ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

4 yanlış 1 hayat götürüyor

10 günde 10 genç sınavlar nedeniyle yaşamına son vermek istedi. Onlarcası ise daha önce girdikleri çıkışsızlıkta bu yolu seçti. Dershane borcu nedeniyle intihar eden Soner Semih Sipahi'nin ailesi gibi 45 bin aile dershane borcunu ödeyemiyor. Uzmanlar 4 yanlış konusunda uyarıyor.

Etkin Haber Ajansı / 07 Nisan 2010 Çarşamba, 11:38

İLDEN DİRİNİ- Eskişehir'de bir genç, ÖSS'de başarılı olamadığı gerekçesiyle intihara kalkıştı. Ankara'da ÖSS'ye hazırlanan bir genç gittiği dershanenin çatısından aşağı atlayarak intihara teşebbüs etti. İngilizce dersinden 3 alan 15 yaşındaki Nurten İrem ders esnasında pencereden kendini boşluğa bıraktı. Adana'da, ikinci kez girdiği Öğrenci Seçme Sınavı'nı kazanamayan genç kız, girdiği bunalım sonucu 4. kattan atlayarak yaşamına kıydı. Yine Adana'da, ÖSS'ye hazırlanan 3 kuzen, yaşamlarına son vermek istedi. Yaşları 17, 18 ve 19 olan üç genç kadın ailelerinin durumu fark etmesiyle kurtuldu. Erzurum’da İlköğretim 8’inci sınıf öğrencisi Sadık Cucun annesinin “Ders çalış, sonra gidersin. Derslerini ihmal ediyorsun” demesi üzerine önce bileklerini kesti ardından kendini astı. İzmir’de 17 yaşındaki Şahin Yutmaz, tarih dersi sınavından düşük not alınca evlerinin balkonundan atladı. Adana'da ÖSS'ye hazırlanan 3 kuzen, sınav stresine dayanamayarak intihara teşebbüs etti. Ve Fethiye’de... Dershaneye 5 bin TL'lik borç nedeniyle annesinin tutuklanması üzerine bunalıma giren 18 yaşındaki Soner Semih Sipahi... Sadece son 10 günde 10 genç intiharı seçti.

KARA KUTUCUKLAR BİRER DİPSİZ KUYU

Seçmeci-elemeci sınav sistemi öğrencilerin hayatına mal oluyor. İşsizliğin kronik hal aldığı, her 4 gençten birinin işsiz olduğu Türkiye'de tüm umudunu üniversite diplomasına bağlayan gençler, özelleştirilen, eşitsiz, ezberci eğitim sisteminin çarklarında yok oluyor. Çoktan seçmeli sınavlarda gençler kara kutuların içinden çıkamıyor. Sınavın adı değişiyor, kara kutuları aynı kalıyor...

Geçen yıl ÖSS yerine iki aşamalı sınav sistemine geçildi. İlk basamak ‘Yükseköğretime Geçiş Sınavı’ (YGS) bu basamağı atlayabilenler ‘Lisans Yerleştirme Sınavları’na (LYS) girecek. Bu hafta sonu, 11 Nisan'da yapılacak olan YGS'de 1 milyon 512 bin 450 öğrenci, gelecekleri için ter dökecek. Tabi bazıları... Çünkü bazıları daha şimdiden elendi. 4 yanlış 1 doğrudan önce yine hayatları götürdü.

Genç intiharlarının çoğu özellikle karne ve sınav dönemlerinde yoğunluk kazanıyor. Sınavın intiharlar üzerindeki etkisini Faruk Güçlü “İntihar” kitabında masaya yatırıyor. Güçlü'ye göre, YÖK'ün kurulmasıyla birlikte yüksek öğrenim gençliği arasında intihar eğilimi yüzde 115 oranında bir artış kaydetti.

DÖRT YANLIŞ: SINAV, ÖZELLEŞTİRME, KRİZ, REKABET

2004 yılında Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Can Candan ile birlikte altı gencin ÖSS'yle geçen bir yılını anlatan '3 Saat' belgeselini hazırlayan Doç. Dr. Serdar Çelebi, ÖSS'yi bir duvar olarak adlandırıyor. Çelebi, genç intiharlarının sorunların kabul edilemez noktaya geldiğinde başvurulduğunu söylüyor.

Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Psikiyatrist Profesör Doktor Serdar Değirmencioğlu, tablonun çok daha korkunç olduğuna işaret ederek, yaşanan intiharların 10 katı kadar intiharı düşünen genç olduğunu kaydediyor. Değirmencioğlu, ÖSYM ve sınav sistemlerinin gençleri çok zorladığını belirtiyor, sınav sistemlerinin adaletsiz ve çıkışsız olduğunu diye getiriyor. Değirmencioğlu şöyle devam ediyor: “Tam da bu nedenle gençlerin böyle bir devasa duvarla karşı karşıya kalmaları onlara yapılmış çok büyük bir haksızlık. Ama bu haksızlık kurumsal ve aynı zamanda sistematik olarak yaşanıyor. Üniversite sınavlarının yaklaştığı bu dönemde gençlerin umutsuzluğa kapılması ve kendilerine zarar vererek çıkışsızlıktan kurtulmak istemeleri karşılaşabilir bir şey. Ama gönül ister ki böyle durumlar yaşanmasın, bu adaletsiz sistem kaldırılsın. Çünkü bu sistem bu haliyle gençlere zarar vermeye devam edecek.”

Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmet Anabilim Dalı öğretim görevlisi Doç. Dr. Özlem Cankurtaran Öntaş, sosyal devlet anlayışının eksikliğine dikkat çekerek, “Rekabetin ve başarının kutsandığı çağda, çocuklar sürekli rekabet içinde kendilerini tanımlıyorlar. Ve ancak o sınavlarda başarılı olurlarsa kendilerini saygın olarak kabul ediyor. Benlik saygıları böyle oluşuyor” diyor. Devletin gerekli sosyal hizmetleri vermemesi nedeniyle ailelerin kriz yaşadığını belirten Öntaş, ailelere hem çocukları ile nasıl iletişim kuracakları yönünde, hem de ekonomik olarak destek sunulması gerektiğini söylüyor. Öntaş, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Devlet sosyal devlet olup bütçesinden sosyal hizmetlere pay aktarabilseydi, aileler ve gençler hizmet modellerine ulaşabilseydi intiharlarla karşılaşmayacaktık. Ancak bu hizmet modellerini düşünmedikçe intiharlar maalesef yaşanmaya devam edecek.”

EĞİTİM SEN: PARALI EĞİTİMİN KARA SONUÇLARI

Eğitim-Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç ise intiharların paralı eğitim sonuçları olduğuna dikkat çekiyor. Kılıç, dershaneye 5 bin TL'lik borcu nedeniyle annesinin tutuklanması üzerine bunalıma giren ve intihar eden 18 yaşındaki Soner Semih Sipahi ilgili, “Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi çok temel hizmetlerin paralı hale getirilmesinin sonucu ortaya çıkan dramdır bunlar. Soner bunların en üst boyutlarından birini yaşattı ve yaşadı” diyor.
Kılıç, ekonomik krize işaret ediyor: “Türkiye'de ciddi bir ekonomik kriz yaşanıyor. Aileler bir yandan bu ekonomik krize karşın ciddi bir geçim savaşı verirken bir yandan çocuklarının eğitimi için büyük bir para vermek zorunda kalıyorlar. Tabi birçoğu bu yükün altında eziliyorlar, çocuklar ailelerin kaldığı bu durumdan rahatsızlar. Tamamen sınavı kazanmaya odaklanıyorlar. Çocuklar ailesinin ekonomik durumu iyi olmadığı için ya da istediği dershaneye gidemediği için sorun yaşıyor. Hemen hemen her ailede bu dramlar yaşanıyor.”

Eğitim-Sen Genel Başkanı, ilçe milli eğitim müdürlüğünün borçları üstlenmesinin bir anlamı olmadığını kaydediyor. “İlçe yetkililerinin Soner yaşamına son verdikten sonra böyle bir tedbir almış olmalarının hiçbir anlamı yok. Belki iyi niyetli bir çırpınış olabilir. Ancak bunun sorumlusu en üst düzeydeki sorumlulardır. Hükümet düzeyindeki politikalar, devlet politikalarıdır” diye belirtiyor. Kılıç, şöyle devam ediyor: “İlçe yöneticilerinin sorunun bu aşamasında müdahale etmeleri iyi ama sonuçta gencecik bir genç yaşamına son verdi ve bu sürece geri getirme gibi bir çözümü yok. Yapılması gereken nedir burada? Bir Bu tür dramların önlenmesi için bu ülkede yaşayan tüm vatandaşlara bilimsel nitelikli demokratik ve anadillerinde ulaştırılabilmesi için gereken tedbirlerin alınmasıdır. Eğitim, sağlık sosyal güvenlik kamusal bir hizmet olarak parasız olarak verilemelidir. Ancak böylesi bir düzenleme olduğunda ve eğitim bu sınav cenderesinden kurtulduğunda dershane cenderesinden çıkarıldığında toplum bu tür sorunları yaşamaktan kurtulacaktır.”

