ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Tarladan sofraya alternatif ekonomi

Boğaziçi Üniversitesi'nde çalışanlar, kurdukları tüketim kooperatifiyle hem siyasi bir tutum alıyor hem de gereksinimlerini doğrudan karşılamak için bir altyapı örüyorlar.

Etkin Haber Ajansı / 10 Mayıs 2010 Pazartesi, 11:46

NEJAT AĞIRNASLI- Öğrencilerinin yaratıcı eylemleri ve farklı siyasi tarzıyla tanınan Boğaziçi Üniversitesi'nde çalışanlar da kendi cephelerinden kolektif ve alternatif çözümler geliştiriyor. Eğitim-Sen bünyesinde bir araya gelen Boğaziçi Üniversitesi çalışanları, şu anda Latin Amerika'da yaygınlaşan ve Türkiye'de de 70'li yıllarda özellikle solun önemsediği kooperatifçilik hareketini yeniden hatırlatan bir çalışma başlattı. Buna göre, Boğaziçi çalışanları, Kibele Üretici Kooperatifi'nin mahsullerini aracısız satın alacakları bir tüketici kooperatifi kuruyor. Alternatif ve kolektif bir ekonomik alt-yapı için temel atan deneyim, başka yerlerde de model olabilecek bir nitelik taşımaya ve sendikal harekette tartışma yaratmaya aday.

ESİN KAYNAĞI 'KİBELE'

Eğitim-Sen'de örgütlenen Boğaziçi Üniversitesi öğretim görevlileri ve çalışanlarının "dayanışma sandığı" arayışları, bir tüketici kooperatifi ile sonuçlandı.

Kooperatif kararı, Boğaziçi çalışanları, öğretim üyeleri ve öğrencilerin ortak kararı ile alındı. Düzenli olarak yapılan toplantılarda, kentsel dönüşümden, sosyal güvenlik sorunlarına kadar pek çok konu tartışılırken, çalışanların sorunlarına cevap verebilecek ortak bir dayanışma sandığı da gündeme geldi. Bunun bir sonucu olarak da kooperatifleşme kararı alındı.

Eğitim-Sen'lilerin kooperatifleşme kararının esin kaynağı ise Çiftçi-Sen'in "Kibele Üretici Kooperatifi" oldu. Eğitim-Sen'liler, tarımdaki tekelleşmeye karşı kurulan Kibele Üretici Kooperatifi'nin mahsullerini aracısız satın alacak olan bir tüketici kooperatifi kurmak için kolları sıvadı. Yaklaşık bir yıldır süren hazırlık süreci, iki kooperatif arasındaki ilk alış-verişin Haziran ayında gerçekleşmesiyle tamamlanacak.

KOLEKTİF BİR İŞLEYİŞ

Eğitim-Sen'lilerin kurduğu, ancak kurumsal açıdan tamamen bağımsız olan kooperatifin işleyişi, kolektif ilkelere göre düzenlenmiş.

Şu anda yaklaşık 100 üyesi bulunan kooperatife üye olmak için önce hissedar olmak gerekiyor. 100 TL ile hem hissedar hem üye olunabiliyor, ancak alınabilecek hisselere sınır getiriliyor.

Üyelik sistemini hisse esasına göre düzenlemek hem bir başlangıç sermayesi sağlıyor, hem de olası gelirleri paylaşımcı bir biçimde dağıtma vaadiyle teşvik edici bir işlev görüyor. Demokratik olarak seçilmiş olan yönetim kurulu, süreci örgütlemek ve bütçenin şeffaflığını sağlamakla yükümlü.

İLK AŞAMADA 7 ÜRÜN

Tüketim kooperatifi şu anda deneme aşamasında olduğu için yedi çeşit ürünü üyelerine sunarak işe başlıyor. Bu ürünlerin dayanıklı olmasına özen gösterilmiş, zira oluşabilecek olası sorunlar ve hesaba katılmamış kimi riskler asgari düzeye indirilmek isteniyor. Kendi fiyat politikalarını üreticiye dayatan tekellerin ve aracıların aradan çekilmesi ürünlerin fiyatını da düşürüyor. Ancak bu düşüşün de bir sınırı var. Tekeller yüksek miktarlarda ürün aldıkları ve piyasaya hakim oldukları için fiyatları kırabiliyor ve şu anda yavaş yavaş başlayan kooperatiflerden daha ucuz ürünleri piyasaya sürebiliyorlar. Bu nedenle tüketim kooperatifi, ürünlerin kalitesini ön plana çıkarıyor ve 'temiz gıda' ilkesini esas aldıklarını belirtiyor.

