ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Şimdi kim kazandı?

Türkiye lobiler savaşını ABD'de kaybetti. Ama sırada İsveç var. Belki sonra başka bir ülke... Peki nereye kadar? Başbakan soruyor: "Şimdi kim kazandı?" İşte bir dizi soru daha: Soykırımın maliyeti ne? Yüzleşememenin bedelini kim ödüyor?

Etkin Haber Ajansı / 07 Mart 2010 Pazar, 17:49

ŞENOL GÜRKAN- ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi, Ermeni soykırımı tasarısını bir farkla kabul etti. Türkiye'de kıyamet koptu. Başbakan soruyor: "Şimdi kim kazandı? Kimin çıkarınadır? ABD mi kazandı, Ermenistan mı kazandı?" Ama sırada İsveç var. İsveç Parlamentosu, 11 Mart'ta benzer bir tasarıyı görüşecek. Taraflar şimdiden hazır. Lobiler tetikte. Peki nereye kadar? 'Soykırım'ın Türkiye'ye maliyeti ne? Milli maç havasında geçen oylamalardan kazançlı çıkan kim? Yüzleşememenin bedelini kim ödüyor? İşte yanıtları...

LOBİLERE MİLYON DOLARLAR

Türkiye, Ermeni soykırımı için ABD'de yaptığı lobicilik faaliyetlerine yılda yaklaşık 3,5 milyon dolar harcıyor. Kimi kaynaklara göre ise bu rakam, yıllık 15 milyon dolar civarında.

Türkiye'nin son 10 yıl içinde milyonlarca dolar akıttığı bu lobi şirketlerinin başını, 1998'de karıştığı skandal sonrası kongreden istifa eden Cumhuriyetçi senatör Robert Livingstone'un Livingston Grup'u çekiyor. Livingstone'un Türkiye'ye maliyeti aylık 70 bin dolardı.

Türkiye, Livingston ile anlaşmasını Nisan 2006'da 1.8 milyon dolar karşılığında bir yıllığına yenilemişti. Mayıs 2007'de ise Livingston Grup ile anlaşmasını yine bir yıllığına 1 milyon dolara uzatırken, temel lobicilik faaliyetlerini yürütmek üzere DLA Piper ile anlaşmıştı.

ABD Adalet Bakanlığı kayıtlarına göre Türkiye, 2007'nin ilk dokuz ayında DLA Piper'a, 1.3 milyon dolar ödedi. Kontrat'a göre Türkiye'nin, DLA Piper için yaptığı aylık masraf; 1.2 milyon dolar, artı Livingston Grup'a ek olarak ödediği 750 bin dolar.

Türkiye, DLA Piper şirketi ile kontratına 22 Ocak itibarıyla son verdi. Ama Temsilciler Meclisi'nin eski çoğunluk grubu liderlerinden Demokrat Dick Gephardt ile çalışmaya devam ediyor. Eski Illinois senatörü Dennis Hastert aracılığıyla Cumhuriyetçi kanada ulaşmayı hedefliyor. Hastert, Türkiye'den aylık 35 bin dolar ücret alıyor.

Washington'da halen Türkiye için çalışan diğer lobiciler arasında Lydia Borland (Caspian Group) ve David Mercer (Mercer&Associates) bulunuyor. Halkla ilişkiler şirketi olarak Fleishman-Hillard ile yapılan kontrat geçerliliğini koruyor. Türkiye Fleishman-Hillard'a aylık 113 bin dolar ödüyor.

Bir de Türk-Amerikan dernekleri ve onlar aracılıyla yürütülen lobi faaliyetleri var. Bunların başını Türk Amerikan Konseyi, Türk Amerikan Dernekleri Asamblesi, Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu çekiyor.

Federal Seçim Komisyonu'na göre, Ermenistan ilişkili politik komiteler kongre üyelerine -çoğunluğu Demokrat- 2007'den bu yana kampanya bağışı olarak yaklaşık 83 bin dolar verdiler. Türkiye ise aynı zaman zarfında, ezici çoğunluğu Cumhuriyetçilere 173 bin dolar bağışladılar.

PARAYI VEREN TARİHİ YAZIYOR

Prof. Dr. Tayyar Arı'ya göre; Türk lobisini üç kısma ayırarak incelemek gerekiyor. Birincisi yabancı temsilci lobiler, ikincisi Türk-Amerikan dernekleri, üçüncüsü ise Türk-Amerikan iş dünyasının oluşturduğu dernekler.

Yine de asıl pay lobilerin. Yani lobicilik faaliyeti yapan, profesyonel şirketlerin. Başlarında eski senatörler bulunuyor.

AKP İstanbul milletvekili olmadan önce Türk-Amerikan Dernekleri Federasyonu dönem başkanlığını yürüten Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, lobi şirketlerini şöyle anlatıyor:

"Bu firmaların genelde sahipleri, yöneticileri, temsilcileri eskiden siyasette bulunmuş, saygınlığı olan, Kongre'de, Senato'da iyi dostları olan, çevresi olan insanlar. Onlar normal bir insandan daha rahat senatörlere ulaşıp birtakım fikirleri kendilerine anlatabilecek potansiyele sahip kişiler. Yani bir Ermeni soykırımı tasarısı geldiğinde 'hey Joe o öyle değil, bakın bunun böyle bir şeyi var, sana şu kitabı tavsiye ederim, sana şu kitabı versem bir göz atar mısın, soykırımla ilgili iddiaların farklı bakıldığını gösteren başka bilimsel çalışmalar da var' diyebilecek yakın ilişkileri olan kişiler. Bunlar da belirli bir ücret karşılığı bu ilişkilerini bu konularda değerlendiriyorlar."

