ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Vicdani Ret; bir kurultaydan çok daha fazlası

15 Mayıs Dünya Vicdani Retçiler Günü'nde, tarihsel öneme sahip Vicdani Ret Kurultayı düzenlenecek. Ancak bu kurultay, bir kurultaydan çok daha fazlası. Savaş karşıtlarının, anti militaristlerin, Barış Annelerinin, asker ailelerinin ve oğullarını kışlalarda şüpheli biçimde yitiren ailelerin ortak kürsüsü olacak, barış isteyen 40'a yakın genç vicdanlarının sesine kulak verecek.

Etkin Haber Ajansı / 14 Mayıs 2010 Cuma, 17:11

MURAT SELENOĞLU- Barış İçin Ret Platformu, 1993 yılında karar altına alınan 15 Mayıs Dünya Vicdani Retçiler Günü'nde, İstanbul Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde kurultay düzenliyor. Halen savaşın acımasızca sürdüğü, vicdanların sesinin duyulmadığı, vicdani retçilerin tutuklandığı 2010 Türkiyesi'nde bu kurultay, bir kurultaydan çok daha fazlası olacak.

SLOGANIMIZ SAVAŞA GİTMEYİN

Barış İçin Vicdani Ret Platformu üyesi savaskarsitlari.org sitesinin editörlerinden Oğuz Sönmez ile Kurultay'ı konuştuk, bu kurultayın anlamını, önemini bir kez de dinledik.

Sönmez, "Barış İçin Vicdani Ret Platformu'nun kuruluşundan beri esas yapmak istediğimiz şey; varolan savaşa dair vicdani retçilerin hem sözünün hem de duruşunun önemli olacağını söylemeye çalışıyoruz" dedi. Sönmez, 15 Mayıs'a bu bakış açısıyla hazırlandıklarını kaydediyor, "Sloganımızda belirttiğimiz gibi; vicdani retçilere de, gençlere tüm insanlara da savaşı durdurmak istiyorsanız savaşa gitmeyin dedik" diye belirtti.

BU SAVAŞA HAYIR DEMEK YETMEZ

Oğuz Sönmez, Kurultay'a Barış Anneleri'ni, asker ailelerini, kışlalarda şüpheli bir şekilde ölen askerlerin ailelerini, tutuklu olan Enver Aydemir'in ailesini, avukatları, aydın, yazar, sanatçı, gazeteci, köşe yazarı, siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerini çağırdıklarını ifade etti, onların bu konuda duruşlarını, bu konuya nasıl yaklaştıklarını, öneri ve taleplerini isteyeceklerini söyledi.
Sönmez şöyle devam etti: "Herkes bu savaşın bitmesini istiyor. Savaşa evet diyen insanların normal olmadığını düşünüyorum. Buna herkes hayır diyor ama, hayır demek yetmiyor artık. Mutlaka birşey yapmamız lazım."

SÖZDEN ETKİNLİĞE GEÇMELİYİZ

"Ve artık sözden daha güçlü bir etkinliğe geçmemiz lazım" diyen Sönmez, şöyle devam etti: "Biz o güçlü etkinliğin vicdani ret olduğunu düşünüyoruz. Bu savaşa karşı bizim duruşumuz, katkımız, vicdani retçilerin açığa çıkması şeklinde olacak. Bunun mücadelesini yürütüyoruz."

Oğuz Sönmez, kurultayda halen başlı başına sorun olan vicdani ret hakkının, zorunlu askerlik ve sayıları 500 bin olarak ifade edilen asker kaçaklarının sorunlarının da dile getirilmesi için çabaladıklarını kaydetti: "Vicdani ret hakkının, insan hakkı olarak kullanılamıyor oluşu bur sorun. Bunu dile getireceğiz. Yanı sıra zorunlu askerlik... Vicdani retçilerin dışında, kendini vicdani retçi olarak ifade etmeyen 'bedelli askerlik yapmak istiyorum' ya da 'ben eşcinselim, askerlikle karşı kalmak istemiyorum' veya 'karşılaşırsam sorunlar yaşamak istemiyorum'... Bütün bunların dile getirilmesini istiyoruz. Zorunlu askerliğin artık tarihin çöplüğüne atılması gereken bir uygulama olduğunu düşünüyoruz. Böyle düşünen insanların da orada sözlerini söylemesini istiyoruz."

