ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Vuvuzelalar kimin için çaldı?

Spor sektörünün en büyük organizasyonu 2010 Dünya Kupası İspanya ve Hollanda arasında oynanan karşılaşmayla sona erdi. İspanya kazandı, kupanın sahibi oldu. Ancak gerçekte kim kazandı?

Etkin Haber Ajansı / 13 Temmuz 2010 Salı, 09:52

MURAT SELENOĞLU- Kanada, 1976'da düzenlenen Dünya Olimpiyatları'nın borçlarını ancak 2009 yılında bitirebildi. 2010 Dünya Kupası'na ev sahipliği yapan G. Afrika'da, organizasyona 4,5 milyar dolarlık bir yatırım yapıldı. Günlük kazancın 2,5 dolar olduğu ülkede bütün organizasyondan ancak 1,5 milyar dolarlık bir gelir bekleniyor. Futbolun kalbinin bir süredir attığı dünyanın en yoksul ülkesinin kalan borçlarını nasıl ödeyeceği ise muamma. "Vuvuzela ülkesi"nde sadece yüzde 2'lik bir kesimin bilet alarak izleyebildiği organizasyonda gerçekte kim kazandı? Spor-Sen, futbolun sadece futboldan ibaret olmadığını, 22 kişinin sadece sahada koştuğunu, "dışarıda" küresel sermaye gruplarının büyük rekabetine dikkat çekiyor.

4,5 MİLYAR DOLAR YATIRIM, 1,5 MİLYAR DOLAR GELİR

"Sporu değil spocuyu kurtarmak istiyoruz" diyerek yola çıkan Spor Emekçileri Sendikası (Spor-Sen) Genel Sekreteri İbrahim Akseloğlu ile 2010 Dünya Kupası'nı konuştuk.

Akseloğlu, öncelikle bu tür organizasyonların küresel sermaye gruplarının rantlarına rant katmak için yapıldığını dile getirdi, "Çünkü günümüzde spor artık bir oyun çıkmış durumda. Kurumsallaşmış ve belli sermaye gruplarınırn denetiminde ve tekelinde olan bir yapılanmadır" dedi.

NEDEN GÜNEY AFRİKA?

Akseloğlu, öncelikle "Küresel sermaye grupları G. Afrika'yı neden seçtiler" diye soruyor. Yanıtını şöyle veriyor: "G. Afrika, kıtanın 'yükselen ekonomik yıldızı' şeklinde gösterilmeye çalışılıyor. Oysa biliyoruz ki; işsizliğin en yüksek olduğu ülkeler arasında. Ekonomi mantığı açısından da normal bir mantık değil. Güney Afrika'da günlük gelir yaklaşık 2-2,5 dolar. Toplumun yarısından fazlası bu rakam ile hayatlarını devam ettirmeye çalışıyorlar. Fakat bu ülke, yaklaşık 4,5 milyar dolarlık bir harcama ile yeni yollar, stadlar vb. yaparak bu kampanyaya imza attı. 4,5 milyar dolarlık yatırım karşısında buradan 1-1,5 milyar dolarlık bir gelir bekleniyor. Bunun ekonomi açısından bir mantığı yok. Üstelik insanları gelir düzeyinin bu kadar düşük olduğu bir ülkede geçici bir organizasyon ülkenin hiçbir sosyal sorununu, iş sorununu çözmeyeceğini biliyoruz."

KANADA, '76 OLİMPİYATLARININ BORCUNU YENİ ÖDEDİ

Spor-Sen Genel Sekreteri, Dünya'nispeten 'istikrarlı' ülkelerin dahi bu tür organizasyonlarda borçlandığını ifade ediyor, şöyle diyor: "Dünya'da bu tür organizasyonları yapan ülkelerle karşılaştırdığımızda da, hepsinin büyük borç ödemeleri yaptığını herkes biliyor. İşte Kanada. 1976 Dünya Olimpiyatları Kanada'da oynanmıştı. Bu ülke borcunu 2009'da ancak bitirdi. Kanada, dünyada ekonomisi 'istikrarlı' ülkeler içinde bulunuyor."

