ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

3 yaşından 80 yaşına direniş

Muğla'nın Köyceğiz ilçesi Beyoba Beldesine kurulmak istenen Hidroelektrik Santral(HES)'e karşı köylüler iki ayı aşkın zamandır direnişte. Yuvarlakçay'da 68 gündür gece gündüz nöbet tutuluyor. Köylülerin hedefinde, santralin inşası ve bundan sonraki 49 yıllık işletmesi için Yuvarlakçay suyunu kiralayan AKFEN Şirketi var.

Etkin Haber Ajansı / 21 Şubat 2010 Pazar, 12:48

FATMA KELLECİ- Şirket, HES inşatı için aralarında tarihi anıt ağaçlarının da olduğu yüzlerce ağacı kesti. Köylüler, "İnsan gibi kurumlar da hata yapabilir. İnsanlar nasıl hatalarından dönebiliyorsa kurumlar da hatalarından dönebilir. Biz de daha fazla yanlış yapılmasına izin vermeyeceğiz" diyor.

MÜCADELENİN İLK FİTİLİNİ KADINLAR ÇAKTI

Yuvarlakçay'ın mücadelesi, kadınların eylemi ile başladı. Hidroelektirik Santral'e alan açmak için ağaçları kesmeye ve alan düzleştirmesi yapmaya getirilen ağır iş makinelerinin önüne yattı kadınlar. Onlar, mücadelede yetmişli günlere yaklaşırken, çevre köylerde yaşayanları da Yuvarlakçay suyunun muhatabı olarak mücadeleye kattı.

Kadınlarla başlayan mücadele iki aydır AKFEN Şirketinin çalışmalarını durdurdu. Direnişteki köylüler kararlı, "Gerekirse ölümü de göze alır ölürüz. Suyumuzun çalınmasına, doğanın katledilmesine izin vermeyeceğiz" diyor.

BAŞKA BİR ÇADIRKENT: YUVARLAKÇAY

Beyoba beldesi Yuvarlakçay mevkiinde, iki aydır yaşamın günlük seyri değişik. Köylüler Yuvarlakçay suyunun kaynağında hem çayı hem de doğayı bekliyor. Kaynağın başı adeta çadır kent görünümünde. Tıpkı TEKEL işçileri gibi onlar da iki aydır hakları için direniyor. Buradaki mücadele ise su hakkı için veriliyor.

Mücadele alanında gece gündüz yağmur çamur demeden nöbet tutuluyor. Nöbet yerinde ortalama 100 kişiye yetecek kadar yemek pişiriliyor. Çadırlardan biri, mutfak çadırı olarak işliyor. Yemekler birlikte pişiriliyor, birlikte yeniyor. Desteğe ve ziyarete gelenlere önce yemek ikram ediliyor. Ne de olsa doğa tüm bonkörlüğünü sunuyor onlara. Yemekler türlü otlardan yapılıyor, su kaynağından içiliyor.

DAVUL ÇALINCA NÖBET YERİNE

Köylüler kaynağın yanına çadır kurmuş beklerken, başka bir bekleyiş de tepelerde sürüyor. Köylüler, şirketin ani baskınına karşı da aralıksız nöbette. Yabancı araçlar yaklaşınca davullar çalınıyor. Köyler arasındaki iletişim araçları devreye giriyor; arabası olanlar kornalarını çalıyor. Hemen nöbet yerine yol alınıyor. Jandarma araç yolunu tutmuşsa da köylüler dere tepe demeden kaynağın başına koşuyor.

AKFEN şirketi iki kere uğrayabildi köye. İkinci geldiğinde de yine nöbet yerindeki kadınlar, ağaçlara bağladı kendini.

Ahmet Belkırat başlıyor ilk olarak anlatmaya: "Köyün kadınları ağaçların kesildiğini duyunca koşmuş makinelerin önüne yatmış. Bir Sultan kızımız var. Üç yaşında. Ninesi basmış bağrına, 'gelin' demiş. Böyle başladı mücadele. Ogün bugün burada nöbetteyiz."

Direnişi başlatan Zeynep Arslan, şöyle anlatıyor: "Şefi, ormancısı, kepçecisi, arabası üstümüze geldi. Eveli bizi saracaksınız sonra bu anıtların tomruğunu saracaksınız dedim ilk geldiklerinde. 9 kişiydik. Aldım Sultanı, bastım bağrıma, gelin dedim. 9 kişiydik. İçimizden biri kriz geçirdi o an, dayanamadı. Öyle olunca birimiz onunla ilgilendi, kaldık 7 kişi. Bir de küçük Sultanımız vardı. Derken civar köylüler de koştu yetişti. Yüzler olduk. Baktılar olmayacak, öleceğiz. Gelemediler. Korktular kaçtılar. Şimdi binler oluyoruz."

Zeynep Arslan, "Bitkinin; narenciyesinden, maydanozuna kadar bu su ile oluyor. Çalışırsak yiyoruz. Çalışmazsak olmuyor. Zenginlerin cebi dolsun da fakirler ölsün diyorlar. Kanımızın son damlasına kadar uğraşacağız. Suyumuzu vermeyeceğiz. Son çaresine kadar buradayız. Buradaki 14 bin nüfusu bitirirler hepsi ölür belki. 85 yaşında halam var 'bir baş bir taş' diyor. Bir taşla bir baş yok ederiz diyor yani. Biz de öyleyiz. Birbirimizin arkasındayız" diyor.

SULTAN: ÇEE!

Sultan daha üç yaşında, boncuk boncuk gülümsüyor etrafa. Daha konuşmayı da tam olarak başaramıyor. Ninesi konuşturmaya çalışıyor: "De bakem Sultan; çek elini de! Elini suyumuzdan çek de!"
Sultan konuşuyor: Çee.

80 YAŞINDA DEDE NÖBETTE

Durmuş Acar, 1930 doğumlu. "Süleyman oğlu" diye tanıtıyor kendini. Durmuş amca, "Bu yaşımda bu eyleme katılıyorum. Bizim Hidroelektrik santrale ihtiyacımız yok. Suya ihtiyacımız var. Suyumuzu kimseye vermeyeceğiz. Ya öleceğiz ya suyu vermeyeceğiz. Üç, ay beş ay, üç sene beş sene her ne kadar sürerse sürsün. Bizler ölürüz arkadan gençlik gelir. Ya öleceğiz, ya suyu vermeyeceğiz. Olay bu" diyor.