ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Müslümanların 'vicdan'la imtihanı

Enver Aydemir bir vicdani retçi. Ama o diğerlerinden farklı. Bir imanı ret O'nunki. Başbakan şahsında peygamberlik tartışması aldı başına gitti, ama TSK'yı Peygamber Ocağı olarak gören İslami kesimde ve basınında Enver Aydemir'i pek gören ve duyan yok.

Etkin Haber Ajansı / 03 Şubat 2010 Çarşamba, 16:51

ŞENOL GÜRKAN- Dünyaca ünlü siyahi boksör Muhammed Ali, ABD'nin Vietnam işgali sürerken askerlik yapmayı reddettiğinde şu gerekçeyi ileri sürmüştü: "Benim hiç Vietnamlı düşmanım olmadı. Hayatım boyunca onlardan herhangi biriyle hiçbir sorunum olmadı, ama şimdi gidip onlardan birilerini öldürmem isteniyor. Benim inancım böylesi anlamsız bir savaşa gitmeme izin vermiyor." Vicdani reddinden sonra Ali'nin lisansı elinden alındı, ama zamanla ABD'de vicdani ret hakkı konusunda bir hayli ilerleme kaydedildi. Dünya genelinde de.

Vicdani red, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nin 18. Maddesinde kutsal kabul edilen düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkının bir parçası olarak kabul edilmiştir. Bu çerçevede "herkesin din, düşünce ve vicdan özgürlüğü hakkının meşru bir uygulaması olarak askerlik görevini vicdanen reddetme hakkı" vardır. Vicdani ret, "kişinin, ahlaki tercihi, dini inanç, felsefi görüş ya da politik nedenlerle askeri eğitim ve hizmette bulunmayı, silah taşımayı ve kullanmayı reddetmesidir."

Türkiye'de hala askerlik zorunlu. Daha ötesi ulusal, dinsel bir aidiyet konusu. Öyle ki "her Türk asker doğar"ken, "TSK Peygamber Ocağı"dır. Dolayısıyla hiç kimsenin Türkiye'de hiçbir savaşı sorgulama hakkı dahi bulunmamaktadır. Bırakın savaşa gitmemeyi, gitmişken kurşun sıkmamayı... Yoksa Enver Aydemir'in başına gelenler sizin de başınıza gelebilir.

VİCDANİ RETÇİYE İŞKENCE VE ZULÜM

Vicdani retçi Enver Aydemir, 24 Aralık'ta İstanbul Kabataş'ta gözaltına alındıktan sonra çıkarıldığı askeri mahkemece tutuklanarak Maltepe Askeri Cezaevi'ne götürüldü. Aydemir, zorla tek tip kıyafet giydirilmeye çalışılınca açlık grevine başladı. İşkence gördü, kendisine zorla serum bağlandı.

Enver Aydemir 29 Aralık akşamı Eskişehir 1. Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Cezaevi'ne nakledilirken, baba Ahmet Aydemir ve eşi Kader Aydemir, kötü muamele ve işkencenin incelenmesi talebiyle Meclis İnsan Hakları Komisyonu'na başvurdu. Başvuruda şu ifadelere yer verildi:

-Enver askeri cezaevinde asker olmadığını ve inancı gereğince kendi asker olmayı reddettiğini beyan etmiş ve kendisine giymesi emredilen Askeri Cezaevi kıyafetini giymeyi reddetmiştir. Bunun üzerine askeri cezaevi görevli ve yetkilileri tarafından kaba dayağa, coplanmaya ve aşağılanmaya maruz kalmıştır.

-Askeri Cezaevi kıyafetini giymeyi hala reddeden Enver bu sefer de falakaya yatırılmıştır.

-Aynı gece tek tip kıyafeti giymeyi reddettiği için üzerindeki kendi kıyafetleri çıkarılarak sadece iç çamaşırlarıyla sabaha kadar soğukta bekletilmiştir.

-5.12.2009 Cuma günü ise üzerine zorla tek tip askeri cezaevi kıyafeti giydirilmiştir.

-Öğle saatlerinde ise bulunduğu yere gelen adının Albay Halil İbrahim Çakır olduğu öğrenilen cezaevi müdürü tarafından dayağa ve aşağılanmaya maruz kalmıştır. Bu dayak sonucunda sağ gözü morarmıştır.

-Tüm bu hususlar 26.12.2009 günü öğleden sonra Enver ile cezaevinde görüşen avukatının görüşme tutanağına geçirilmiş ve avukat ve Enver tarafından müştereken imzalanmıştır.

TÜRKİYE'DE İLKLER YAŞANIYOR

Enver Aydemir ilk değil. O'ndan önce de Türkiye'de pek çok kişi vicdani reddini açıkladı, bu yüzden yıllarca askeri hapishanelerde kaldı, işkence gördü. Aydemir'i Türkiye'de bir ilk kılan ve diğerlerinden ayıran şey, askerlik yapmayı dini inançları nedeniyle reddetmesi. Yani Enver Aydemir total retçi değil, antimilitarist de. Ama vicdani ret; zaten illa her türlü savaş karşıtlığı değil. Vicdani ret, pekala konjonktürel de olabilir. Tınımı gereği, vicdani ret, "hiç kimse, vicdani olarak yapmayı kabullenemediği bir eylemi yapmaya zorlanamaz" esasına dayanmaktadır. Bu yüzden 'bütün ordular' için değil, 'bir ordu' için de vicdani ret hakkı kullanılabilir. Hatta sadece bir görev için bile.

