ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Davutapaşa iddianamesi kabul edildi

Adalet hala enkaz altında

İstanbul Davutpaş'da 31 Ocak 2008'de, 21 kişinin öldüğü 116 kişinin yaralandığı katliam gibi patlamanın üzerinden 2 yıl geçti. Geçen iki yılda neler yaşandı? Dava ne aşamada? İddianamede nelere yer verildi, neler eksik kaldı? Avukatlar iki yıl sonra kabul edilen iddianame için ne dedi? Davutpaşa'da yaşanan katliam gibi iş cinayetinin gerçek nedeni neydi? Ya da başka Davutapaşalar yaşanabilir mi?

Etkin Haber Ajansı / 30 Ocak 2010 Cumartesi, 12:24

MURAT SELENOĞLU- Aradan iki yıl geçti. Davutpaşa'da patlamanın yaşandığı Emek İşhanı'nın, İsrail bombalarıyla yerle bir edilen Filistinlilerin evlerini hatırlatan o görüntüsü hafızalarda tazeliğini koruyor. O enkaz bugün yok belki ama, adalet hala o enkazın altında. İddianame nihayet 2 yıl sonra kabul edildi, Bakırköy 6. Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. İddianame kabul edildi edilmesine ama bin bir soru işaretiyle.

DAVUTPAŞA'NIN ENKAZI HALA DURUYOR

Cumhuriyet Savcısı Ali Haydaroğlu'nun hazırladığı iddianamede fatura Zeytinburnu Belediyesi'nden 5 yetkili ile bina sahibi ve bir işçiye kesildi. Diğer sorumlulara işaret edilse de onlar koruma zırhında.

Aslında 12 sayfalık iddianamenin sadece son üç sayfası "iddianame." Diğer sayfalar rutin mahkeme işlemleri için gerekli bilgiler. 21 kişinin öldüğü, 116 kişinin yaralandığı patlamanın üç sayfalık iddianamesinin büyük bölümü ise olaya ayrılmış. İddianameye göre herşey o "süpürge darbesiyle" başladı. Ama o "süpürge darbesine" gelene kadar 16 yıldır yaşanan ihmal, denetimsizlik ve rantiyeci anlayış da gün gün not edilmiş.

FACİAYA İLK TEMEL 23 MART 1990'DA ATILDI

Patlamanın yaşandığı Emek İş Hanı inşaatına 1988 yılında başlanmış, 1992'de de bitirilmiş. Zeytinburnu Belediyesi binaya 23 Mart 1990'da yapı izin belgesi verdi ancak binanın İskan İzni, yani yapı kullanım izni bulunmuyor. Bina, sanayi tipi üretim yapacağı belirtilmesine rağmen bu koşulları sağlamadan bir de yapı kullanım izni olmadan açıldı, faaliyetlere başladı. Faciaya ilk temel böylece atıldı.

Sadece bu mu? Binanın beton dayanımı da kusurlu. Beton dayanımının en az 160 cm olması gerekirken bu binanın 60-80 arasında. Binanın yapımında yoğun deniz kumu ile az çimento kullanılmış.

Savcı Haydaroğlu, binanın fiziki koşullarını iddianamede şöyle anlatıyor: "Binadaki imalathanelerin yan yana sıkışık ve sağlıksız bir şekilde bulunması, iş yerlerindeki çalışma koşullarının iş sağlığı ve güvenliği hükümlerine uygun olmaması ve yanıcı, parlayıcı, patlayıcı madde imal edilmesi ve depolanması yönetmeliğine aykırı üretim ve montaj ile depolama ve inşaat yetersizliği patlama olayının boyutlarını büyütmüş."

SORUMLU ÇOK YARGILANAN YOK

Savcı Haydıroğlu, iş cinayetinin diğer sorumlularına işaret ediyor: 5216 Sayılı Büyükşehir Kanunu'nun 7 maddesine göre; parlayıcı, patlayıcı madde üretimi yapan iş yerlerini ruhsatlandırmak, denetlemek, depolama yerlerini tespit etmek, yangın ve afete karşı önlem almak Büyükşehir Belediyelerini görevi. Savcı Haydaroğlu, "Ancak Büyükşehir Belediyesinde görev yapan yetki ve sorumlular, bu yetki ve görevlerini kullanmamış, bu olayın meydana gelmesinde kusurlu bulunmuşlardır" diyor. Ancak o kusurlu yetkililer, İstanbul Valiliği'nin soruşturma izni vermemesi nedeniyle yargılanamıyor.