Kooperatifin örgütleyicileri, bu sürecin sadece basit bir alış-veriş olmadığının altını çizerek bunun hem tarımdaki tekelleşmeye, hem gıdaların piyasa mantığına uygun ve sağlıksız üretimine bir tavır hem de çalışanlar arasında bir dayanışma örneği olduğunu vurguluyor. Her ürünün üzerinde, üretildiği yer ve üreticinin irtibat bilgileri etiket olarak tüketiciye sunuluyor. Tüketim kooperatifi şu anda sıradan bir ticari işletme olarak çalışıyor ve belli bir miktarın altında satış yaptığından dolayı Sağlık Bakanlığı'nın yaptırımlarına maruz kalmıyor.

SİPARİŞ VE TESLİMAT

Ürünlerin listesi dijital ortamda kooperatifin üyelerine bildiriliyor ve siparişler tek elde toplanıyor. Sipariş süresi dolduktan sonra, banka havalesi üzerinden ürünlerin parası alınıyor ve siparişler üretici kooperatifine iletiliyor. Mayıs ayında başlayacak ilk siparişlerin teslimatının Haziran ayında teslim edilmesi bekleniyor. Bu teslimat için Boğaziçi Üniversitesi'nin Kuzey Kampüsü'nde kooperatif için bir teslimat yeri tahsis edilmiş durumda. Bu ufak mekanın ilerleyen süreçlerde Boğaziçi Üniversitesi çalışanları ve öğrencileri tarafından daha farklı bir biçimde kullanılması da tartışılan konular arasında.

Tüketim Kooperatifi ile Üretici Kooperatifi arasındaki koordinasyonu şu anda Tohum İzi Derneği sağlıyor. Kibele Üretim Kooperatifi kendi cephesinden başka alternatif çözümler de üretmeye çalışıyor. Ürünleri ve üretim sürecini sınıflandıran ve uzmanlara dayanan sertifikasyon sistemine karşı, çiftçilerin birbirlerini denetledikleri "Katılımcı Sertifikasyon Sistemi"ni hayata geçirmeye çalışıyorlar.

YENİ DÖNEM, YENİ ARAÇLAR

Neo-liberalizmin yıkıcı etkilerine karşı insanları örgütlemenin somut bir yolu da yakıcı ihtiyaçlara cevap verebilmek. Fetullah Gülen cemaatinin başarısı da aslında bir yandan neo-liberalizme eklemlenirken zenginliği dağıtma mekanizmalarıyla yoksulluğu kontrol edilebilir hale getirmesiydi. Çeşitli STK'lar ve sosyal politika tartışmaları da yoksulluğu idare edilebilir hale getirmeye çalışırken, ezilenlerin ve yoksulların kendi alternatiflerini üretmeleri 'mağdur' olmaktan 'tarihsel/kolektif özne' olma yolunda önemli bir adım.

Her ne kadar bu tarz girişimler piyasaya eklemlenme tehlikesi taşısa da önemli bir gündem olmayı sürdüreceğe benziyor. Zira yeni dönem yeni araçları gündeme getiriyor. Türkiye'de özellikle Hikmet Kıvılcımlı geleneğine yakın Pahalılık ve İşsizlikle Mücadele Derneği (önce İPSD sonra PİM) gibi örnekler, İspanya'da işçi sendikası olan CNT ile UGT arasında İspanya İç Savaşı esnasında ortak bir ekonominin kurulması, Brezilya'daki topraksızlar (MST) ve Arjantin'deki işsizler (piqueteros) uzun vadeli siyasi mücadele ile somut alternatiflerin bir arada yürüyebileceğini, sosyalizmin nüve olarak örgütlenebileceğini gösteriyor.