Vicdani ret hakkını 1. Dünya Savaşı sırasında ilk kez kullanan, Vietnam Savaşı sırasında kitlesel bir eyleme dönüştüren, Türkiye'ye anlatan, devlet düzeyinde tanınmamasını AİHM'e kadar götürüp davasını kazanan, şiddete maruz kalmalarına rağmen silah kullanmayı ve üniforma giymeyi reddeden insanların büyük çoğunluğu şu ana kadar her türlü savaş karşıtlarıydı. Ama durum değişiyor. Enver Aydemir, inançlarına saygılı olmadığını düşündüğü bir orduda askerlik yapmak istemiyor. Deniz Küçükbumin gibi sosyalist gençler ise her türlü savaşa değil, spesifik bir savaşa karşı. İsrail'de, Filistin işgaline karşı olduklarını açıklayan vicdani retçiler gibi. Türkiye'de ise sorun, bölgede süren düşük yoğunluklu savaş. Bu yüzden eylemin adı, barış için vicdani ret. Şiarı ise: "Askere gitme, kardeş kanı dökme!"

'PEYGAMBER OCAĞINDA MUKADDES BİR GEDİK'

Enver Aydemir'in eylemi, aslında bir imanı ret. Ama TSK'yı Peygamber Ocağı olarak gören İslami kesimde ve basınında yine de tek tük sesler çıkıyor. Özgür-Der basın açıklaması yaptı. MAZLUMDER davayı takip ediyor. Zaman gazetesi sadece bir haber yaptı. Türkiye ve Milli Gazete konu ile ilgili hiçbir habere yer vermedi. En fazla haberi Vakit yaptı. Hilâl Kaplan, Taraf'ta "Müslümanların 'vicdan'ları ile imtihanı" diye yazdı. Yeni Şafak'ta ise sessizliği iki köşe yazarı bozdu. Özlem Albayrak, "Enver Aydemir, Türkiye'nin çok geniş bir kesimini oluşturan dindar kitlelerin yüzyıllarda inşa ettiği devletle çatışmama surlarında açılmış mukaddes bir gediktir. Orduyu binlerce tersi gösterene rağmen "peygamber ocağı" olarak tanımlamakta ısrar eden, devleti, seçmediği ama saygı göstermek zorunda kaldığı, icraatlarını onaylamasa bile kendinde itiraz kudreti görmediği bir 'baba' telakkisiyle algılayan bir kesimin ilk reddinin sesidir" diye yazdı. Yasin Aktay da 'Peygamber Ocağı' tanımına dikkat çekti: "Bütün laik ideolojisine rağmen savaş ve askerlik sözkonusu olduğunda Türk halkının şehitlik, gazilik, Peygamber Ocağı, Mehmetçik gibi tasavvurlarını serbestçe kullanan militarizme karşılık Aydemir'in sergilediği vicdani ret sadece kendi bireysel davası olmaktan çok öte bir anlam taşıyor."

AYDEMİR'İN İMANI RET MEKTUBU

Enver Aydemir'in imanı ret mektubu şöyle:

"Ben Enver Aydemir, 24.07.2007 tarihinde zorla askerlik yaptırılmak üzere evimden alınarak Bilecik jandarma er eğitim tugayına getirildim. Burada, beni oraya getiren yetkililere TSK seçkinlerinin laik değerlere dayanarak dini inançlarıma karşı hasmane duygular beslediğini, bu yüzden laik bir ülkede askerlik yapmayacağımı ve böyle bir düzenin asla ve asla bir neferi olmayacağımı beyan ettim.

Bilecik'te kaldığım süre içerisinde bu yaklaşımımın ne kadar doğru bir yaklaşım olduğunu, 2 gün sonra beni görmeye gelen annemin ve eşimin başörtülü olması gerekçe gösterilerek nizamiye kapısından geri döndürüldüğünde daha iyi anladım. Hayattaki en önemli değeri inançları olan birisi olarak, özellikle TSK seçkinlerinin İslami değerlere karşı gösterdiği bu tutumu kabul etmem mümkün değildir. Tüm bu sebeplerden dolayı vicdani reddimi açıkladım. Müslümanların en temel inançlarını bile bu kadar açık bir şekilde tahkir eden bir kurumda benim yer almam söz konusu olamaz.

Bununla birlikte kamuoyuna duyurmam gereken asıl meselem, TC devletinin üzerine kurulmuş olduğu temel değerlerin hiç birine sempati beslemiyor olmamdır. Benim de inanç değerlerime kimsenin zorla sempati beslemesini beklemiyorum. Bununla beraber yaşadığım coğrafyanın gerçeklerini de göz önüne alarak, ortak yaşamın getirdiği sorumluluklar çerçevesinde inançlarıma uygun ve bireysel haklarımın tanındığı (eğitim özgürlüğü, kılık-kıyafet özgürlüğü, düşünce özgürlüğü vb.) bir ortamda kamu hizmeti yapabileceğimi beyan ediyorum. Tüm kamuoyuna duyurulur."