ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Kadın taşeron işçi tek başına direniyor

Bir kadın işçi daha tek başına direnişe başladı. Taşeron sağlık işçisi Türkan Albayrak ile Beykoz Paşabahçe Devlet Hastanesi bahçesinde kurduğu direniş çadırında görüştük. Albayrak, taşeron işçilerin yaşadığı sorunları, sendikalaşma sürecini ve sendikanın ihanetini anlattı.

Etkin Haber Ajansı / 12 Temmuz 2010 Pazartesi, 15:30

ŞENOL SAĞALTICI- Paşabahçe Devlet Hastanesi'nde taşeron temizlik işçisi olarak çalışan Türkan Albayrak, Türk-İş'e bağlı Sağlık-İş Sendikası'na üye olduğu için işten atıldı. Bu, Albayrak'ın ilk işten çıkarılışı değil. Daha önce de Telekom'da çalışırken yine sendikalı olduğu için işten atılmış ve mahkeme kararıyla işine iade edilmişti.

1 çocuk annesi Albayrak, 8 Temmuz'da işten atılmasının ardından hastane bahçesinde çadır kurdu ve işe geri dönme mücadelesi başlattı. Albayrak ile direnişinin 4. gününde, "İşimi geri istiyorum, taşeronlaşmaya hayır", "İnsan ihaleyle satın alınamaz" yazılı dövizlerin asılı olduğu direniş çadırında sohbet ettik.

HASTANE BÜTÜN İŞÇİLERİ TAŞERONA VERMİŞ

5 yıldır hastanede taşeron temizlik işçisi olarak çalışan Türkan Albayrak, daha önce çalıştığı Telekom'dan sendikalı olduğu için atıldığını, açtığı davayı kazanmasının ardından hastanede işe başladığını anlattı. 5 yıldır taşeron şirketin dayattığı sözleşmeye imza atmadığını belirten Albayrak, sendikaya üye olduktan sonra hastane yönetiminin "sözleşmeye imza atmazsan seni işten atarız, aylığını ödemeyiz" gibi tehditlerde bulunduğunu, sözleşmeye imza atmayan diğer arkadaşlarının da aynı baskıya maruz kaldığını söyledi.

Albayrak, hastanede 5 taşeron şirketin faaliyet yürüttüğünü, toplam 200 taşeron işçiden çoğunun Türk-İş'e bağlı Sağlık-İş'e üye olduğunu hatırlattı. Sendikanın Nisan ayında örgütlenme çalışmalarını tamamlayarak yetki için Çalışma Bakanlığı'na başvurduğunu belirten Türkan Albayrak, 25 Haziran günü kendisine verilen yazıda, "8 Temmuz günü işine son verileceği, iş araması için her gün iki saat izinli olduğu"nun bildirildiğini anlattı. Albayrak, işine son verilmesine 'Verilen işi yapmamanın' gösterildiğini, ayrıca yazıda 'Çok üzülerek işinize son verilmiştir' notu düşüldüğünü söyledi.

Türkan Albayrak, sözleşmeyi imzalamadığını ve 8 Temmuz'da direnişe başladığını belirtti.

KADINLAR NİYE DİRENMESİN?

Albayrak, tek başına direnmesine ilişkin, Emine Arslan ve Aynur Çamalan'ın direnişlerini hatırlattı, şöyle konuştu: "Yani niye kadınlar tek başına direniş yapmasınlar? Niye erkeklerden farkı mı var? Onlardan daha fazla çalışmıyorlar mı? Buradaki direnişim örnek teşkil ediyor. Kadınların da direniş yapabileceğini, tek başlarına sokakta çadır kurarak mücadele edeceklerini gösteriyor. Kadınların evlerine kapanacaklarına, kendilerini geliştirmelerini haklarını aramalarını isterim. Hatta buradaki direnişim buna hizmet ederse çok sevineceğim."

SENDİKA PATRONUN ORTAĞI GİBİ

Örgütlendikleri Sağlık-İş Sendikası'nın işverenin öğrenmesiyle birlikte işçileri sattığını söyleyen Albayrak, şöyle devam etti: "Çünkü örgütlenmeyi yapan temsilciler burada çalışıyorlar. Onları sürmekle tehdit etti başhekim. Onlar da bize 'Sözleşmeyi imzalayın. Biz zaten sizin bütün haklarınızı alacağız, zaten sözleşmenin bir anlamı kalmayacak' dediler, istediklerini yapmadığımızda ise sertleştiler. Bana 'Sen kim oluyorsun, sen teröristsin, sen bölücüsün' dediler. Arkadaşlarıma karşı kırdırtmaya çalıştılar. Bunları yapan Sağlık-İş Kadıköy Şube Yöneticisi Ali Tepeci. Bunları işverenle birlikte yaptığı toplantıdan sonra söyledi. Sendika mıydı, patronun ortağı mıydı, bizim şirketin ortağı mıydı, başhekim miydi hiç anlayamadım. Onun gibi çalışıyorlar."

İŞÇİLERİN BİRLİĞİNDEN KORKUYORLAR

Türkan Albayrak, maruz kaldıkları baskıları şöyle değerlendirdi: "Bu baskılar sendikal çalışmalardan duydukları korkuları gösteriyor. Çünkü sendika örgütlü işçi demek. Örgütlü işçi de çalıştığının hakkını arayacaktır, daha iyi şartlarda çalışma hakkı isteyecektir, işçinin birliği sağlanacak. Korkuları o işte."

AMELİYAT DIŞINDA HER İŞİ YAPTIRIYORLAR

Türkan Albayrak, sağlık hizmetinin taşeronlaştırılmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu, kendisinin temizlik işçisi olduğunu ancak ameliyat dışında neredeyse bütün işleri yaptıklarını söyledi: "Taşımadan tutun da, işte hastalara sonda takmak, serumları değiştirtmek, ameliyathanedekilere pansuman yapmaya kadar hepsini biz yapıyoruz. Bu işleri normalde işin ehilleri bu konuda eğitimini almış kişilerin yapması geerkiyor. Hastayı yataktan almak, onları röntgene götürmek."

Albayrak, bu işleri yapmak zorunda olmalarının nedenini, "Onlar (sağlık emekçileri) biz varız diye yapmıyorlar. Onlarla karşı karşıya gelince, buranın yönetimiyle karşı karşıya geliyoruz. İtiraz ettiğinde seni oradan alıyor başka yere veriyor. Biz buranın en alt sınıfındayız çünkü" diye açıklıyor.

İŞTEN ATILMA KORKUSU YÖNETİYOR

Türkan Albayrak, taşeron ve güvencesiz çalışmaya ilişkin ise şunları söyledi: "Bunlar temizlikçi kaderine razı, asgari ücret almak zorunda, bundan kaynaklı ses çıkaramaz. Sürekli seni aşağılıyor ki kaderine razı olasın, bunları kabul edesin diye. İnsanları işten atılma korkusu yönetiyor. Başka yerde iş bulamamak, zaten başka yere gitse de başka bir ücret alamayacak. Benim burada şaşırdığım insanlar niye isyan etmiyor. Kaybedecek bir şeyi yok. Gitse başka yere en kötü ihtimalle aynı işi ve ücreti alacak."

"Talebim işime geri dönmek" diyen Albayrak, ayrıca diğer işçilere yapılan baskıların sona ermesini, iş koşullarının düzeltilmesi, ücretlerin arttırılmasını istiyor. Albayrak, "Ben burada haklarımı alana kadar direneceğim" diyor.