ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Hindistan’da gerilla savaşı büyüyor

Hindistan’da HKP(Maoist) ve Halk Gerilla Kurtuluş Ordusu (PLGA) önderliğindeki yoksul köylü direnişi ve gerilla savaşı tüm hızıyla sürerken, devlet terörü de kirli savaş biçiminde yoğunlaşıyor. Ünlü komutan Barsa Lakhmah'la birlikte 6 devrimci tutuklandı.

Etkin Haber Ajansı / 25 Mayıs 2010 Salı, 10:51

ZEHRA AKDAĞ- Hindistan'da altı devrimci, 6 Nisan’da Dantewada ilçesinde 76 polisin öldürüldüğü, HKP(Maoist) tarihinin en güçlü silahlı eyleminden ötürü Green Hunt (Yeşil Av) Operasyonu kapsamında tutuklandı. Tutuklananlar arasında, kendine özgü savaş teknikleriyle ünlü komutan Barsa Lakhma da var.

6 Nisan 2010’da gerçekleşen baskında 75’i merkezi devlete bağlı, 1’i yerel hükümete bağlı olmak üzere 76 polis öldürülmüştü. Bu, Keşmir de dahil olmak üzere, 1948’de İngiltere’den bağımsızlığın kazanılmasından sonar Hindistan devletinin verdiği en ağır kayıptı. Nakşalit gerillaların düzenlediği baskında Merkezi Polis Kuvvetleri 62. Taburu'nun komutan yardımcısı da vardı.

Tutuklamalardan birkaç gün önce yine Dantewada’da devrimciler polis kuvvetlerini taşıyan bir otobüse yönelik silahlı saldırılarında 35 polis öldürmüşlerdi.

GREEN HUNT (YEŞİL AV) NEDİR?

Green Hunt, Hindistan devletinin “düşük yoğunluklu savaş” olarak adlandırdığı kirli savaşın medyadaki yaygın adı. Devlet varlığını bugüne dek bir kez olsun kabul etmemiş olsa da, yaşananın kapsamlı bir kirli savaş konsepti olduğu tüm dünyaca bilinen bir gerçek.

Green Hunt operasyonu, geçtiğimiz ay dünyaca ünlü aydın Arundhati Roy’un, devrimcilerin denetimindeki bölgeye giderek yaptığı röportajları “Yoldaşlarla yürürken” isimli bir makaleye dönüştürmesinden sonra Hindistan devletince Özel Kamu Güvenliği Yasası’nı ihlalle suçlanması sonucunda daha da gündeme oturdu.

Hindistan devleti, yıllardır devrimcilere yönelik geniş çaplı operasyonlara imza atıyordu. Ancak Green Hunt’a dek bu operasyonlar esasen her eyaletin yerel operasyonlarıydı. 2008 ve 2009 yılları boyunca sertleşen süreç ve özellikle de devlet güçlerinin, Nakşalit devrimcilerin eline geçen Lalghar ilçesini geri almaya yönelik askeri operasyonlardaki açık başarısızlığı, bu süreçte Nakşalitlerin kesintisiz büyümesi ve ülke gündemine oturması, daha kapsamlı bir saldırıyı koşulladı.

GERİLLA SAVAŞININ YÜKSELİŞİ

Hindistan’da 'Nakşalit Hareket' adıyla bilinen gerilla hareketi, adını 1957’de Naxalbari ilçesindeki ilk gerilla eyleminden aldı.

Bu eylemi gerçekleştiren örgütten yıllar içerisinde sayısız kopuş ve bölünme yaşandı. Dolayısıyla Nakşalitler adıyla anılan hareket 50’ye yakın irili ufaklı Maocu örgütü kapsadı. Bu örgütlerin her biri önemli vuruş gücüne sahip güçlü örgütlenmeler olsa da, her biri esasta sınırlı sayıda eyalet devletinin dışına pek çıkamadı. 2004’te belli başlı Nakşalit güçleri HKP(ML)-Halk Savaşı ve Maoist Komünist Merkez birleşerek HKP(Maoist)’i kurdu. Bu süreçten sonra gerilla savaşı ciddi bir ivme kazandı.

Kuruluşundan sonra hızla güçlenen HKP(M), özellikle 2008 ve 2009 yılında gerek askeri vuruşlarını, gerekse de kitle bağlarını ciddi ölçüde büyüttü. Bu büyümenin temel nedeni, Hindistan merkezi hükümetinin, yoksul köylülerin ve yerli halkların topraklarının elinden alınması temelinde, yer altı ve yerüstü kaynakları bakımından oldukça zengin bölgelerde çokuluslu tekellere peşkeş çekmesi. Bu amaçla devasa sanayi bölgeleri kurmaya yönelirken yoksul köylülere ve yerli halklara terör uygulaması.

