ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

1886'da çakılan kıvılcım

Emekçi insanlığın mücadele tarihine 1 Mayıs mücadele geleneğini armağan eden Chicago proletaryası, 8 saatlik işgününün kabul edilmesi amacıyla 1886 yılının 1 Mayıs'ında bir günlük greve gider. 350 bin işçi hayatı durdururken, 40 bin işçi Chicago sokaklarını teslim alır....

Etkin Haber Ajansı / 28 Nisan 2010 Çarşamba, 15:39

Lous Lingg...
"Sizi tanımıyorum! Sizin kanununuzu, kuvvete dayanan yetkinizi tanımıyorum! Bu yüzden asın beni!"

George Engel...
"Hakları yalnız imtiyazlı sınıflara göre ayarlanan ve işçilere hiç hak tanımayan hükümete ve onun kurumlarına saygım yok benim."

Böyle diyorlardı, 1 Mayıs'ı emekçi insanlığa armağan ederek tarihe yeni bir sayfa ekleyen Amerikan proletaryasının önderleri. Onlar, bütün düzmece gerekçelerle idam sehpasına götürülürken mahkemeleri böyle yargılıyorlardı.

Albert Parsons, August Spies, Adolph Fischer, George Engel ve diğerleri... 1886'da Amerika’yı saran işçi grevleri ve eylemler dalgasının sorumlusu olarak "Sekizler Mahkemesi"nde idamla yargılandılar. 4'ü bir yıl sonra asıldı, Louis Lingg ise hücresinde ölü bulundu.

CEHENNEMİN MİNYATÜRÜ

1800'lü yılların ikinci yarısı; ücretli emekçiler ordusunun embriyo halindeki eylemlerini aşarak grev ve eylemlerinin bir dalga gibi geliştiği yıllar oldu. Fabrikalarda işgücü yoğunlaşması hızla büyüdü. İşçilerin bileşimini değiştiren teknolojik gelişme onun bilincinde de farklılaşmaya yol açtı. Bu dönem, artı-değer sömürüsü bir kaç kat artarken çalışma ve yaşam koşullarında bir düzelme olmadı. Günlük çalışma süresi, İngiltere ve ABD'de 10, birçok Avrupa ülkesinde 12 ile 13 saat arasında değişirken, Rusya'da 15 saate varıyordu.

Her türlü sosyal haktan yoksun olarak kadın-çocuk demeden 14-16 saat çalıştırılan işçiler açlıktan ve yoksulluktan kırılıyordu. "Ekmek ve su parasına köle gibi çalışıyoruz" diyen işçiler, ücretlerin arttırılmasını ve işgününün sekiz saate indirilmesini istiyorlardı. Patronlar ise "işçiler ekmek ve su parası alabildiklerine şükretsinler. Ekonomimiz bunu bile güçlükle verebiliyor. Yoksa bunu da bulamayabilirler" diyordu. İşçilerin ve halkın yaşamı o kadar kötüydü ki, sanayi merkezleri cehenneme benzetiliyordu.

O günlerde Amerika'nın en büyük sanayi merkezlerinden olan Chicago şehrini ziyaret eden yabancı bir hükümet üyesine, "Chicago için cehennemin yeryüzündeki minyatürü diyorlar. Sizin izleniminiz nasıl?" diye sorarlar.
Adam, "Yanlış söylemişler, cehennem Chicago'nun gökyüzündeki bir minyatürüdür" der.

ABD VE AVRUPA'DA GREV DALGASI

Artan sömürüye koşut olarak, işçi ve emekçilerin mücadelesi de boy verdi. 1870-90'lı yıllarda işçilerin sendikal ve politik mücadelesinde önemli gelişmeler yaşandı. Almanya'da emekçiler mücadele alanlarında hızla yer alırlarken, Fransa'da da 1871 Paris Komünü yenilgisinin ardından yaşanan durgunluktan sonra, 1879-80'lerde işçiler yeniden eylem alanlarına döndü. ABD'de de on binlerce tekstil ve maden işçisinin, İngiltere'de 300 bin dokuma işçisinin grevleri aylar sürdü.

