ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Çiftçiler, Dünya Çiftçi Günü'nü işte böyle karşılıyor

Her 50 saniyede bir çiftçi iflas ediyor

Türkiye'de her 50 saniyede bir çiftçi iflas ediyor. İntihar eden çiftçilerin sayısı artıyor. Elmastan alınmayan vergi, çiftçinin mazotundan, suyundan, elektriğinden alınıyor. Çiftçiler, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü'nü işte böyle karşılıyor. Türkiye'nin tarım politikasını ve çiftçilerin sorunlarını Çiftçi-Sen Genel Başkanı Abdullah Aysu ve ziraat odaları için öne çıkan Salihli Ziraat Odası'nın Başkanı Ahmet Can ile konuştuk.

Etkin Haber Ajansı / 14 Mayıs 2010 Cuma, 11:43

AYŞE YILMAZ/ MURAT SELENOĞLU- 1974 yılında Roma'da yapılan ilk Dünya Gıda Konferansı'nda, ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, hiçbir çocuğun 10 yıla kadar yatağa aç girmeyeceğini söylemişti. 35 yıl sonra yine Roma'da gerçekleştirilen Dünya Gıda Zirvesi'nde dünyada 1 milyar 20 milyon insanın yatağa aç girdiği açıklandı.

Uzmanlar bunda tarım alanlarının azalmasının etkili olduğunu belirtiyor. Peki toprağı işleyenler, yani çiftçiler? Onların hali içler acısı. Türkiye'de her 50 saniyede bir çiftçi iflas ediyor. Sadece 2007-2008 yıllarında yarım milyondan fazla çiftçi iflas etti. Elmastan bile bu kadar vergi alınmazken arazisi ipoteklenen çiftçi, borç batağı içinde yaşıyor. Çiftçiler, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü'ne işte bu koşullarda giriyor.

5 SANİYEDE BİR ÇOCUK AÇLIKTAN ÖLÜYOR

1 milyar 20 milyon insan aç. Her 5 saniyede bir çocuk açlıktan can veriyor. 2007-2008 gıda krizlerinden sonra artan gıda fiyatları bu sayının daha da artmasına neden oldu. 2050 yılı itibariyle dünya nüfusunun üçte bir oranında artması bekleniyor. Tarım yoluyla elde edilen gıdalar için ihtiyaç yüzde 70, gerek duyulan et miktarının ise iki katına çıkması bekleniyor. Buna karşın devletlerin tarıma ve hayvancılığa olan yatırımları ciddi oranlarda düşüyor.

Son 25 yılda tarıma olan yatırım keskin bir şekilde düştü. Economist dergisinin 2005 yılı verilerine göre tarım gelişmiş ülkelerin gelirlerinin sadece yüzde 5'ini oluşturuyor. 1980 ve 2006 yılları arasında tarıma verilen devlet desteği yüzde 12'den 1'lere indi. 1960'larda tahıl ve pirinç ürünlerinin oranı yılda yüzde 3 ila 6 arasında artarken bu oran şimdi yüzde 1'lere kadar geriledi. İklim değişikliği, özelleştirmeler, çiftçiye verilen kredilerin azaltılması, tohumların tekeller tarafından adeta özelleştirilmesi ve fiyatların günden güne artması göz önüne alındığında önümüzdeki yıllarda durumun tam bir felakete dönüşebileceği ifade ediliyor.

Uzmanlar bunda tarım alanlarının azalmasının etkili olduğunu kaydediyor. Bu tabloya karşın tarım alanları azalmaya devam ediyor. Bu durum hem dünya üzerinde yaşayan milyarca yoksulu vuruyor, hem de deyim yerindeyse şimdiye kadar "kendi yağında kavrulan" çiftçileri derinden etkiliyor. Bu tablo içinde Türkiyeli çiftçiler, 14 Mayıs Çiftçiler Günü'ne nasıl giriyor?

'ÇIKIP İYİ ŞEYLER ANLATACAKLAR'

Çiftçi-Sen Genel Başkanı Abdullah Aysu, öncelikle 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü'nü çiftçilerin belirlemediğini ifade etti. Aysu, dünyada 300 milyon üyesi bulanan uluslararası çiftçi-köylü hareketi Via Campesine ile birlikte 17 Nisan tarihini Dünya Emekçi Çiftçi Günü olarak belirlediklerini açıkladı.

Aysu şöyle konuştu: "14 Mayıs BM'nin belirlediği bir tarih. Resmi olarak yapılıyor. Bu resmiyette Tarım Bakanları ve hükümetler çıkıp 'iyi şeyler' yaptıklarını söylüyorlar, bu mesajı veriyorlar. Ama, iyi olmadığımız göz önündedir, açıkça görülüyor."

Aysu, Türkiye'de artık çiftçilerin durumunun iyi olmadığını kanıtlamak; siyahın siyah, beyazın beyaz olduğunu kanıtlamak gibi bir şey olduğunu söyledi, "Toprağa aç, hayvana aç, insana aç bir ülkede, aç bırakılmış bir ülkede Çiftçiler Günü'nü kutlamak yerine çiftçilerin sorunlarına çözüm üretmek gerekir diyoruz" diye konuştu.

HEM DESTEK VERME HEM VERGİ AL

Çiftçi-Sen Genel Başkanı Aysu, bazı devletlerin çiftçilere yönelik bazı olanaklar sağlarken Türkiye'nin çiftçilere hiç destek vermediğini ifade etti. Aysu, çiftçilerin yaşadıkları temel sorunlardan bazılarını şöyle aktardı: "Türkiye'de çiftçilerin bir iş aracı olarak toprağını işlerken kullandığı mazottan bile ÖTV alınıyor. Bu lüks tüketim değildir, ihtiyaçtır. Ama bir alışkınlık haline getirdi hükümetler. Ve bu yolla çiftçinin sırtından sürekli para alıyor. Hem destek vermiyorlar, hem de destek vermedikleri gibi yüksek vergiler uyguluyorlar."

