ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Türkiye'yi et ithaline götüren özelleştirme süreci

Bir özelleştirme hikayesi: Et ve Balık Kurumu

Türkiye günlerdir canlı hayvan ve et ithalini konuşuyor. Bugün de ilk ihale yapılıyor, teklifler alınıyor. İthalat ile tüketicinin daha ucuza et alabileceği ileri sürülüyor. Peki kim kazanacak? Tüketici artık eti daha ucuza mı alacak? Üretici bundan sonra ne yapacak? Ve en önemlisi, et ithali hangi politikaların ürünü?

Etkin Haber Ajansı / 04 Mayıs 2010 Salı, 15:49

MURAT SELENOĞLU- İklim ve tarım potansiyeli bakımından insan beslenmesi için uygun koşullara sahip ender ülkelerden olan Türkiye'de şimdi et ithali gündemin ilk sıralarında. Türkiye, bu sürece nasıl geldi? Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Politikası ve Yayım Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Tayfun Özkaya, Türkiye'yi et ithaline götüren özelleştirme ve yıkım politikalarını irdeliyor. Özkaya, Et Balık Kurumu'nun özelleştirilmesiyle birlikte yaşananlara ışık tutuyor.

"DEVLET KASAPLIK MI YAPAR?"

1952 yılında hayvan ıslahı, canlı hayvan ticareti, kasaplık hayvan üretimi, hayvancılık kredileri, et teknolojisinin geliştirilmesi ve teşvik politikaları yapması için kurulan Et ve Balık Kurumu (EBK), 1992 yılında özelleştirme kapsamına alındı. Gerekçe ise çarpıcı: "Devlet kasaplık mı yapar?"

EBK özelleştirilirken sadece TSK'nın ihtiyaçlarını karşılaması için bazı kombinaları bırakıldı. Ancak TSK'ya maliyetin altında fiyatla satış yapıldığı için zarar giderek arttı. EBK'nın kara talihi AKP Hükümeti döneminde de sürdü. Elde kalan bazı kombinalar ile 68 dönüm arazi ve 22 bin metrekare kapalı alan, sadece arazi fiyatına satıldı. Satış sonra tepkiler üzerine iptal edildi. Ancak kombina ve araziler bu kez yok pahasına Manisa Sanayi ve Ticaret Odası'na satıldı. Satılan 9 kombinada bir daha et kesimi ve işletmesi yapılmadı. Yerlerinde iş merkezleri ve oteller yükseldi. Ankara'da Ankamall adını alan Migros Alışveriş Merkezi bunun en çarpıcı örneği oldu.

KURTARICI AMA...

EBK'nın piyasadan çekilmesiyle hem kurum hem de sektör çöküşe geçti. 2003'de 61.7 trilyon, 2004'de ise 22 trilyon lira zarar etti. Özelleştirme kapsamında bulunduğu 13 yılda kuruma, zararlarına karşılık Özelleştirme Fonu'ndan 581 milyon dolar aktarıldı. Sağlıklı kesim alanlarının kalmaması nedeniyle kaçak et artışı da cabası oldu. Özelleştirme İdaresi'yle AKP Hükümeti arasında kaynak transferinin çözülememesi, sorunları daha da büyüttü. Ardından sektör çöküşe geçince EBK, 2005 yılında bütün borçları ve artık olmayan onlarca diğer tesisleriyle Tarım Bakanlığı'na devredildi.

Kurumun yaşadığı yıkımın ardından Et ve Balık Kurumu, sektörün "kurtarıcısı" ilan edildi. Ancak uzmanlar kurumun bugün piyasadaki rolünün yüzde 1 kadar olup arz talep dengesini düzenleyecek konumda olmadığını ifade ediyor.

SEKTÖR BÜYÜK FİRMALARA KALDI

EBK'nın piyasadaki düzenleyici rolünü yitirmesinin ardından, sektör büyük et ve süt firmalarının insafına kaldı. Nitekim, hem et hem de süt fiyatları gün geçtikçe artışa geçti, tavan yaptı. Et fiyatlarının birkaç ay öncesine kadar 40 liraya dayandığı görüldü. Süt fiyatları, üreticiden 40 kuruşa alınmasına rağmen 2 liraya satılır hale geldi. Ardından gelenler ise bilindik; canlı hayvan ve et ithali kararı. İthal yetkisi ise piyasada rolü bulunmayan Et ve Balık Kurumu'na verildi.
Ancak karara yoğun eleştiriler var. Veterinerler, "popülizm" olarak değerlendiriyor. Türkiye'nin, hayvan hastalıklarından arınmış dünyanın 5 ülkesinden birisi olduğunu belirten veterinerler, "Canlı hayvan ithalatının önünün açılması durumunda, deli dana başta olmak üzere birçok hayvan hastalığı ülkeye girecek ve bir daha temizlenmesi yıllar alacak" uyarısında bulunuyor. Üreticiler, bu kararla birlikte önümüzdeki yıllarda besici bulunamayacağını savunuyor. Tarım ve Köyişleri eski Bakanı Prof. Dr. Hüsnü Yusuf Gökalp ise et fiyatlarındaki artış ve et ithalatının nedeninin, Türkiye'deki üç büyük firmanın isteği olduğuna dikkat çekiyor.