VUVUZELALARI YALITAN TELEVİZYONLAR BİLE ÇIKTI

Kupa'nın başından sonuna kadar Güney Afrika yerel müzik aleti vuvuzela damgasını vurdu. Akseloğlu, şu çarpıcı gözlemini paylaşıyor "Çok ilginçtir; vuvuzela tartışmaları başladığında, 'işte vuvuzelayı hangi televizyon ile engellersiniz' diye insanlara yeni televizyon sattılar. Günlerce vuvuzelayı engelleyen televizyonların marka ve modellerinin sunumu yapıldı. Seyretmek isteyenler mi kar etti, yoksa onları satan firmalar mı? Amaç bir spor organizasyonunu veya 22 sporcunun yeteneklerini, birikimini sergilediği bir oyunu mu göstermek yoksa bunun üzerinde kasalara rant elde etmek mi? Dünya sporununu sorunlarına veya futbol gibi bir oyununu güzelliğine ne kattı?"

HANGİSİNİN TORUNLARI BU BORCU ÖDEYECEK?

İbrahim Akseloğlu, "Kim kazandı" sorusuna şöyle yanıt veriyor: "Çok açık ve net; sporun ve sporcuların sorunların asla bu organizasyonlarla çözülmeyecektir. Bu organizasyonlar tamamen rekabet ideolojisinin altındadır. Bu ideoloji sermayenin kasasını doldurma rolü de vardır.
Elbette futbol kazanmadı. Zaten bu tür organizasyonların amacı budur.

Düşünün G. Afrika gibi gelir düzeyinin son derece düşük olduğu, ekenomisini allak bullak olduğu ülkede 4,5 milyor dolarlık yatırım yapılıyor. 1,5 milyor dolarlık gelir bekleniyor. Bu geri kalan ne olacak? Kaç yılda ödeyecek? G. Afrika'da 30 yılda kaç emekçinin yaşamı zapturat altına alındı? Hangisinin torunları bu borcu ödeyecek. Ama diğer taraftan ballandıra ballandıra, dünya ekonomisi 11-12 milyar dolarlık geliri olacak diyorlar. Kim kazandı o zaman Demek ki buradan kazanan G. Afrika değil."

GÜNEY AFRİKALILARIN YÜZDE 2'Sİ BİLET ALABİLDİ

Spor-Sen yöneticisi İbrahim Akseloğlu. şu çarıpıcı verileri aktarıyor: "Bütün satılan biletlerin sadece yüzde 2'si G. Afrikalılar tarafından alınabilmiş. Orada bir organizasyon yapılıyor, ama ancak G. Afrika halkının yüzde 2'si izleyebiliyor. Bunun neresi adil? Demek ki bu organizasyon başka bir amacı var. Yoksulluk gizleniyor. Düşünün, G. Afrika AIDS virüsinin en yaygın ülkelerden biri. Ülkenin yüzde 20'si. 4,5 milyar dolarlık yatırım ekonominin ıstikrarı iş alanlarının açılması, sağlık için yapılamaz mıydı? Bu rakam G. Afrika için basit bir rakam değil."

SPOR-SEN NASIL YAPARDI?

Akseloğlu, "Günümüzde sporun güzelliği bu kurumsallaşma ile bozulmuştur" diyor. Ancak hemen not ediyor: "Bu tür spor karşılaşmalarının karşısında değiliz. Ancak rekabetçi ideolojiyi aşamayan bir ortamda bu tür spor organizasyonların oyunun amacına hizmet etmeyeceğini söylüyoruz."

Akseloğlu,"Spor-Sen, böyle bir organizasyona imza atsaydı, nasıl yapardı" sorusuna şöyle yanıt veriyor: "Farklı spor dallarında bu tür karşılaşmaları düzenleyebilecek olsaydık, takımların oraya katılanların kendileri seçmesini isterdik. Geçmişte mahallelerimizde yaptığımız gibi. 10 tane çocuk, genç vb. yan yana gelir, takımlarını seçerler. Artık futbolsa futbol, basketbolsa, voleybolsa oynarlar. aynı onun gibi. Oluşmuş takımlara ise bu organizasyonlarının amacının ne olduğunu anlatırdık. İnsani amacını, güzelliklerini yaşatmalarının önerirdik. İnsanlar arasında dayanışmayı güçlendirecek bir anlayışa sahip olunması gerektiğini anlatırdık."