ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Geleceğe dair umut mu?

Yükseköğretime Geçiş Sınavı bugün yapıldı. Üç saate sığdırılan yarışta, dört şıktan biri gelecek anlamına geldi. Kayıt cihazı ile Beyazıt’taydık. Heyecanla kapıda bekleyen veliler, sınavdan asık suratla çıkan öğrenciler… Cevaplar oldukça net: Geleceğe dair umut yok.

Etkin Haber Ajansı / 12 Nisan 2010 Pazartesi, 08:27

İSMİNAZ ERGÜN- Üniversiteye girmeye hak kazanmak isteyen 1 milyon 512 bin 450 öğrenci Yükseköğretime Geçiş Sınavı'nı girdi.

İstanbul Üniversitesi adaylardan bir kaç yüzünün sınava girdiği okullardan biriydi. İçeride sınav heyecanı yaşarken kapı önünde bekleyen aileler yıllarca verilen emek ve yapılan masrafların karşılığını bekledi. İçerde çocukları ter dökerken onlar kapıda, tekrar tekrar ‘Acaba kazanabilecek mi?’ diye düşündü.

Ses kayıt cihazımızla Beyazıt’taydık. Öğrenciler kaygılı, asık suratlarla dışarıda bekleyen anne-babalarının yanına geldi. Kimi stresin etkisiyle, kimi içine sürüklendiği belirsizlik nedeniyle ağlayarak sarıldı ailelerine. Sınavdan çıkanlar, sonuçlara dair bir fikir yürütemedi elbette.

Fakat gelecek beklentileri ile ilgili söyleyecek bir şeyleri olmalıydı. Ama gençler de, büyükleri de, yarından, gelecekten umutsuzdu. Eğitim sisteminin değişmesi gerektiğini belirten aileler ve gençler, geleceğe nasıl baktıklarını anlatılar.

Sınavdan çıkan öğrencilere ve alileri konuşuyor:

ENİNDE SONUNDA BENDE İŞSİZİM

Sinem Mişoğlu (Öğrenci): Evet eğitim sistemi de sınav sistemi de çok kötü. Katsayı olacak dendi, olmayacak kaldırıldı dendi. Danıştay ile YÖK arasında günlerce süren tartışmalardan dolayı kimsenin sınav sistemine dair bir bilgisi yok. Dershanede de böyleydi. Arkadaşlarımla nasıl olacak sorusunu çok sorduk birbirimize. Katsayı senide yedi beni de yedi diyorduk birbirimize.

Türkiye'de olup gelecek kaygısı yaşamamak imkansız bence. Kaç tane mimar, mühendis işsiz kaldı. Kalmaya da devam edecek. O nedenle iyi yaptım kötü yaptım yada iyi bir meslek sahibi oldum diye çok umutlu olamıyorum. Eninde sonunda bende işsiz kalacağım ya da öylesine bir işte çalışmak zorunda kalacağım. Mühendislik okuyan biri işsiz kalıyorsa umutla bakmamakta haklıyız. Sınava giren herkes çok stresliydi. Herkeste zaman problemi oldu. Sorularda zordu ayrıca.

Dilek Çelik (Öğrenci): Sınavım iyi geçti diye düşünüyorum. Ama kesin fikrim yok. İnanın öyle belirsiz girdim ki. Sizce bu sistemde umutlu olmak olur mu? Elbette değilim. Resmen deneme tahtası olarak kullandılar bizi. Umarım kazanırım.

Gürcan Akçı (Öğrenci): Sınava ilk kez giriyorum. Deneyim kazanayım diye girdim ama nasıl olacak bilmiyorum. Geleceğe umutlu bakmak, doğrusu bakamıyorum. Bu yıl dershaneye gidemedim, bir daha ki yıl gidebilecek miyim onu da bilmiyorum.

