ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Cevap: Eskimesinler

'Sus kimseler duymasın, duymasın ölürüm ha/ aydım yarı gecede seni buldum sonra' (Ahmed Arif)

Etkin Haber Ajansı / 27 Şubat 2010 Cumartesi, 10:05

FATMA KELLECİ- Koca bir şehir, bol keşmekeşli günler, bir fotoğrafın anlattığı...

Her fotoğraf sakladığı anı anlatır değil mi? O an donar ama anlatılanın sürekliliği devam ediyordur. Canlı cansız her şey de böyledir. Bir objenin fotoğraflanmasında da bir kaç saniye sonrasında dünya dönmeye devam ediyordur. Başka bir ifadeyle, nesne ve diğerleri eskiyordur.

İnsan, 'o an'ları, sadece fotoğraf makinesinin mükemmel sonucu ile dondurmuyor. Kimileri gözlerini de fotoğraf makinesi gibi kullanıyor. Hani, hafızanın göz deklanşörü ile kaydedilenler vardır ya onlardan...

Bir kadın heykeli ve bir insanın buluşması... İki zıt... Canlı ve cansız... Kadın ve erkek... Hep konuşan ve hep dinleyen... Sadece bir fotoğraf karesi ve sadece bir anı değil artık.

Kapitalizmin eleştirisi çıkar mı dersiniz bu yazıdan, sayın okur! Ben sözleri kapitalizme getirmeden anlatayım, kararı siz verin.

Şu görünen kare, yazının bu anına kadar ne anlattı bilmem ama belirtmeliyim ki, önce göz deklanşörü ile kaydedildi bu an. Bir adımdan diğer adıma geçişte vuku buldu. İşte o adımda kaç çift ayrıldı? Kaç adam eşine tecavüz etti ya da kaçı öldürüldü o kadınların? Koca bir muamma.

Adam ve heykelin, fotoğraf makinesinin aynasına ters yansıması ise bu anı paylaşma isteği duygusunun beynimi uyarmasındaki süre kadar zamanda vuku buldu. Hikayenin sonrası ise henüz yazılmamış olduğu gerçeği ile karşılaşma süresi kadar oldu. Bu yazı ile tamamlanır mı sayın okur? Hiç sanmıyorum. Daha 'O An'a şarkı sözleri yazılıp bestelenebilir. Senaryolaştırılıp; tiyatro ve sinemada gösterimi yapılabilir. Radyo ve tv. programlarına manalı bir eleştiri konusu olabilir...
Amma velakin tüm bunları yaparken O insan ve heykel kadına hayvanat bahçesindeki goril misali bir muamele yapmamak gerekir!

Bu adam poz vermiyor. Peki ya ne yapıyor öyle değil mi? Tek cevap: Adam yanında oturduğu heykele değer veriyor ve onu seviyor. Her gün yanından geçtiğimiz ve yanımızdan geçen onlarca insan 'muamelesizli' yapmıyor. Tam karşılığı monolog gibi görünse de aslında 'O An'da diyalog yapılıyor. Ve konu aralığı o kadar geniş ki, birbirlerini hem dinleyip hem de konuşuyorlar.

Diyalogların çeşitliliğinden bahsedilebilir tabii ki ama gelin bir adamın ve heykelin ilişkisine dair haddimiz olmasın yoruma. Biz sadece sonuca bakalım.

Bu kare donmadan az önce, O adam, kadın heykelle konuşuyordu. Ve onların yanından konuşmadan onlarca insan geçip gidiyordu. Otobüste onlarcası yanındakinin varlığına aldırışsız etrafa bakıyordu. Bir çift, masanın birer ucunda zaman geçiriyordu. Onlarcası iş yerlerinde masalarına gömülmüş işlerini yapıyordu. Sokaklarda birbirinin gözlerine bakmadan yürüyordu insanlar, kadehler göz teması kurulmadan tokuşturuluyordu. Büyük bir çoğunluk tek başınaydı ve birbirleriyle konuşma gereksinimi duymuyordu. Ama bu adam, heykelin yanına oturmuş 'inadına' der gibi konuşuyordu heykelle. Sadece o anlık değil bu konuşma belli; konuşmamalar ve konuşulamamalar içerisinde rahat rahat konuşuyordu ve aslında hiç de acelesi yoktu. Daha da ilginci belki yanından ayrıldığı da nadir oluyor-du.

Adam ve heykel, nasıl ve kimlerle konuştuğumu düşündürdü bana. Kimlerin gözlerinin derinliğine bakarak konuşabildiğimi... Sahi böyle uzun uzun ve geniş geniş sohbet eder misiniz sayın okur. Şöyle canı gönülden 'Canım' demeyi başaranlardan mısınız? Yanınızdaki arkadaşınız için kalkıp dans eder misiniz, böylesi kalabalıklar ortasında? Yağmur yağsa, iki tane yağmurluk bulmayı dert edinir misiniz? Size hediye almasa da yine çiçek vermekten usanmamazlık eder misiniz?

Ne bu adam ne de heykel kadın sadece bir fotoğraf değil sayın okur! İkisi de cümle aleme laf anlatıyor ve dünya dönmeye devam ediyor. Garip değil mi? Siz söyleyin de gayri, kapitalist dünya da bu nasıl bir ilişki! 'O An' deklanşörlere niye mi basıldı? Tek cevap: Eskimesinler, diye!