NÜFUSUNUN YÜZDE 77’Sİ YOKSUL

160 ülkede gişe rekoru kıran Slumdog Millionaire filminin de gündemleştirdiği gibi, Hindistan'da nüfusunun yüzde 77’si, yani yaklaşık 800 milyon kişi günde 20 rupiden az gelirle yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

Bu koşullarda gerilla güçleri, merkezi devletin politikalarına verdikleri doğru yanıtlarla yoksul halk arasında hızlıca gelişiyorlar. Tasfiyesi hedeflenen köylüler Adivasi ortak adıyla bilinen aborjin kökenli çok sayıda yerli topluluktan oluşuyor. Bu da bölgedeki çelişkileri daha da sert ve çetrefilli kılan bir diğer unsur.

HKP(Maoist) bugün itibariyle Hindistan’ın 600 yönetim bölgesinin (bu metinde “ilçe” olarak adlandırılacak) 200’ünde etki sahibi. Daha da önemlisi, 9 eyalet devletinden oluşan etki alanıyla Hindistan’ın kuzeydoğusundan güneyine uzanan bir “Kızıl Koridor” oluşturmuş durumda. Bu koridorun merkez üssünü ise Chattisgarh, Orissa, Bihar, Jharkhand ve Batı Bengal eyaletleri oluşturuyor. Buralarda HKP(Maoist) kurtarılmış bölgeler de dahil yüksek bir etkiye sahip.

GREEN HUNT: TERÖR VE YIKIM

Greenhunt operasyonu yalnızca, Hindistan devletinin, “bugüne kadar devletin karşı karşıya kaldığı en büyük güvenlik riski” olarak tanımladığı HKP(Maoist)’e yönelik bir anti-terör operasyonu değil. Greenhunt’ın hedefinde, Hindistan’ın epeyce önemli büyüklükteki bir bölümünü, yerli halkların topraklarının zorla alınması temelinde ve çokuluslu tekeller ekseninde sanayileştirmek de var. Bu hedef, büyük ve zengin ormanların talan edilmesini, su kaynaklarının özelleştirilmesini, verimli topraklara el konmasını, maden kaynaklarının yağmalanmasını içeriyor.

Ancak önce Nandigram ve sonrasında daha da açık biçimde Lalghar deneyimlerinin Hindistan devletine açıkça kanıtladığı bir gerçek var. 2008’de Nandigram’da devletin köylülerin topraklarını işgal ederek bir petrokimya üssü kurma girişimi, bu amaçla gerçekleştirdiği katliamlar ve halkın direnişi; daha sonrasında da Lalghar ilçesinde benzer temeldeki direnişler ve HKP(Maoist)’in bu süreçlerden kitle tabanını ve askeri vuruş gücünü oldukça artırarak çıkması gösterdi ki, HKP(Maoist) gibi bir silahlı devrimci alternatifi ezip dağıtmadan, en azından önemli bir güç kaybı ve örgütsel dağınıklık yaşatmadan bu projenin hayata geçirilmesi imkansız.

MODERNİZASYON BAHANE

Green Hunt’ın Hindistan devleti bakımından bahenesi, bölgenin ilkel üretim tekniklerinden ve aşiretlerin elinden kurtarılarak “modernize edilmesi ve sanayileştirilmesi”. Yetkililer, böylece yoksulların yiyecek yemeği ve giyecek elbisesi olacağını iddia ediyor!

HKP(Maoist) ve etkisi altında bulunan yüzlerce direniş komitesi ve örgütlenmesi ise, bunun bölge nüfusunun mülksüzleştirilerek uluslararası tekellerin elindeki “serbest sömürü bölgeleri”nde en vahşi koşullar altında çalışacak, ucuzun da ucuzu işgücü haline getirilmesi anlamına geldiğini ifade ediyor.

Bu süreç elbette, kapitalizmin uluslararası iş bölümü kapsamında Güney Asya’daki devasa sanayi bölgelerinin oluşturulmasıyla ilgili. Ve Hindistan devletinin gerek “sanayileştirme” ve “modernizasyon” hamleleri, gerekse de Green Hunt operasyonu, ABD emperyalizmi ile yakın işbirliği temelinde gerçekleşiyor.

