ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Cezaevinde bayramlığı ne yapsın

TMK mağduru çocukların bir kısmı, yapılan yasal düzenlemelere rağmen serbest bırakılmadı. Yaşıtları bayramda şeker toplarken onlar, demir parmaklıklar ardında kaldı. Aileler ise evlerine şeker bile almak istemedi.

Etkin Haber Ajansı / 10 Eylül 2010 Cuma, 12:37

ZEHRA AYDEMİR- D.T. 17 yaşında. İstanbul'daki bir gösteride polise taş attığı iddiasıyla gözaltına alındı ve tutuklandı. Şu an Maltepe Cezaevi'nde. Dışarıda olsaydı bayramlıklarını giyip, ailesiyle birlikte yakınlarını ziyarete gidecek, arkadaşlarıyla gezecekti, büyüklerinden bayram harçlığı alacaktı. D.T., annesinin aldığı bayramlığı bile giyemedi. Bayramı ancak demir parmaklıklardan görülen gökyüzüne bakarak geçiriyor.

Ailesinin evinde ise bayram havası yok. Annesi Gurbet T. oğluna kavuşamadığı için açlık grevinde. Baba Fettah, eve şeker bile almak istememiş ama diğer çocukları üzülmesin diye yine de almış. Kardeşleri ise D.T.'yi çok özlemiş, "Bayramı yaşayamıyoruz" diyor.

EVDE BAYRAM HAVASI YOK

Bayramın ilk günü D.T.'nin ailesini evlerinde ziyaret etti. Buruk geçen bayramda onlar çocuklarını görüp kucaklaşmalarını bırakın, seslerini bile duyamıyorlar. Ailenin acısı büyük. Sadece D.T.'den dolayı değil. Bir oğullarını çatışmada yitirmişler, bir oğulları dağda gerilla, bir diğeri ise polise taş attı diye cezaevinde. D.T.'nin ailesi, bu bayramda evlerine şeker, kolonya dahi almak istememiş. Ama diğer çocukları üzülmesin diye vazgeçip almışlar. Üzüntülerini yansıtmaktan çekinmişler. Onlar bari mutlu olsun istiyorlar bu bayramda.

Fettah T., cezaevindeki oğlunun taş attığı için değil, Kürt olduğu için tutuklandığını söylüyor. Baba Fettah, D.T.'nin gözaltına alınışını şöyle anlatıyor: "Çocuğumu gelip evden aldılar. Yolda götürürlerken de diyorlar ki, 'senin için iki şık var, ya kimlerle beraber taş attın söyler serbest kalırsın, ya da tutuklanırsın.' Benim çocuk taş atmamış ki kimin adını versin. Böyle olunca da ikinci şık tutuklanma başına geliyor."

Hatay ve Bursa'da Kürtlere yönelik linç saldırılarını hatırlatan Fettah T., "Orada halkın canına kast ettiler, satırlarla vs. Sorumlulardan hiç birisi tutuklanmadı. Ama Kürt çocukları hemen tutuklanıyor" diyor.

Fettah T., TMK mağduru çocuklar için çıkarılan yasayı "göstermelik" olarak değerlendiriyor, şöyle devam ediyor: "Üstelik ağırlaştırılmış bir yasa. Bu çocuklar aynı suçla tekrar mahkeme önüne çıkarıldığı zaman yasaya göre bir önceki cezaları da eklenerek yargılanmaya devam edecekler. Herhangi basın açıklamasının yakınından geçmeleri bile ceza almalarına yeterli olacak."

Bir sonraki bayramı çocuğundan uzak geçirmek istemeyen baba Fettah T., biran önce bütün TMK mağduru çocukların serbest bırakılmasını istiyor.

ANNE AÇLIK GREVİNDE

Anne Gurbet T. ise bu bayramı oğlundan uzak geçirmeyi protesto etmek için üç günlük açlık grevi yapıyor. Gurbet anne, "Bu bayramda çocuklarım yanımda değil, ne ben onları görebiliyorum ne de onlar beni. Biri gerilla olarak yaşamını yitirdi, biri halen dağda Kürt halkına özgürlüğünün, kimliğinin verilmesi için mücadele ediyor. Diğeri de taş attı diye cezaevinde. TMK mağduru tüm çocukların özgürlüklerine ailelerine kavuşmasını, barış elinin de bir an önce tutulmasını istiyorum. Bu nedenle, bu kara bayram günlerinde açlık grevinde olacağım" diyor.

TMK mağduru çocuklar için yasa çıktığı umutlanan anne Gurbet T., hayal kırıklığına uğradığını şöyle anlatıyor: "TMK mağduru çocuklar için yasa çıktığında bizde de bir beklenti, umut oluşmuştu, kavuşacağız oğlumuza diye. Her gün mahkemelere, cezaevine telefon açıyorduk, ha bugün ha yarın çıkar mı diye. Hatta gittim günlerce cezaevi kapısı önünde akşamlara kadar bekledim. Gösteriş olarak bir kaç kişiyi bıraktılar ama bizim çocuğumuzu bırakmadılar. Halkı, biz aileleri aldattılar."

GELİRSE DİYE HER GÜN YEMEK AYIRIYOR

Ancak halen umudunu kesmemiş olan aile her kapı çalındığında hepsi birden koşuyor kapıya doğru. Ama gelen D.T. olmuyor. Anne Gurbet, devam ediyor:

"Gözümüz hep yollarda. Hatta çoğu geceler ona yemek bırakıyordum, bugün gelir belki diye, sevdiği yemekleri yapıyordum. Ama o gelemedi, göstermelik yasalarından faydalandırıp bırakmadıkları için."

