ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Ölüm Nazlıcan'ı teğet geçmedi

Yoksulluk, açlık, sefalet... Krizle katmerleşen acı hayatlar. Başbakan'ın "teğet" geçtiği gerçekler... Krizin ülkeyi teğet geçmesi çok tartışıldı ama gerçek o ki ölüm küçük Nazlıcan'ı teğet geçmedi. Fatura ödenmediği için elektrikler kesikti, annesi de korkmasın diye uyurken mum yakmıştı. Mum devrildi, Nazlıcan 2 yaşında kaldı.

Etkin Haber Ajansı / 06 Mayıs 2010 Perşembe, 13:06

FATMA KELLECİ- "On sene geçse bu sonuç yine aynı olacak. Sadece sana yağı alalım. Sana yağ, çay, ekmek yiyelim, bakkala ödeyeceğimiz parayı biriktirip elektriği açtıralım dedik, bu kez de dünyamız karardı."

Bu sözler, küçük Nazlıcan'ın uyuduğu odada, dumandan zehirlendikten sonra Nazlıcan'ın yokluğunda söylendi. Nazlıcan, yoksulluğun getirdiği ölümle, henüz 2 yaşında tanıştı. Büyüseydi, ölümden önce yoksulluğu tanıyacaktı. Onun tanıyamadığı yoksulluğu Nazlıcan'ın ölümü üzerinden yakınları anlattı.

YARDIM GELECEKTİ, ELEKTRİĞİ AÇTIRACAKLARDI

2 yaşındaki Nazlıcan'ı, elektriklerin kesik olduğu bir evde, mumun devrilmesiyle çıkan yangında dumandan zehirlenerek ölünce tanıdık. Oysa Kaymakamlık, Taşer ailesinin yoksulluğunu biliyordu. Yasemin Taşer'in yardım başvurusu Kaymakamlığın raflarında bekliyordu.

Yoksulluğu Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu da biliyordu. SHÇEK, Nazlıcan'ı daha önce bir seneliğine yaptığı yardımlardan tanıyordu. Nazlıcan'ın annesi, yeniden yardım bağlanabilmesi için yerinde inceleme yapacak olan devlet görevlisini bekliyordu.

Devlet görevlisi gelmeden, Kaymakamlık yardım başvurusunu değerlendirmeden yoksulluk 2 yaşındaki bir çocuğun yaşamına mal oldu. İzmir'in Basmane semtindeki iki katlı evde, fatura ödenmediği için elektriklerin kesik olması nedeniyle yakılan mum devrilince, küçük Nazlıcan oracıkta yaşamını yitirdi. Yavrusu ile birlikte herşeyini kaybeden Yasemin Taşer, "Bundan sonra gelseler ne olur?" diyor.

Nazlıcan'ın annesi Yasemin Taşer, babaları olmadan tek başına dört çocuğunu büyütmeye çalışıyor. İşi, sosyal güvencesi yok. Evi kirada, kirasını ödeyemiyor. Evin elektriği-suyu da kesik. Annesinin de hiçbir geliri yok. Nazlıcan'ın hayatını kaybettiği evde 6–7 aydır su ve elektrik kesik. Yasemin Taşer, annesine misafir olduğu evde, 2 yaşındaki kızı Nazlıcan'ı, uyanınca korkmasın diye odaya koyduğu mumun devrilmesi ile kaybetti. Şimdi ne arayıp soran var, ne de yardım eden.

Anne Yasemin, "İlla birilerinin canı mı yanması gerekiyor. Çocuklarım soğuk odada çok yattı. Aç kaldığımız günler oldu. Ama yine de dört çocuğumu büyüttüm diyordum" diyor.