Kitlesel işçi kıyımlarına karşı, son derece ağır çalışma koşulları ve düşük ücretle mücadele zemininde gelişen işçi eylemleri, 1880'li yıllarda ABD ve Avrupa'yı etkisi altına alan bir fırtınaya dönüştü. ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, Belçika yüz binlerce işçinin katıldığı grevlerle sarsıldı. Amerika'da 1886 Mayıs grevleri bastırılınca, Avrupa işçilerinin destek eylemleri gecikmedi. Destek amaçlı grev ve gösteriler Avrupa ülkelerine yayıldı. Bütün bu dönem gelişen belli başlı işçi eylemlerinin içeriğini; yaşam koşullarının düzeltilmesi, sosyal güvenliğe ilişkin haklar, yüksek ücret, işgünü saatinin 8 ya da 10 saatle sınırlandırılması, kadın ve çocukların iş yaşamına ilişkin güvenceler getirilmesi gibi iktisadi ve siyasal talepler belirliyordu.

1 MAYIS 1886

Emekçi insanlığın mücadele tarihine 1 Mayıs mücadele geleneğini armağan eden Chicago proletaryası, 8 saatlik işgününün kabul edilmesi amacıyla 1886 yılının 1 Mayıs'ında ABD ve Kanada Örgütü Meslek Kuruluşları ve İşçi Sendikaları Federasyonu (FOTLU) Kongresi'nde alınan karar üzerine bir günlük greve gider. Bütün ülkede 5 bini aşkın iş yerinde 350 bin işçi hayatı durdururken, Chicago'da 40 bin işçi Chicago sokaklarını teslim alır. İşçiler, 8 saatlik işgünü şiarıyla miting meydanına ulaşırlar. Gösteriler, yürüyüşler aralıksız olarak sürer.

HAYMARKET KANA BULANDI

Üçüncü gün polisler, işçilere saldırır. Ertesi gün polis saldırısını protesto etmek için daha da güçlü bir gösteri yapılır.

İşçiler 4 Mayıs günü saat 07.30'da Haymarket Alanı'nda toplanırlar. Merkezi İşçi Birliği Temsilcisi August Spies, kısa bir konuşma yapar. Spies'in ardından kürsüye Persons çıkar. Samuel Field'in konuşmasını fırtına keser ve Belediye Başkanı Harrison da dahil olmak üzere kalabalığın üçte ikisi mitingden ayrılır. Belediye Başkanı, Haymarket Alanı'ndan yarım blok ötedeki Desplanies Sokağı karakolunu arayarak, her şeyin sakin olduğunu, mitingin neredeyse bittiğini ve polislerin geri çekilmeleri gerektiğini söyler.

Daha sonra Harrison mitinge dönerek kısa bir süre kalır. O ayrılınca, Yüzbaşı Bonfield polislere işçiler gibi giyinmelerini emreder. Sonra, Desplains karakolunda hazır bekleyen polislere miting alanına giderek mitingi dağıtmaları söyler. Fielden, Haymarket'te sayıları artık iki yüze inen bir dinleyici kitlesine konuşma yapmaktadır o sırada. Polis göründüğünde, miting bir iki dakika içinde bitmek üzeredir. Silahlı ve askeri tarzda yürüyen 180 polis mitingden geriye kalan kalabalığı kuşatır. Bonfield'ın talimatıyla, Yüzbaşı Ward mitingin dağıtılması emrini verir. Fielden, mitingin barışçıl olduğunu söylerken, polis konuşmacı kürsüsüne yönelir. Bir iki saniye içinde havada bir bomba uçar ve polisin hemen önünde patlayarak birinin ölümüne, yetmişin üzerinde polisin yaralanmasına neden olur. Geri kalan polisler toplanarak panik içindeki protestoculara ateş açarlar.