Aile ziyaretleri esnasında D. T.'nin ve arkadaşlarının vücudunda ve yüzlerinde darp izlerine rastlıyor. Anne Gurbet T., çocukların maruz kaldığı saldırıyı şöyle anlatıyor: "Çocuklardan birinin dişi ağrıdığı için doktora gitmek istemiş. Gardiyanlar da çocuğu doktora götürmek yerine, 'size ilacı biz veririz' demişler. Çocuklar da 'siz doktor değilsiniz, o yüzden sizin ilacınızı kullanmayız, arkadaşımızı revire götürün doktor görsün' diye itiraz etmişler. Sonra gardiyanlar kamerayı kapatarak çocukların üzerine gitmiş. 50 gardiyan 4 çocuğu dövmüşler.

İHD'ye gittim, basın açıklaması yaptık. Sonra Maltepe başsavcılığına suç duyurusunda bulundum. Henüz bir cevap gelmiş değil. Bu son gittiğimde çocuklar referandumu boykot pankartı asmışlar. Sonuçta herkesin "Boykot" deme hakkı var. Ben de boykot diyorum mesela. Kürt kelimesinin adının geçmediği bir anayasaya evet ya da hayır diyemem sonuçta. Onlar yine aynı düşünceyle 27 çocuk "boykot" yazıp asmışlar pankartı. Gardiyanlar da bu sefer 'Niye boykot diyorsunuz, o pankartı indireceksiniz' diye darp etmişler çocukları."

BAYRAMLIKLARI BİLE HAZIRDI

Annesi, bayramlık elbise alacağını söylediğinde D.T. gülmüş, "Ben bir yere gidebilecek miyim ki, gezebilecek miyim ki bana bayramlık alıyorsun" demiş. Ama anne yine de almış vermiş bayramlıkları oğluna.

Gurbet anne, "Emine Erdoğan Filistin'deki çocuklara ağlıyor, ama bizim çocuklarımız kimsenin umurunda değil. Erdoğan iktidara geldiğinden beri yüzlerce çocuk öldürüldü. Katilleri dışarıda geziyor. Kameraların önünde çocukların kollarını kıranlara, kafalarına dipçikle vuranlara ceza verilmiyor. Ama bizim çocuklar dışarIda olması gerekirken, okullarına gitmesi gerekirken, bayramda bayramlıklarını giyip dolaşmaları gerekirken, taş attı denilerek cezaevlerine atılıyor. Dört duvar arasında ailelerinden uzak bayramlar geçirmeye mahkum ediliyorlar" diyor.

ASKER ANNELERİNE ÇAĞRI

Gurbet T., asker annelerine de bir çağrıda bulunuyor: "Biz, asker ölünce de ağlıyoruz, gerilla ölünce de. Asker aileleri bilsin ki her ikimizin çocuğunun katili de devlettir. Biz asker ve gerilla aileleri olarak birbirimize destek verelim. Bu acıları artık birlikte biz bitirelim. Barış olsun artık, başka acılar yaşamayalım, analar artık ağlamasın."

ATEŞKES GÜNÜ OĞLUNU KAYBETTİ

PKK'nin ateşkes sürecinin barış için bir fırsat olduğunu söyleyen baba Fettah T. şöyle devam ediyor: "Hala barış konusunda umutlarımız var. Hükümet bu süreceği iyi değerlendirmeli. Değerlendirilemezse süreç daha da kötüleşebilir."

PKK'nin Ağustos 2005'de barış için ateşkes ilan ettiğini hatırlatan baba Fettah T. "Büyük oğlumu bu ateşkesin ilan edildiği ilk gün kaybettim. Oysa ki, barış eli tutulacak, çocuğuma kavuşacağım diye çok umutlanmıştım. Tekrardan aynı acıyı yaşamak istemiyorum. En azından şu anda dağda olan diğer çocuğuma kavuşayım" diyor.

AKP'nin açılımını "imha ve inkar açılımı" olarak değerlendiren baba Fettah T., şunları söylüyor: "Acı yaşamayan insan sürekli savaş ister. Genelkurmay Başkanı ağlıyor, 'çocuklarım sürekli arkamda oldu, bana destek verdiler' diye. Bu kirli savaşta ölen emekçi ailelerin çocukları için ağlarken gördünüz mü peki hiç onu? Madem çocukları destek veriyor, bir de operasyonlara çıkarak destek olsun bakalım. Onların çocukları ölmüyor bu kirli savaşta. O yüzden de sonuna kadar devam ettireceğiz diye tutturuyorlar. Göndersinler çocuklarını da oraya devam edeceklerse öyle devam etsinler bakalım."

Baba Fettah T. de Türk ailelerine sesleniyor, "Çocuklarınız askerlik yaparken öldüğünde vatan sağolsun diyorsunuz bir kısmınız. Cansız bir vatan sağ olsa ne olacak? Farklı dilleri, kimlikleri öldüren bir vatan sağ olsa ne olacak?" diye soruyor.

Anayasa değişikliği referandumunu "Boykot" ettiğini belirten baba Fettah T., Başbakan Erdoğan'ın "tek vatan, tek bayrak, tek millet, tek dil" sözlerini hatırlatıyor, "Biz Kürtler tek vatana varız, ama tek millete yokuz. Bu ülkede Ermenisi, Kürdü, Lazı bir sürü millet var. Onların da bir dili, bir kültürü var. Gerçek demokrasi onların da varlığını kabul etmekle olur. Tekçi söylemlerle demokrasi olmaz" diyor.

Kardeşleri de D.T. yi çok özlemişler. "Bu bayram bizim için buruk geçiyor. Bayramı yaşayamıyoruz. Kardeşlerimizin aramızda olmasını çok isterdik" diyorlar.