Burada önemli bir nokta şu: Hindistan’da bu projeler çok uzun dönemdir gündemde ve buna karşı özellikle NGO’lar temelinde bir hareket de hep vardı. Ancak bu mücadele kanalının HKP(Maoist) için sıçramalı bir örgütsel ve siyasal büyüme zeminine dönüşmesi, bir devrimci iktidar alternatifinin Nandigram ve özellikle Lalghar’da belirginleşmeye başlaması, mücadelenin rengi ve seyri açısından bir dönüm noktası oldu.

KİRLİ SAVAŞ TIRMANIYOR

Şimdiye dek, silahlı hareketler de dahil bütün toplumsal mücadelelerde, esasen eyalet devletleri merkezli operasyonlar gerçekleştirilmişti. Hindistan devleti, her biri Türkiye'nin toplamı büyüklüğünde 28 eyaletten oluşuyor.

Lalghar bölgesindeki çatışmalar sürecinde merkezi güvenlik kuvvetleri de operasyonlarda yoğun biçimde kullanılmaya başlandı. Ancak Green Hunt bu tipten operasyonların çok ötesinde, kapsamlı bir kirli savaş konsepti.

Operasyon için bölgeye binlerce askerin yanı sıra 75 tabur paramiliter kuvvet gönderildi. Buna eyalet hükümetinde olan HKP(Marksist) ve Janata Partisi gibi burjuva partilerin de gerçekte tepeden tırnağa silahlı birer paramiliter örgütlenme olduğunu eklemek gerekiyor. Ayrıca Özel Kuvvetler, Jharkhand Jaguar ve Cobra isimli kontragerilla örgütlenmeleri, Hindistan Rezerve Tugayı, Özel Müdahale Polisi de bölgeye kaydırıldı. Köylerde önemli çapta bir korucu kuvveti oluşturuldu. Bunun tabanını HKP(Marksist) gibi burjuva partiler oluşturuyor.

Yine yıllardır Hindistan’ın başlıca sorunlarından biri olan Kaşmir bölgesinden dahi askeri ve kontrgerilla birliklerinin bölgeye kaydırıldığını belirtmek, hem operasyonun çapını, hem de Hindistan devletinin Maoist devrimcilerin önderliğinde sürdürülen yoksul köylülük temelindeki mücadeleyi nasıl bir risk olarak değerlendirdiğini anlatmak bakımından önemli. Operasyonu merkezi hükümet ve Merkezi polis kuvvetleri yönetiyor.

KATLİAM, TECAVÜZ, ZORLA GÖÇ...

Bu kirli savaş sürecinde, daha önceden de sıklıkla kullanılan yöntemler sistematikleştirildi ve koordine edildi. Baskının biçimlerine bölge halkı yabancı değil. Operasyonun farkı, büyüklüğü, yaygınlığı ve merkezi hükümetin komutası altında gelişmesi.

Bu kirli savaş kapsamında çok sayıda köylü katledildi. Kadınlara tecavüz edildi. Köyler yakıldı ve boşaltıldı. İşkenceler sürüyor. Sadece Green Hunt kapsamında köyleri yakılarak göçe zorlananların sayısı binleri buluyor. Tek başına Chhattisgarh eyaletinde bile 644 yerleşimin zorla boşaltılması sonucu 200 bin kişi göç ettirildi. Boşaltılan topraklarsa Hindistanlı ve yabancı maden tekellerine peşkeş çekildi.

Ayrıca geniş çaplı bir muhbirleştirme kampanyası başlatıldığı gibi, gizli servis de teknolojik yenilenmeye gidiyor. Bu kirli savaş politikasının içinde örneğin şu gibi yöntemler var: HKP(Maoist)’in mayın döşediğinden şüphelenilen alanlarda rastgele yoksul köylüler tarlalarından, evlerinden alınarak alana taşınıyor ve canlı mayın kobayı olarak kullanılıyor. Bomba şüphesi olan terk edilmiş poşet ve çantalar, halktan seçilen kişilere çıplak elle kontrol ettiriliyor. Hindistan hükümeti bunu, Maoistlere uyarı olarak açıklıyor.

MEDYA ÖZEL GÖREVLİ

Yine Green Hunt’ın önemli bir ayağını da medya aracılığıyla yürütülen karalama kampanyası oluşturuluyor. Burjuva medyanın manşetlerinden düşmeyen Nakşalitler, işkenceci, katil ve tecavüzcüler olarak sunuluyor.

Operasyon sadece gerilla kuvvetlerine yönelik askeri harekatları değil, aynı zamanda halka yönelik büyük bir yıldırma harekatını kapsıyor. Maoistlerden yana olan ya da sadece kimi direnişlere önderlik eden aşiret liderleri vahşice katlediliyor. Köyler yakılıyor ve boşaltılıyor.