PARAN VARSA…

Dilek Akdoğan (Veli): Bence üniversite parasız ve sınavsız olmalı. Yaklaşık 1.5 milyon öğrenci sınava giriyor ve aslında kimlerin kazanacağı belli. Çünkü benim kızım dershaneye gitmedi, özel ders alan, özel okula gidenlerle yarışacak. Bu Türkiye’deki eğitim sisteminin bozukluğu. Varlıkla yetişen öğrencilerle yoklukla yetişen öğrencilerin ne kadar başarılı olacağını gösteren bir sınav. Bu sistem değişmeli. Çünkü paran varsa okutabiliyorsun, paran yoksa okutamıyorsun.

Nesrin Konyalı (Veli): Eğitim sistemi rayına oturmadı. Kazandıklarını düşündüğünde bile gelecek vaat edilmiyor gençlere. Çünkü iş alanları yok. Çok iddialı girmedi sınava oğlum.

HIRSIZLIK YAPMAYA ADAYIM

Ahmet Gökçe (Veli): Ben bu devletin çocuklara liseyi bitirinceye kadar elinden geleni yaptığını düşünüyorum. Aksine çocuklar üniversite okumasın, üniversiteye gittiklerinde ise istedikleri gibi okuyamasınlar diye ellerinden geleni yapıyorlar. 2 milyon insan sınava giriyor bunlardan 200 bin tanesi üniversiteye gidecek. Ancak 5 bin tanesi kendisini kurtarabilecek. Geri kalan 1 milyon 995 bin, sonraki dönemde yine hazırlanacak. Bırakın gençleri ben bile gelecek için hiç bir şey düşünmüyorum. Günlük yaşadığımız bir ülkede yarına dair ne düşünebiliriz ki? Ben bile, içki içmeyen, kumar oynamayan, beş vakit namaz kılan biri olarak bugün hırsızlık yapmaya aday bir insanım. Çaldığım parayı benden geri almayacaklarını bilsem şimdi çalmaya hazırım. Yalan söylüyorsam şerefsiz olayım. Böyle bir ortamda ne beklersin, neyi umarsın, neye güzellikle bakabilirsin? İmkansız. Bu ülkede yaşamaktan hiçte hoşnut değilim. Bende umutsuzum çocuklarımda, diğer gençlerinde gelecekten beklentileri olduğunu düşünmüyorum. Ben, çocuklarım okuyacak, iş sahibi olacak diye düşünemiyorum artık. Allaha emanet yaşıyorlar.

Selma Şahin (Veli): Gelecek kurmak için sınava giriyor kızım ama bilmiyorum nasıl olacak. Çok umutlu girmedi bu sınava. Çocuklar eşitsiz koşullarda sınava giriyorlar. Hayat şartları zorlaştı, sınavlar zorlaştı çocukların umudu yok artık. O kadar çalışıp sınava giriyorlar, okulu bitirince de işsiz kalıyorlar. Bence umut yok.

EŞİTSİZLİK DİZ BOYU

Kazım Poyraz (Veli): Sistem sürekli değişiyor. Artık öğrencilerde bunu anlayamıyor. Eskiden bir kez stres yaşıyorlardı, şimdi defalarca stres yaşayacaklar. Şimdi bu elemede birçoğu elenecek ve bu stresi tekrar yaşayacak. Parası olana oku olmayana okuma mantığı var. Eşitsizlik diz boyu. Bu sistemi doğru görmüyorum. Gençlerde bizde geleceğe umutlu bakmıyoruz. Gençler bir şeyler yapmak istiyor ama sistem buna izin vermiyor. Sonra intiharlar yaşanıyor.

Sabahat Mişoğlu (Veli): Çocukların hepsi yüzleri asık çıkıyor, hepsi mutsuz. Hiçbiri güzel geçti demedi. Sınav sistemine dair her gün başka bir açıklama yapıldı. Kafamız o kadar karıştı ki, çocuğumun üniversiteyi okuma beklentisi var elbette. Ama okulu kazanmak çare değil, bitirdikten sonrası da önemli. Onlarca işsiz varken, inanın bizde çocuklarda gelecekten umut beklemiyoruz, bekleyemiyoruz.