Tam bir 'komedi'. Ama ABD bir lobi cenneti. Sadece başkent Washington'da 120 binden fazla lobici ve 8 bin'in üzerinde lobi şirketi var. Müşterilerinin çıkarı için lobicilik yapan bu şirketlerin yıllık kazancı 5 milyar doları buluyor. Profesyonel bir lobicinin 1 saatlik ücretiyse ortalama 600 dolar civarında. Bu lobiciler, Amerika'da senato ve başkanlık seçimlerini etkileyecek kadar güçlüler.

ASLINDA HEPSİ SOYKIRIMA İNANIYOR

Belirli bir ücret karşılığı tarih yazımı... Komik momik! Ama parayı veren düdüğü çalıyor. Sonuçta, Meclisteyken Ermeni soykırımı tasarısının ateşli savunucusu olan senatörler, emekli olup lobilere kapak atınca birden bire Türk dostu kesiliyor ya da Ermeni dostu.

DLA Piper örneğin. DLA Piper'in siyasi danışmanlığını, Cumhuriyetçi Parti'nin Texas milletvekili ABD Temsilciler Meclisi'nin eski çoğunluk lideri Dick Armey, Demokrat Parti Missouri milletvekili Temsilciler Meclisi eski azınlık lideri Dick Gephardt ile birlikte yürütüyor.

Dick Gephardt (Hillary Clinton'un başkanlık kampanyasını yürütmüştü. DLA Piper, 190 bin dolarla kampanyanın en önemli finansörüydü), şimdi bir lobici olarak ABD Temsilciler Meclisi'nde ateşli bir Türkiye savunucusu. Oysa daha dün tasarıyı destekleyen senatörlerden biriydi.

Dennis Hastert de öyle. Hastert, Temsilciler Meclisi Başkanı olduğu Ekim 2000'de, Başkan Bill Clinton'ın ulusal güvenliğe zarar vereceği telkinlerini gerekçe göstererek, Ermeni tasarısını son anda Genel Kurul'da oya sunmaktan vazgeçmişti. Açıklama şöyleydi:

"Bu tasarıyı destekliyorum ve buraya gelmesini destekledim. Ermeni halkının tarihi bir trajediye maruz kaldıklarına ve tasarının bu olaylarla uyuşan bir mahkumiyet olduğuna inanıyorum. Fakat ABD'nin başkanı, Silahlı Kuvvetlerin başı ve komutanı tasarıyı Genel Kurula getirmememi istedi."

FBI çevirmeni Sibel Edmonds, Dennis Hastert'in fikrini değiştirmek için Türkiye'den 500 bin dolar aldığını iddia etmişti.

SİLAH TEKELLERİ TÜRKİYE'NİN YANINDA

Bir de silah sanayi var tabi. Silah anlaşmasını imzalayan da tarihi yazabiliyor.

Türkiye'nin yanında Amerikan ve İsrail silah tekelleri var. Büyük meblağları bulan ticari çıkarlar bunu gerekli kılıyor. Zira Ankara ve Washington arasındaki savunma anlaşmaları 45 milyar doları buluyor. Ticaret anlaşmaları ise 16.2 milyar.

Türkiye, Joint Strike Fighter (Müşterek Saldırı Uçağı) yani F-35 projesi araştırmalarına 175 milyon dolar yatırdı ve bu anlaşma kapsamında 100 jet almayı ve 200 Türk F-16'sının modernizasyonunu 1.6 milyara tamamlamayı planlıyor.

Diğer askeri anlaşmalardan bazıları şöyle: Patriot PAC III Hava Savunma Sistemi için 1.3 milyar, 52 Skorsky Black Hawk helikopteri için 800 milyon, 10 Boeing ağır bombardıman uçağı için 500 milyon dolar. Ve 30 ya da 50, Boeing Apache ya da Bell Cobra helikopteri için 1.5-2 milyar dolar arasında.

Ermeni soykırımı yasa tasarısı bu yüzden Türkiye üzerinden muazzam karlar elde eden ABD silah ve uçak tekellerinde endişe yarattı. Türkiye ile iş yapan beş silah tekeli, oylama öncesi Komite'ye bir mektup göndererek, Türkiye ile yapacakları silah ve uçak anlaşmalarının bozulmaması için Ermeni soykırımı yasasını kabul etmemelerini istedi. Boeing, Lockheed Martin, Raytheon, United Technologies ve Northrop Grumman CEO'su, mektubunda, tasarının "temel bir NATO müttefikini ve ticari partnerini yabancılaştırdığını" belirtti.

ABD ŞİMDİ TÜRKİYE'DEN NE İSTİYOR?

Ermeni soykırımı tasarısı her zaman etkin bir siyasi şantaj oldu. ABD ne zaman Türkiye'den bir şey istese yasa Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'ne geldi.

Bu yüzden soykırımın maliyetini tartışırken şu soruları da unutmamak gerekiyor: ABD emperyalizmi şimdi Türkiye'den ne istiyor? Rusya'nın savaş nedeni sayacağını açıkladığı füzelere izin mi? Afganistan'da aktif askeri görev mi? Hangisi?