GÜNLERDİR SALÇA EKMEK YİYORLAR

Dizlerine vurarak "dünyalar güzeli torunum gitti" diyen anneanne Hacer Neviz Çokgüngör, ağlayarak anlatıyor: "Kimse kimseye sahip çıkmıyor. Günlerdir biz burada salça ekmek yiyoruz. Günlerdir evimizde yemek pişmiyor. Aylardır elektriğimiz kesik. Bir damla çocuğum yerlerden kuru ekmekleri toplayıp yiyordu. Kimseler gelip sormadı. Şu saatten sonra gelse ne olur. Elektriği açsalar bu eve girebilir miyiz? Yardıma ihtiyaç yok mu, tabii ki var ama acıları dindirmeyecek."

HİÇ BİR YETKİLİ ARAMADI

Şimdiye kadar herhangi bir yetkilinin arayıp sormadığını, sadece belediye başkanı Hakan Tartan'ın tanıdık aracılığıyla yemek organize ettiğini belirten Dede Mehmet Uçarer ise devlete sitem ediyor. "CHP'nin 53 senedir üyesiyim. 50 senedir kongre delegesiyim. 20 sene Basmane Etiler Muhtarlığını yaptım. Şimdi sadece arkadaşlarım, dostlarım soruyorlar 'Abi emrin var mı?' Ben ne isteyeyim bu yaşımda, para mı isteyeyim. Kimden isteyebilirim. Kime bana yardım edin diyebilirim. Devletten hiçbir şey gelmedi."

BU DEVİRDE MUMLA MI OTURULUR

Aile, 600 Lira elektrik borcunu taksitlendirmek istemiş. Borcun yarısını peşin vermek ve kalanını da taksitlendirmek için elektrik idaresi ile anlaşılmış fakat bu kez de ev sahibinin "kabul"ünü alamamak, aileyi elektriksizliğe mahkûm etmiş. "Ya peşin ödeyin, ya da elektriksiz yaşamaya devam edin" denilmiş.

Başka bir yakın Mustafa Ülger, "Ne geldiyse yoksulluktan geldi. Zaten bizim gibi insanlara ne olursa yoksulluktan olur. Bu devirde mumla mı oturulur üç ay?" diye soruyor.

BAŞKA NAZLICANLAR DA OLACAK

Yasemin Taşer'in arkadaşı Gülten Karaduman, arkadaşı ile aynı kaygıları yaşıyor. Gülten Karaduman da eşi ile ayrı yaşıyor. Karaduman da devlete tepkili: "Ben kendim de böyleyim. İki çocuğum var, eşimle ayrı yaşıyorum, iş bakmaktan geliyorum. Benim de evim kira, elektriğim, suyum kesilmek üzere. Benim de mi başıma böylesi bir şey gelmesi gerekiyor. Böyle bir şey mi yaşamam gerekiyor. O zaman ben bu ülkede nasıl vatandaş sayılıyorum. Bunu mu yaşamak gerekiyor. Bir kadın bedenini pazarlamaya başladığı zaman herkes 'Aaa! Yapacak bir şey yok mu' yorumunu yapıyor. Bunu söylemek kolay. Ama insanlar perişan. İş arıyoruz, iş bulamıyoruz. Bulduğun işte de ya zamanında göndermiyorlar ya mesaini yiyorlar, ya sigortanı yapmıyorlar… Hiçbir şekilde hakkını alamıyorsun. Nasıl çalışacaksın, nasıl ev geçindireceksin. Mecburi eğitim diyorlar. Nasıl sunacağım ben çocuklarıma mecburi eğitimi. Ben mi olacağım bunun suçlusu? Hayır, ben değilim. Ülkem bunun suçlusu. Bu ülke böyle gittikçe başka Nazlıcan'lar da olacak başka Onurlar da Aliler de olacak. Başka anneler yanacak böyle. Başka insanlar sokaklarda kalacak. Ülke olarak geriye gidiyoruz.

Dünden beri televizyonlarda gösteriliyor olay, Başbakan görmüyor mu, eşi de bir anne, görmüyor mu? En azından belediyeden buraya gelmeleri gerekmiyor muydu? Hiç yoktan ailenin yanında olmaları gerekmiyor muydu?