ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Mücadelede ısrar bayrağı artık öncü işçilerde

TEKEL işçileri Ankara’dan ayrıldı. 78 günlük direniş onlara çok şey öğretti. İşçiler, yüzlerine kapı kapatan sendikaya kızgın. Artık, mücadelede ısrar bayrağı öncü işçilerin elinde. 1 Nisan’a kadar durmak istemeyen işçiler, direnişi devam ettirebilmek için bir komite oluşturdu.

Etkin Haber Ajansı / 03 Mart 2010 Çarşamba, 13:02

ÖNDER ÖNER- TEKEL direnişi, Danıştay’dan işçiler lehine çıkan kararın ardından bir ara döneme girdi. Direniş, artık sendika üyelikleri düşen işçilerin kararlılıkları ile sürecek. Sendika 1 Nisan’a kadar mola verdiğini açıkladı. Öncü işçiler, karara öfkeli oldukları kadar, özlük haklarından vazgeçmemekte de kararlılar.

Direnişe öncülük eden Tek Gıda-İş Sendikası, işçilerin görüşünü dikkate almadan çadırların kaldırılmasını kararlaştırdı. Direnişin ilk haftalarından bu yana, işçilerin ve sendikanın mücadele eğilimleri arasındaki açı farkı bir kez daha kendini gösterdi. 78 gündür işçilerin iradesini geriden takip eden sendika, işçilerin yarattığı basınç ile ‘pes’ demedi. Ancak hükümet ile girdiği yenişememe durumunda, geri adım attırabilecek bir kulvar açma iradesi de gösteremedi. Sendika başkanı Mustafa Türkel, bir gerçeğe de parmak bastı. Bazı sendikaların kendilerini bilinçli olarak yalnız bıraktığını teşhir etti. Sendika, işçilerin de ifade ettiği üzere, işçileri yalnız bıraktı, ‘bizden buraya kadar’ dedi.

Çoğunluğu sağ görüşlü partilerin aktif savunucusu durumundaki şube başkanları ve genel merkez yöneticileri, işçiler ile sosyalistler arasında kurulan sıkı bağlardan duyduğu ama bir türlü dile getiremediği rahatsızlığı da ortaya koymuş oldu. ‘Çadırlarda kurulan komünler’ bu direnişin yarattığı gerçek birer okul haline geldi, ama asla halka teması kesmedi. Aksine halkın işçileri bulduğu ve dayanışmasını gösterdiği bir adres haline gelmişti.

ÖNCÜ İŞÇİLER KOMİTE OLUŞTURDU

İşçilerin son güne kadar sendikaya direnişi daha fazla büyütme çağrısı yaptı. Diğer illere yayılan dayanışma eylemleri ile Ankara’da eş zamanlı eylemler yapmak gerektiğini savundular. AKP işgali, sendikanın Hamdullah Uysal’ın acı ölümünü kınayan konuşmalar dışında bir şey yapmamasına tepki olarak, işçiler tarafından örgütlenen bir eylemdi. Sendika Başkanlar Kurulu bu sese kulak vermek istemedi, görmezden geldi.

Sendikacılar ile öncü işçiler, dün çadırların sökülmesi aşamasında karşı karşıya geldi.

Sendika ile işçiler arasındaki fikir ayrılıkları, dün çadırların kaldırılması anında da net biçimde ortaya çıktı. İşçiler, çadırlardan çıkmak istemedi. Sendikacılar ise işi, işçileri azarlamaya kadar götürdü. Tabanın sesini duymazlıktan gelen sendika yöneticileri işçileri ‘Örgüt disiplini’ne uymaya çağırdılar. İşçiler, emek verdikleri çadırların kaldırılması karşısında ağlarken, sendika yöneticileri duyarsız davrandı.

2 Mart tarihi yaklaşırken son bir haftada, herkes kimin ne düşündüğünü biliyordu. Öncü işçiler, Danıştay kararı ile oluşan ‘zafer sarhoşluğu’nun önüne geçemedi. İşçilerde genel olarak hakim duygu haline dönüşen, bir süreliğine de olsa memleketlerine, ailelerinin yanına dönme isteği karşısında bir cephe geliştiremedi. Sendikacılar da işçileri Ankara’dan göndermek için bu duygu zeminini kullandı. Harcanan tüm çabalara rağmen kalan son günde, öncü işçilerin elinde, “toparlanmayı illerde sağlamak” dışında bir seçenek kalmamıştı. İşçiler bir komite oluşturdu. Mart ayı boyunca yaşanabilecek bir dağılmayı engellemek için toplantılar yapma, mümkün olursa illerde eylemler ve çadırlar organize etme, 1 Nisan’dan sonra yine Ankara’da kalma gibi tartışmalar ile illerine döndüler.

DİRENİŞ ÇOK ŞEY ÖĞRETTİ

Direniş, işçilere geldikleri illerde, hapsoldukları ağır çalışma ve yaşam koşulları nedeniyle tanık olmadıkları pek çok şeyi öğretti. Kazanmak için mücadele ettikleri ekmeklerini paylaşmayı öğrendiler. İlerici, sosyalist siyasi partilerin, hareketlerin işçiler üzerinde bıraktığı dayanışma etkisi, işçileri dumura uğrattı. “Dünyada böyle insanların hala var olması ne güzel” dedirtti. İşçilerin şaşırarak tanık oldukları tüm bu çabalar bir değişimin örgütleyicisi oldu. Türk işçiler, Kürt işçilerle kardeşleşti. “Asıl açılımı biz yaptık” dediler. Güzel örnekler de yaşandı. Tokat’tan gelen MHP üyesi bir işçi, Diyarbakırlı işçilerin çadırı önünde, “Sizi bana hep yanlış tanıttılar” diye, parti üye kartını kırdı, yere attı. Kartın parçaları ile zafer işareti yaparak çektirdiği fotoğrafı Tokat’a gönderdi.

İşçilerin siyasi fikirlerinde de depremler oldu. DYP’nin ilçe kurucuları arasında yer alan İzmirli bir işçi, kendisine cep telefonu ile gelen parti davetine “O eskidendi yoldaş” yazarak tersleyici bir yanıt verdi. “Sağcı geldiğim Ankara’dan bir sosyalist olarak dönüyorum” diyebildi.

İşçiler, Ankara’da öğrendiklerini unutmayacaklar. 78 günlük direniş onlar için bir değişimin zeminini yarattı. Direniş alanında son güne kadar kalma ısrarı gösteren yüzlerce işçinin, hak arama azimleri arttı. Yıllarca unutulmayacak bir tarihi yazdılar. TEKEL direniş sokağında yaşadıklarını unutmamak için “Artık, mücadelede ısrar bayrağı bizim elimizde” diyorlar.