ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Bayrak TARİŞ işçisi kadınlarda

TARİŞ işçisi kadınlar, TEKEL işçilerinden bayrağı devraldı. 1980'deki tarihi TARİŞ direnişine, mahalle çalışmalarıyla katılan kadınlar, bu kez eylemin merkezinde yer alıyor.

Etkin Haber Ajansı / 09 Mart 2010 Salı, 10:07

FATMA KELLECİ- 8 Mart'ın 100. yılı, işçi kadınların direnişlerine tanıklık ediyor. TEKEL'den TARİŞ'e direnişlerde öne çıkan kadınlar, adeta 1857 yılında yakılan New York'lu dokuma işçisi kadınlara verilen mücadele sözünü yerini getiriyor.

Ankara'da TEKEL direnişinde en önde olan kadınlar, Novamed ve Desa'dan sonra tarihe isimlerini yazdırdı. Bir haftayı dolduran TARİŞ direnişinde de kadınların etkisi göze çarpıyor. 1980'deki TARİŞ direnişine, mahalle çalışmasında katılan kadınlar, bu kez eylemin merkezinde yer alıyor.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde direnişin bundan sonrasını TARİŞ'in kadın işçilerinden dinledik. Serpil Güngör, Aysun Kuru ve Necla Çay TARİŞ İplik fabrikası kapatıldıktan sonra eşleri ile birlikte işsiz kalan üç kadın. Üçü de omuz omuza büyütüyor mücadeleyi.

37 yaşındaki Serpil Güngör, 8 Mart'a direnişle girdiklerini belirtiyor ve şöyle devam ediyor: "Bu, hep beraber, birlik olduğumuz zaman, çok şeyi başaracağımızı simgeliyor. Bu aslında TEKEL'cilerin yaktığı ateşin devamı. Gün geçtikçe büyüyeceğine inanıyorum. Buradaki amacımız, alın terimizin hakkını almak."

Bu yılki 8 Mart'ın kendileri açısından geçen yıllardan çok farklı olduğunu söyleyen Güngör, "Hayatımız tamamen değişti. İşsiz kaldık, sağlık güvencemizden yararlanamıyoruz, ilkokula giden bir çocuğumuz var büyük bir ihtimalle okutamayacağız. Gelecekten kaygılıyım" diyor. Kendisi gibi binlerce insan olduğunu söyleyen Serpil Güngör, "Gelecekten kaygılı olduğu zaman hırsızlıklardan tutun da, cana kıymaya kadar toplumda istenmeyecek bir çok olaylara neden olacaktır. Dolayısıyla bu işsizliğe çare bulunması lazım. Çünkü işsizlik olduğu ve gün geçtikçe katlandığı sürece, toplumda ciddi yaralar açılacağını düşünüyorum. Bizi güzel şeylerin beklediğini sanmıyorum. Bu tür duygulara kapıldığım içinde üzgünüm" şeklinde konuşuyor.

BÖYLE AYAKLANMALAR OLACAK

Serpil Güngör, TEKEL işçisi kadınlardan saygıyla bahsediyor: "TEKEL işçisi kadınların direnişini destekledik ve destekliyoruz. Bu ülkemizde olması gereken bir davranıştı aslında. Çünkü birçok haksızlıklara maruz kaldık ve hep sustuk. Her şeyde sustuk. Haksızlıklarda susmadığımız takdirde kazanacağımızı gördük. TEKEL işçisi kadınlar da bunu gösterdi zaten. Dolayısıyla onların yaktığı ışıkta biz de gideceğiz. Ve bizden sonra da birçok kesimden böylesi ayaklanmalar olacağına inanıyorum."

BU YIL DAHA FAZLA EZİLDİK

Aysun Kuru, bu yıl işsizler ordusuna katıldığına inanamadığını söylüyor. Kuru, "Geçen yıl bir işim vardı. Bu yıl 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde işsizler ordusuna katıldım. Çok üzgünüm tabi" diyor. Kuru, kadınların bu yıl daha fazla ezildiğini düşünüyor. İşsiz kalmalarıyla da bu ezilmişliğin devam edeceğini söylüyor.

BİRLİKTE HAYIR DEDİĞİMİZ ZAMAN KAZANACAĞIZ

Aysun Kuru, emekçi kadınların 8 Martını kutluyor ve geleceğe dair dileğini şöyle ifade ediyor: "Umarım bütün emekçi kadınlar haksızlığa uğramadan, tacize uğramadan, yaşantıları boyunca emekliliklerini hak kazanarak düzgün bir yaşam sürebilirler. Bunların beraber hareket ettiğimiz zaman gerçekleşeceğine inanıyorum. Haksızlığa birlikte hayır dediğimiz zaman kazanacağımıza inanıyorum."

Necla Çay, 9 yaşlarında ikizleri olan bir anne. Eşi ile birlikte işsiz kalan Çay, çocukları ve gelecekleri için kaygılarını şöyle dile getiriyor: "Herkes gibi ben de çocuklarımın iyi bir geleceği olsun istiyorum ama şimdi her şey parayla. Sağlık güvencesinden bile yararlanamıyoruz. Hasta olacağız diye korkuyla yaşıyoruz. Yıllarca pirim yatırdık ama şimdi çocuklarımız hasta olursa ne yapacağız diye düşünüyoruz. Yaşadıklarımızı da çocuklara yansıtmamaya çalışıyoruz. Tazminatlarımız içeride kaldı. Bu kadar insan, en verimli çağında buralarda bekliyor."

Necla Çay, TEKEL işçisi kadınların sözünü bitirdiği gibi tamamlıyor sözlerini: "Sonuna kadar devam edecek eylemimiz. Hakkımızı alana kadar buradayız. Eylemdeyiz."