50 SANİYEDE BİR ÇİFTÇİ İFLAS EDİYOR

Genel Başkan Aysu, çiftçilerin vergiyi kaçıramayan tek kesim olduğuna dikkat çekti ve ekledi. "Çünkü mazot aldığı zaman otomatik olarak kesiliyor. Ürünü satmaya götürdüğü zaman ürünün brütünün üzerinden vergisi kesildikten sonra neti kendisine veriliyor. Dolayısıyla desteklenmiyor. Kredi faizleri yüksek. Kullandığımız elektrik fiyatları çok yüksek. Ürün maliyetleri yüksek ama ürünümüzü satışa götürdüğümüzde ise fiyatlar düşüyor."

Bu durum nedeniyle zarar ettiklerini söyleyen Aysu, "Bunun sonucu olarak Türkiye'de her 50 saniyede bir çiftçi iflas ediyor. Her 50 saniyede bir çiftçinin iflas ettiği bir ortamda çıkıp da Dünya Çiftçiler Günü'nü kutlamak ve bununu üzerinden mesajlar vermek, bunun üzerinden politika yapmak hiç yakışık alır bir durum değildir. En başta dediğim gibi toprağa aç, insana aç bir ülkede kimse mesaj vermeye kalkmasın."

1 YILDA 654 BİN ÇİFTÇİ İFLAS ETTİ

Türkiye'de toplam 5 milyon çiftçinin varlığından söz ediliyor. Yani, aileleriyle birlikte 25 milyon gibi bir nüfusa denk gelen topluluk geçimini topraktan sağlıyor. Çiftçi-Sen Genel Başkanı, sadece 2007 ve 2008 yıllarında uygulanan yanlış fiyat politikaları, yüksek maliyet ve düşük ürün fiyatları nedeniyle 654 bin çiftçinin iflas ederek kentlere göç ettiği bilgisini veriyor.

ÖRGÜTLENME HAKKI BİLE YOKKEN...

Çiftçi-Sen bir de kapatma davasıyla uğraşıyor. Aysu, Yargıtay'ın kapatma kararını bozduğunu ancak yerel mahkemenin kararda direndiğini aktardı ve şöyle dedi: "Düşünün; hakkınızı aramak için örgüt kurmamıza izin verilmiyor. Hükümet bu konuda parmağını kıpırdatmıyor. Ama kalkacak şimdi çiftçilerle ilgili dünya kadar mesaj verecek, iyi şeyler yaptım diyecek. Önce bir örgütlenme hakkı tanı. Çİftçilerin örgütlenme hakkının olmadığı bir ülkede Dünya Çiftçiler Günü kutlanabilir mi?"

DEVLETİN YAPMADIĞINI BU ODA YAPIYOR

Manisa'nın Salihli Ziraat Odası, 800'e yakın ziraat odası arasında ender sayılabilecek bir oda. Çünkü, devletin bile sağlamadığı bazı destekleri onlar sağlıyor.

Salihli Ziraat Odası Başkanı Ahmet Can, o destekleri şöyle anlattı: "1997 yılında üretici ile buluşan fuarların getirdiği katkılar sayesinde üretici doğru hasat yapmayı örnekleri ile görmeye başladı. Almanya, Yunanistan ve İtalya gibi ülkelere çiftçimiz ile beraber fuarlara ve eğitim seminerlerine katıldık. İlçede bulunan 6 adet domates toplama makinesini üreticinin hizmetine açtık. El değmeden domatesleri topluyoruz. Sadece bu değil. Çiftçi ne üretiyorsa neredeyse hepsine ait ekipman temin ediyoruz. Mesela şu anda bizim temin ettiğimiz bezelye toplama makinesi arazide hasat yapıyor. Üretici bu sistem ile hem karlı çıkıyor hem ürünü daha kaliteli çıkıyor. Amacımız bilinçli üretici, kaliteli ürün. Salihli'ye zeytin fidanlığı yapıyoruz. 60 bin ağaçlı bir fidanlık var. Bu yıl da üreticiye ücretsiz olarak toplam 14 bin fidan dağıttık. Sadece narenciye ve muz üretmiyoruz. Aklınıza ne gelirse üretme durumundayız."

ELMASTAN BİLE BU KADAR VERGİ ALINMIYOR

Can, "Ekmek ve sudan vergi alınıyor ama elmastan bile bu kadar vergi alınmıyor. Çiftçiye hem destek verilmiyor, hem de yüksek vergiler uygulanıyor. Sürekli borçlanan üretici zarar ediyor ve bakmışız ki üretici iflas etmiş. İflas eden çiftçi kent merkezlerine göç ediyor. Böylece işlenmeyen araziler zamanla çoğalıyor" dedi. Ahmet Can, tarıma ve hayvancılığa verilen değer artmadığı sürece yukarıdaki tablonun değişmesinin mümkün olmadığını vurguladı.

Salihli Ziraat Odası Başkanı Can, devletin üreticisine destek vermesi gerektiğini ifade etti, çiftçinin hükümetten beklentilerini ise şöyle açıkladı: "Türkiye genelinde 740 adet ziraat odası bulunmakta. Bu odaların daha etkin bir şekilde çalışması sağlanmalı. Üretici, seçim yapabilmesi için bilinçlendirilmeli ve alternatifler sunulmalı. Çiftçinin sürekli borçlanması engellenmeli. Bunun için de, ilacından suyundan mazotundan vergi alınmamalı ve hükümet çiftçi bütçesi oluşturmalı."