ÖZKAYA: HÜKÜMET NEDEN ŞİMDİ MÜDAHALE EDİYOR?

Konuyu, bir dönem Tarım Ekonomisi Derneği Başkanlığını da yürüten Ege Üniversitesi Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Tayfun Özkaya ile konuştuk. Özkaya, sözlerine şöyle başlıyor: "Besicilik ve süt üretimi yapan bir köyde çiftçimiz şöyle diyordu: 'Bir yıl önce süt fiyatları 40 kuruş, et ise 9 lira idi. Ardından süt fiyatları 80'e çıktı, sonra 67 kuruşa indi. Et fiyatları 18'e çıktı, şimdi ise 16,5 lira.' Yani, müdahale hep bu fiyatlar arttığı zaman yapılıyor. Ama fiyatların düşük olduğu -çiftçinin eline geçen fiyatlardan bahsediyorum- dönemde üreticiler hayvanlarını kesiyorlardı. O dönemde kamu yönetimi ve Tarım Bakanlığı müdahale için istek duymadı. Önce buradan yaklaşmak lazım."

ÖZAL DÖNEMİNDE DE YAPILMIŞTI

Prof Dr. Özkaya, süt ve et ithalinin 1990'lı yıllarda Özal iktidarı döneminde de yapıldığını hatırlattı, "İthalatlar, Türkiye'deki hayvancılığa yön vermediği gibi bir krize de yol açtı" dedi. Özkaya şöyle devam etti: "Et Balık Kurumu'nun özelleştirilmiş olması, bir çok kombinanın ve satış yerinin kapatılmış olması, aynı şekilde Süt Enstitüsü Kurumu'nun fabrikalarının özelleştirilmesi -Fabrikaların birçoğu kapatıldı sonra. Sadece Doğu Anadolu değil örneğin İzmir Süt Enstitüsü Kurumu fabrikası dahil, krize yol açmıştı. Dolayısıyla, yapılacak ithalatın yine böyle bir dengesizliğe yol açma ihtimali çok büyük. Et ithalatının yapılacağının açıklandığı gün bir köyde idik. Ve bize hemen o gün et fiyatlarının 18 liradan 16,5 liraya gerilediğini söylediler. Yani daha haberi çıkar çıkmaz üreticinin eline geçen fiyat düşüyor. Tüketicinin ödediği fiyatta ise çok büyük bir düşme olmadı. Maliyetini ve yükünü üreticiler ödeyecek gibi görünüyor. Tüketiciler, söylendiği gibi indirimden faydalanmayacak. Bir süre sonra ithalat kesildiğinde böyle bir yükselme söz konusu olabilecek."

ET BALIK KURUMU YETENEĞİNİ KAYBETTİ?

Özkaya, ithal yetkisi verilen Et ve Balık Kurumu'nun piyasayı yeniden düzenleyemeyeceği görüşünde. Şöyle diyor: "Et Balık Kurumu, özelleştirme sonrası bu yeteneğini kaybetti. Yeniden satış mağazaları açabilir. Piyasayı düzenleme işine tekrar girebilir. Alım yerleri açabilir, kombinalar tekrar olabilir. Yani, yaptığımız hatayı geri almak zorundayız. Et Balık Kurumu eğer bu fiyatları regüle etmek istiyorsa; pazarlama marjını düşürmesi lazım. Karkas et 16,5 liradan alınıyor. Satış fiyatları yani marj çok yüksek sütte de aynı şekilde. Süt 67,5 kuruştan alınıyor, 2,20 liraya satılıyor."

BÜYÜK FİRMALAR HAZIRLIKLARINI YAPMIŞ

Prof. Dr. Tayfun Özkaya, büyük et ve süt firmalarına işaret ediyor, üretici köylülerin kendisiyle paylaştıkları bilgileri şöyle aktarıyor: "Üreticilerin ısrarla söyledikleri birşey var. Kendi gördükleri şey. Yaklaşık 8-10 kadar büyük firma bunlar et satın alıyorlar, kesim yapıyorlar. Bunların içinde hem tavuk etinde hem de kırmızı ette hakim olanlar var. Geçtiğimiz dönemde önemli derecede hayvan aldıklarını, bunları satıp önemli miktarlarda para kazandıklarını ve kazanmaya devam ettiklerini söylüyorlar."

