ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Kimyasal silah, yargısız infaz

Erzincan'ın Hürrem Palangası Köyü'nde 25 Haziran sabahı, 300 asker bir evi kuşattı. Ağır silahlar ve kimyasal kullanıldı. Delik deşik olmuş evden iki gencin cansız bedeni çıkarıldı. Öldürülen gençlerden biri geçmişte ESP eylemlerine katılan Ümit Lort'a ait. Anne Aysel Lort, ETHA'ya konuştu.

Etkin Haber Ajansı / 05 Temmuz 2010 Pazartesi, 13:36

ÇAĞDAŞ KÜÇÜKBATTAL- Erzincan'ın Hürrem Palangası Köyü'nde 25 Haziran sabahı polis ve jandarma tarafından kuşatılan evden “PKK gerillası olduğu” öne sürülen iki kişinin cansız bedeni çıktı. Savaş çığırtkanı medya olayı “TSK başarısı” diye yazdı. Haberler asılsız ayrıntılarla süslendi. Meşrulaştırma gayreti güdülen bir infaz haberiydi.

Erzincan'da 25 Haziran günü yaşanan olay gazetelerde “Eylem hazırlığı içindeydiler”, “Jandarmanın yoğun takibi sonucu sığındıkları evde kuşatıldılar”, “Teröristler teslim olun çağrısına el bombasıyla karşılık verdi”, “Yakalanacaklarını anlayınca ajanda, radyo ve telsizi yakarak imha ettiler” ifadeleriyle yer aldı.

O sabah Hürrem Palangası Köyü'nde yaşanılanlar neydi? Operasyon nasıl gerçekleştirildi? Olay sonrası neler yaşandı? Gerillalar ne şekilde öldürüldü?

300 asker ve polisin kuşattığı, delik deşik edilmiş, kimyasal bombalar atılmış evden cansız bedeni çıkarılan iki kişiden kimliği açıklanan genç Ümit Lort'du. 2007-2008 yıllarında İstanbul'da ESP faaliyetlerinde yer alan, Mart 2008'de İstanbul'dan Diyarbakır'a yapılan Emekçi Çözüm Yürüyüşü'ne katılan Ümit Lort'un annesi ailesi ETHA'ya konuştu. Anne Aysel Lort “Bu ölümler nereye kadar sürecek?” diye sordu.

300 ASKER KUŞATTI, KİMYASAL KULLANILDI

Anne Lort, oğlunun kendi köyünde, akrabalarının evindeyken öldürüldüğüne dikkat çekti. Bir ihbar üzerine evin 300 asker ve özel tim tarafından kuşatıldığını aktaran acılı anne, ağır silahlar ve kimyasal gazlar kullanıldığını belirtti. Anne Lort “Evin duvarları süzgeç gibi olmuş, iki gencin bulunduğu evi 300 kişi kurşun yağmuruna tutmuş” diye konuştu. “Bu kadar mı acizler?” diye sordu.

Baskın ile ilgili kimi gazetelerde yer alan “Teröristler ajandaları ve telsizi imha etmek için evi ateşe verdi” şeklindeki ifadeleri yalanlayan Anne Lort şunları ifade etti: “Evi çocuklarımızın yaktığı söylendi ama askerler kimyasal silah kullanmış. Evdeki kocaman buzdolabı kimyasalların etkisiyle büzüşüp çok küçük hale gelmiş. Demir yığını o hale gelirse, insan vücudu ne hale gelir siz düşünün.”

Anne Lort, oğlu ve arkadaşının infaz haberini kendilerini arayan askerlerden aldığını belirtti. Yakın akrabalarının olayı doğrulaması üzerine Erzincan’a gittiğini, oğlunun otopsi için Trabzon’a gönderildiğini kaydetti.

TRABZON’DA LİNÇ, ERZİNCAN'DA TEHDİT

Erzincan’dan Trabzon’a giden aile, yargısız infaz edilen oğullarını taşıması için bir ambulans verilmediğini vurguladı. Ailenin yaşadıkları bunlarla sınırlı değil. Lort Ailesi, Trabzon’da bir linç organizasyonu ile karşılaştı.

Anne Lort'un anlatımına göre linç saldırısı şöyle yaşandı: Aile, Adli Tıp Kurumu'nda oğlunun cenazesini bekledikleri sırada sivil polisin bir kişi ile konuştuğunu gördü. Ardından yaklaşık 100 kişilik bir grup ambulansı taşlamaya başladı. Anne Lort bundan sonrasını şu sözlerle anlattı: “Bir anda taşlar atılıp, hakaretler edildi. Tartaklandık, ambulansın camı kırıldı. Bir saat kadar Trabzon’da beklemek zorunda kaldık. Grubu uzaklaştırdılar. Ancak o zaman yola çıkabildik.”

OTOPSİ GERÇEĞİ SÖYLEMİYOR

Aysel Lort, cenaze yolda iken Erzincan’da bulunan köylerinde de insanların tehdit edildiğini ifade etti. Cenazenin köye gelmesini istemeyen köylülerin kendilerine muhtar aracılığıyla “gelmeyin” dediklerini söyledi. Aile, cenazeyi yıkamak için başvurdukları Cemevi'nden de “Biz terörist cenazesi yıkamayız” cevabı aldı.

Otopsi yapılırken avukatın olmadığını belirten anne Lort, çocuklarının ağır silah ve kimyasallarla öldürüldüğünü, otopsi raporunda ise Ümit Lort’un ölüm sebebinin sadece “Başından aldığı kurşun yarası” şeklinde rapor edildiğini kaydetti. Anne şöyle konuştu: “Otopside sadece alnında bir kurşun yarası olduğu yazılı, ama oğlumun vücudunun her yeri delik deşikti, tamamı yaralıydı. Otopsinin ardından dikiş bile atamamışlardı. Otopsi raporu gerçeği söylemiyor.”

Acılı anne oğlunun bedeninin feci bir hal aldığını belirtti, “Öldürdükten sonra morga dahi koymamışlar. Bir odaya üst üste atmışlar. Sıcakta bekletilen bedenleri, çok kötü bir hal almıştı” diye anlattı.

ANNELER ÖLÜMLERE DUR DEMELİ

Anne Aysel Lort, oğlu Ümit'i “Yüreği, insan sevgisiyle dolu bir çocuk” diye anlattı. “İnsanların acısını yüreğinde taşıyan, elinden geleni esirgemeyen bir çocuktu. Halkı için canını verebilecek duyarlılıktaydı. Böyle öldürülmeyi hak etmedi” diye konuştu.

Aysel Lort, İstanbul'da yaşayan oğlunun gerillaya katılması ile ilgili şunları söyledi: “Kürtler anadilleri ile konuşabiliyor olsalardı, köyleri yakılmasaydı, boşaltılmasaydı böyle bir savaş olmazdı. Bu kadar kan dökülmezdi. Çözülmeyecek bir sorun değil ama çözümsüzlük artık her ailenin kapısını çalıyor. Artık herkesin yakınında bir ölüm haberi var. Biz artık ölümlerle karşılaşmak istemiyoruz. Barış sağlansın. Bu ölümler nereye kadar sürecek? Benim çocuğum nasılsa başka çocuklarda öyle. Ben çocuğumun onurlu mücadelesinin yanındayım. Bu ölümlere son verilmeli. Biz savaş istemiyoruz. Ölen askerler de gariban çocukları. Gencecikler. Onların da anneleri var. Kirli bir savaşa kurban oluyorlar. Asker anneleri ve Kürt anneleri birlikte çocuklarının ölmesine dur demeli.”