40 GENÇ VİCDANINI SESİNİ KULAK VERECEK

Sönmez, "Bu duruşumuzu yeni vicdani reddini açıklayacak kadın-erkek 40 kişinin çıkmasıyla dile getirmeyi ve bu konuda ne kadar kararlı olduğumuzu göstermek istiyoruz" diye belirtti.

Sönmez bunun yarım milyon asker kaçağına esin kaynağı olabileceğini vurguladı, "Onlara da sesleniyoruz. Sesimizin onlara da gitmesini istiyoruz. Bunun Türkiye'nin demokratikleşmesi, insan haklarının geliştirilmesi, siyasal alanda özgür olabilmesi mücadelesine büyük bir katkı vereciğini düşünüyoruz. Bu anlamda çabalarımızı sürdüreceğiz" dedi.

NEDEN BİZ DE BASKI GÜCÜ OLMAYALIM?

Sönmez, "Kurultaydan sonra ne olacak?" sorusuna karşılık ise örneğin savaşta yaşanan asker ölümlerinin orduyu belli ölçülerde de olsa profesyonel askerliğe yönelttiğini kaydetti. Diğer yandan ise bedelli askerlik yapmak isteyen binlerce kişinin, tepki ve istemlerini hemen hergün dile getirdiğini söyledi.

Oğuz Sönmez, şöyle devam etti: "Şimdi maden böyle baskılar yönetenleri, hükümeti, askeri, Genelkurmayı bir takım değişimlere itiyor, biz niye böyle bir baskıyı dile getirmeyelim veya oluşturmayalım? Eğer vicdani retçiler, savaşın durmasını isteyen insanlar olarak bizde böyle bir baskı gücü olursak demek ki onları birşeye zorlayabiliriz."

Sönmez, bu açıdan bakıldığında 15 Mayıs'ın sadece bir gün olduğunu, bu çabaların kurultay sonrasında kurultaydan alınan güçle devam edeceğini vurguladı.

15 MAYIS KARARI 1993'TE İZMİR'DE ALINDI

15 Mayıs'ın Dünya Vicdani Retçiler Günü olması, 1993 yılından İzmir'de yapılan Uluslararası Vicdani Retçiler Kongresi'nde karara bağlandı. Sönmez, "Neden 15 Mayıs" sorusuna "Tarihin bir özelliği yok. Sadece boş olan bir gündü. ICOM'un bildirisinde de 15 Mayıs için 'Boş tarih 15 Mayıs'tı. Biz de 15 Mayıs'ı Dünya Vicdani Retçiler Günü yaptık' diye ifade ediliyor. O tarihten beri uluslararası bir gün olarak kutlanır oldu" dedi.

Türkiye'de 15 Mayıs'ın düzenli olarak vicdani retçi Osman Murat Ülke'nin tutuklandığı 1997'den beri kutladığını kaydeden Sönmez, o yılları şöyle anlattı: "İlk etkinliği hatırlıyorum. Toplumsal Araştırmalar Vakfı'nda yapmıştık ve İspanyol bir retçi gelmişti. Yaklaşık katılanların yarısı kadar polis vardı. Küçücük bir oda idi oysa. İHD'de de basın açıklaması yaptığımızda o zaman da sokak polis doluyordu.

1998'de Kadıköy Evlendirme Dairesi'nde 400 kişi katıldı. Bir kişi bile vicdani reddini açıklayamadı. 1999'daki etkinliğe Amerika'dan bir Vietnam gazisi gelmişti. 2000'de 1 kişi vicdani reddini açıklayacaktı. O zaman da Beşiktaş'ta kocaman bir düğün salonu tuttuk. 700-800 kişi geldi. 1 kişi idi o anda 3'e çıktı."