BU ATEŞİ SÖNDÜREMEZSİNİZ

Chicago sokakları işçi kanlarıyla sulanırken, cezaevleri işçi önderleriyle dolar. Louis Ling, Albert Parsons, August Spies, Adolph Fischer ve George Engel'in de aralarında olduğu 8 işçi önderi cinayet suçlamasıyla yargılanır. Ancak, hiç birini bomba atmakla suçlamazlar.

21 Haziran 1886'da yapılan ilk duruşmada yalnızca 1'i yer almaz. Albert Persons altı hafta boyunca polisin tüm aramalarını boşa çıkarmıştır ve kılık değiştirerek Winconsin'da güvenli bir biçimde saklanmıştır. Jüri adaylarının hazırlık incelemesi tam başlamıştır ki, Persons mahkeme salonuna girer ve Yargıç Joseph E. Gary'ye, "Yoldaşlarımla birlikte yargılanmak için huzurunuzdayım, efendim" der.

Ardından August Spies'in sesi yankılanır duruşma salonunda: "Bizi asarak işçi hareketini, milyonları, yoksulluk içinde çalışan milyonlarca işçiyi kendisine çeken bir hareketi yok edeceğinize inanıyorsanız, durmayın, bizi asın! Burada bir kıvılcımı yok edeceksiniz, ama orada, önünüzdeki ve arkanızda, her yerde başka kıvılcımlar çıkacaktır. Bu, içten içe yanan bir ateş. Bu ateşi söndüremezsiniz..."

Fisher, "Bu benim yaşamımın en mutlu anı" diyebilecek kadar büyük yüreklidir. Spies ise daha sonra Haymarket Anıtı'na kazınacak olan şu sözleri söyler: "Sessizliğimizin, bugün boğduğunuz seslerden daha güçlü olacağı bir zaman gelecek."

Jüri, Louis Ling, Albert Parsons, August Spies, Adolph Fischer ve George Engel için idam kararı verir. Louis Ling adlı işçi önderi hücresinde "ölü" bulunur. Parsons, Spies, Fischer ve Engel ise 11 Kasım 1887 tarihinde idam edilir.

'BABANIZ ÖZGÜRLÜK UĞRUNA CANINI VERİYOR'

İdam edilen Albert R. Parsons, 9 Kasım 1887 tarihinde, Cook County Hapishanesi'nden şöyle sesleniyordu: "Çok sevgili, değerli çocuklarım: Albert R. Parsons Jr. ve kardeşi Lulu Eda Parsons'a: Bu kelimeleri yazarken, adlarınız üzerine göz yaşlarım damlıyor. Bir daha hiç karşılaşmayacağız. Ah, sevgili çocuklarım, nasıl içten, derinden seviyor sizi babacığınız. Sevdiklerimiz için yaşamakla gösteririz sevgimizi ve gerektiğinde sevdiklerimiz için ölmekle de gösteririz sevgimizi. Benim hayatımı ve doğal olmayan haksız ölümümü, başkalarından öğreneceksiniz. Babanız özgürlük ve mutluluk uğruna gönüllü olarak canını vermiş bir kurbandır.

Size miras olarak şerefli bir ad ve yapılmış bir görev bırakıyorum. Onu koruyun, bu yolda yürüyün. Kendinize karşı doğru olun, o zaman başkalarına karşı sahte olamazsınız. Yaratıcı, uyanık ve neşeli olun. Anneniz! O kadınların en yücesi, en şereflisidir. Onu sevin, sayın ve öğütlerine uyun.

Çocuklarım, değerli varlıklarım bu mektubu, yalnız sizin için değil, daha doğmamış çocuklar için de ölen bir kişinin ölüm yıl dönümlerinde okumanızı istiyorum. Yavrularım, elveda."

İşçi önderlerinin idamından iki yıl sonra, 1889'da toplanan 2. Enternasyonal'in Paris Kongresi'nde 1 Mayıs, Amerikan İşçi Federasyonu'nun önerisiyle, proletaryanın birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak kabul edilir.