SİPAHİ AİLESİ GİBİ 45 BİN AİLE VAR

Zira Sipahi ailesinin dramı buzdağının görünen yüzü. Buzdağının öte yanında 45 bin aile daha var. Tüm Özel Öğretim Kurumları Derneği’ne (TÖDER) göre, Türkiye’de dershaneye giden 1.5 milyon öğrencinin yüzde 3’ü borçları nedeniyle dershanelerle mahkemelik durumda. Yani 45 bin aile Sipahi ailesiyle benzer durumda. Ekonomik krizin ardından eğitim kurumlarına ödeme zorluğu çeken aile sayısının arttığına dikkat çeken TÖDER Akademik Direktörü Pof. Dr. Adil Çağlar’a göre, ödeme güçlüğü çeken aile sayısı ise yüz binleri geçiyor. Dershane sektörünün 10 milyar doları bulan dev bir sektör haline geldiği Türkiye’de 1970 yılında 200 civarında olan dershane sayısı Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2009 yılı verilerine göre, 81 ilde toplam 4 bin 222’ye ulaşmış durumda.

Başbakan Erdoğan, öğrenci velileri dershane kamburundan kurtaracağını vaat etmişti. Ancak AKP'nin hükümette olduğu 2002 yılından bu yana dershanelerin ve dershanelere gitmek zorunda kalan öğrencilerin sayısı iki katına çıktı. Türk Eğitim Sen'in araştırmasına göre dershanelere giden öğrenci sayısı 1 milyon 174 bin 860'a ulaştı. Dershaneler sadece üniversite sınavına ve SBS'ye hazırlananlardan yıllık ortalama 2 milyar 632 bin TL kazanıyor.

DERSHANELER ÖZEL OKULLARA DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR

Eğitimcilerin, psikolog ve sosyologların tüm uyarılarına rağmen hükümet gerekli önlemleri almazken, eğitimin özelleştirilmesinde yeni adımlar atıyor.

Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen ve derslik açıklarını gidermek yerine özel okullar için adımlar atıyor. MEB 2010-2014 Stratejik Planı’na göre dershaneleri 2014 sonuna kadar özel okula çevirmek için çalışma başlattı. Bu kapsamda 2014 sonuna kadar dershanelerin yüzde 70’inin özel okula dönüştürülmesi için, arsa tahsisi ve vergi muafiyetini de içeren çeşitli teşvikler sağlanacak.

HAYATIMIZ SINAV, SINAVIMIZ RANT

Rant çok büyük. Sadece özel okullar ve dershanelerde değil, sınavlarda da.

İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası'nın (İSMMMO) Mart ayında yayımladığı 'Hayatımız Sınav' raporuna göre Türkiye'de her 7 kişiden en az biri sınava girecek. Sınavlar için Türkiye'de dönen paranın 5 milyar TL olduğu hesaplanıyor. Sınav ekonomisinin lokomotifi ise ÖSS. ÖSS'ye hazırlanmak için dershaneye 1.5 milyar TL, kayıt dışı dershaneye 45 milyon TL, özel derse 300 milyon TL, kitaplara 200 milyon TL harcanıyor.

Türkiye'de sınava giren aday sayısı arttıkça, ÖSYM'nin gelir bütçesi de beklentilerin üzerinde gerçekleşiyor. ÖSYM, 2007'de 163 milyon 710 bin TL gelir elde eden ÖSYM, beklentilerinin tam 21 milyon 87 bin TL üzerinde bir gelirle yılı kapattı. ÖSYM için 2008 yılı da gelir hedefinin üstüne çıkılan bir yıl oldu. Yılın başında 145 milyon 581 bin TL gelir hedefli bir bütçe yapan ÖSYM'nin yıl sonunda gelirleri 245 milyon 266 bin TL olarak gerçekleşti.