, hem fabrikada çalışırdı. Ezilmenin ne olduğunu bilirdi. Ders verirdi. Mahallenin tümü ağabeyimi dinlemeye gelirdi. 'Ali kendine yazık ediyorsun' derlerdi. 'Yok siz bilinçlenin yeter, ben sizin için mücadele ediyorum' derdi. İkna yönü çok güçlüydü.
Ben ağladığım zaman, 'Nerede ararsanız beni orada görürsünüz, her taşın altında, her ağacın altında ben varım' derdi."

ŞİMDİ BİNLERCE ALİM VAR

Anne Aktaş ise "'Ağlamayacaksın güçlü olacaksın' derdi bana. Ben bir Ali iken binlerce Ali'n olacak diyordu. Gerçekten binlerce Ali'm oldu. onlarla gurur duyuyorum. Alim gitti ama çok Alilerim oldu."

*Yarın, baba Abbas Aktaş'ın faili meçhul ölümü