Özkaya, alternatif politikaların mümkün olduğunu kaydediyor, "Tek yol ithalat değil. Üreticiden satın alınıp maliyetine veya 1-2 lira kar ile satılsa bile mevcut piyasa fiyatları bir miktar aşağı çekilebilir" diye belirtiyor.

GIDA DENETİMİ NASIL YAPILACAK?

Özkaya, ithalatta gıda denetiminin önemine dikkat çekiyor, şöyle devam ediyor: "İthalin Litvanya vb. ülkelerden yapılacağı söyleniyor. Nedeni ise buralarda deli dana az ya da yok şeklinde. Ama bu ülkelerin dışarıdan et ve hayvan almayacaklarını nasıl garanti edebiliriz? Pek garanti edemeyiz. Risk söz konusu. Ayrıca veterinerlerin araştırmalarına göre, deli dananın ötesinde Türkiye'de var olmayan başkaca hastalıkların riski de söz konusu."

KİM KAZANACAK?

Prof. Özkaya'ya göre canlı hayvan ve et ithali ile kazanacaklar şimdiden belli. Özkaya, kaybedenin her zaman üretici ve tüketiciden biri olduğunu kaydediyor: "Aracılar, büyük et ticareti yapanlar kaybetmeyecek. Çünkü üreticiden daha şimdiden düşük fiyattan ürün almaya başladılar. Tüketici kısa bir süre için birşey kazanacak gibi olacak. Bu kesildiği zaman tekrar bir kriz dönemi yaşanabilir. Süt ile et birbirine bağlı şeyler. Politikalar genelde büyük firmaları kollayıcı şekilde oluyor.

Aslında Türkiye'de uygulanan tarım politikaları prim şekline döndüğünden beri aracıların düşük fiyattan ürün almaları engellenemiyor, önlenemiyor. Örneğin sütte prim var; inek sütünde 4 kuruş, koyun sütünde 10 kuruşluk. Geçmiş yıllarda devlet bu primi 3'ten 4'e çıkarmıştı. Aracılar prim fiyatı kadar fiyatları indiriyorlar. Bu şunu gösteriyor; aracılar daha düşük fiyattan süt alıyor. Bunun bedelini ödeyenler ise vergi ödeyenler. Çiftçiler birşey kazanmıyor. Aracılar, daha düşük fiyattan mı satıyor? Hayır. Onları da kendileri belirliyor. Mesela; sütü 40 kuruştan aldıkları zaman 2 liradan satıyorlardı. Şimdi 67 kuruştan alıyorlar, ama 2,20 liradan satıyorlar. Tüketici ödedi bunu. Bu defa üretici ödüyor. Her zaman üretici ve tüketiciden biri kaybediyor."

İHALE GÖSTERMELİK Mİ?

Canlı hayvan ve et ithaline ilişkin Et ve Balık Kurumu tarafından açılan ihalenin bugün yapılan ilk görüşmesi ilginç bir gelişmeye sahne oldu. 4 bin 25 ton kasaplık sığır alımı için düzenlenen ihaleye yurt dışından Türk işadamlarına ait 3 firma teklif verdi, yine yurt dışından 2 Türk firması şartname almasına karşın, 10 günlük teslim süresini kısa bularak teklif vermedi.

Avusturya menşeli Köseoğlu firmasının sahibi Mustafa Köseoğlu, hayvanların 10 gün içinde tesliminin istendiğini, ancak bu sürede 4 bin 25 ton hayvanın tesliminin mümkün olmadığını kaydetti. İhale için "göstermelik" diyen Köseoğlu, "Bir günde ancak 300 hayvanı yükleyebilirsiniz. 10 günde de 3 bin hayvan gelir. 4 bin 25 ton hayvanın bu kadar sürede yüklenip getirilmesi mümkün değil. İhale göstermelik. Ya hayvanlar geldi bir yerde bekliyor ya da hazır" diye konuştu.

Avusturya merkezli Altın Stern adına şartname alan Halil Bilici, 4 bin 25 tonun yaklaşık 8 bin 500 civarında hayvan anlamına geldiğini belirtti, hayvanların bu kadar kısa sürede nakledilmesinin mümkün olmadığını ve AB kuralları gereği bir hayvanın sadece 24 saat süreyle kara yoluyla taşınabildiğini ifade etti. İhaleyi 1,3 milyon Euro ile en düşük teklif veren Hacılar Helal Et aldı.