Operasyon henüz hedeflerine ulaşmanın çok uzağında. HKP(Maoist)’in vuruş gücünün azalmak bir yana arttığının somut kanıtları, operasyonun başlamasından sonra yaptığı silahlı eylemlerde devletin verdiği kayıplar.

Bununla birlikte merkez komite ve askeri komuta düzeylerinden 10 kadar devrimcinin tutsak düşmüş olması önemli bir kayıp oldu. Askeri teknikler bakımından ise PLGA’nın sürekli bir yenilenme ve gelişim içinde olduğu ve bu sayede Green Hunt kapsamında devreye sokulan yeni tekniklere az kayıpla ya da önceden hazırlıkla yanıt verdiği söylenebilir.

BİR YENİDEN YAPILANMA SÜRECİ

Green Hunt operasyonu, aynı zamanda Hindistan devlet yapılanması bakımından da bir yeniden örgütleme süreci anlamına geliyor.

Daha öncesinde ve şimdi de, eyalet devletleri olarak adlandırılan yerel hükümetlerin elinde yasama, yürütme ve yargı bakımından oldukça geniş yetkiler var. Eyalet içinde gelişen tüm sorunlarda eyalete bağlı güvenlik güçleri kullanılıyor. Bu hiçbir şekilde, merkezi devletin güçsüz olduğu anlamına gelmiyordu, aksine oldukça büyük bir yüzölçümüne, dağlık alanlara, çetin bir coğrafyaya hakim olma bakımından merkezi devlet için bir avantajdı. Belli başlı burjuva partilerin de kendi tabanlarını sürekli silah altında tutması, devrimci güçlerin genelde eyalet devletleri bazında örgütlü olması, ülke çapında etkileri olsa da esas örgütlerinin bir iki eyalete dayanması gibi etkenler, Hindistan devletinin işini kolaylaştıran faktörlerdi. Bu yöntem hem daha az masraflı hem de daha kolay yönetilebilir bir sistemdi.

Yeni süreçte ise yerel hükümetlerin yetkilerinin azaltılması ve merkezi devletin güçlendirilmesi esas alınıyor. Bu öncelikle HKP(Maoist) gibi ülke çapında bir güce dönüşen silahlı bir devrimci örgütü ezmek için zorunlu. Ayrıca da Hindistan devletinin geleceği bakımından, kentleşme ve sanayileşme sürecinin tüm ülkede ivme kazandığı koşulların ihtiyaçlarını yanıtlayan bir örgütlenme.

ULUSLARARASI DAYANIŞMA ŞART

Green Hunt operasyonu, HKP(Maoist)’in önderliğindeki gerilla hareketini ve Hindistan’daki diğer toplumsal mücadeleleri dünya gündemine taşıdı. Ünlü yazar Arundhati Roy’un da aralarında bulunduğu Hindistan merkezli geniş bir aydınlar hareketi, sorunu uluslararası kamuoyunun gündemine taşıyan önemli bir güç oldu.

HKP(Maoist)’in de dahil olduğu Maoist bir uluslararası örgütlenme olan RIM (Devrimci Uluslararası Hareket) ve başkaca devrimci nitelikli uluslararası örgütlenmeler de henüz yeterli düzeyde olmasa da dayanışma eylemleri ve açıklamalarıyla bu direnişi dünyaya tanıtıyor.

Hindistan’daki direniş, her ne kadar Nepalli Maoist devrimcilerle HKP(Maoist) önemli görüş ayrılıklarına sahip olsalar da, Nepal devrimine de güç ve soluk taşıyan bir mücadele olarak görülüyor ve destekleniyor.

Zira Hindistan devletinin HMP(Maoist) karşısında ciddi bir başarı sağlamadan Nepal’de açık bir askeri müdahale geliştirmesi olasılık dahilinde olmakla birlikte, içte ve dışta epeyce yıpranmasına yol açacak riskli bir adım olur.

EZİLENLERİN ÖNEMLİ BİR MEVZİSİ

Dünya işçi ve emekçilerinin, ezilen halklarının devrimci mücadeleleri açısından Hindistan’da önemli mevziler kazanılıyor. Hindistan gibi büyük bir kapitalist gücün bu mücadele karşısında kaybettiği her çarpışma, diğer ülkelerdeki mücadelelere büyük güç ve enerji taşıyor. Hindistan, gelişmekte olan devrimci mücadele merkezleri arasında yavaş yavaş yerini alıyor.