Bilirkişi raporlarında, denetleme yapmayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İstanbul Bölge Müdürlüğü, yapı kullanım izni olmamasına rağmen binaya elektrik ve su hizmeti götüren BEDAŞ ile İSKİ yetkilileri de İstanbul Valiliği'nin soruşturma izni vermemesi nedeniyle yargılanamıyor.

Savcı Haydaroğlu, Zeytinburnu Belediyesi'nde görevli Feruz Kutsal, Rüstem Tekin, Hatice Küçükakyüz, Şevketü Yıldırım ve Servet Kırna ile bina sahipleri Resul ve Remzi Koçyiğit ve "süpürge darbesi" vuran işçi Hasan Altay'ın cezalandırılmasını istiyor.

İddianamede; belediye görevlileri, bina sahipleri ve işçi hakkında "Taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olmak" suçundan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Belediyede görevli sanıklar hakkında ayrıca "görevi kötüye kullanmak"tan 3 yıl hapis cezası isteniyor.

DAHA 150 BİN DAVUTPAŞA YAŞANABİLİR

Katliam gibi iş cinayetinde patlama ilk önce kaçak maytap atölyesinde yaşandı. Ardından ikinci patlama... Bu defa kalorifer kazanı... Makine Mühendisleri Odası, iş cinayetinin ardından yayınladığı raporda, kalorifer kazanlarının patlamaya hazır birer bomba olduğuna dikkat çekti. Sayı ise ürkütücü: 150 bin kalorifer kazanı her an yeni Davutpaşalar yaratabilir. Oda, "Türkiye’de 150 bini aşkın kalorifer kazanının nasıl ruhsatlandırıldığı, bakımlarının yapılıp yapılmadığı, ruhsata aykırı tadilat veya revizyona uğrayıp uğramadıkları bilinmemektedir" diye yeni facialara davetiye çıkaran ihmaller serisine işaret ediyor. TMMOB, kalorifer kazanlarının denetimi ve bakım için yasa çıkarılmasını talep etti. Ancak bu konuda hala bir adım atılmadı. Unutmadan... İddianamede bu kalorifer kazanından hiç söz edilmiyor.

AVUKAT ÖZKAN: İÇİŞLERİ BAKANLIĞI VE İBB ASIL SORUMLU

Dava avukatlarından Özlem Özkan, "En başta" diyor, yargılamanın gecikmesine işaret ediyor. Özkan şöyle diyor: "Olay iki sene önce yaşandı. Dava ancak açıldı. Yargılama sürecine ilişkin problem var en başta. Sorumluların kurtulma, daha doğrusu adaletten gizleme sorunu var."

Av. Özkan muhabirimize yaptığı açıklamada, iddianame hakkında ceza istenenlerin yargılanamamasının yetmeyeceğini ifade ediyor, "Gerektiği gibi denetim yapmayan, bildikleri halde buna engel olmayan sorumlular da var. Bu denetimler yapılsaydı böyle bir şey yaşanmayabilirdi. Bunlar bilirkişi raporlarında belirtiliyor" diyor.

Av. Özlem Özkan, İstanbul Valiliği'nin soruşturma izni vermediğini hatırlatarak, asıl sorumlu olarak yargılanmasını istedikleri kurum ve yetkililere işaret ediyor, şöyle diyor: "İlk duruşmada asıl sorumluların yargılanmasını, ifadelerinin alınmasını talep edeceğiz. Bu patlamadan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkilileri sorumlu. Ama onlar Valiliğin izin vermemesi nedeniyle yargılanamıyor. Bölge İdare Mahkemesi'ne itiraz ettik, sonucunu bekliyoruz. Ancak, Belediye Kanunu'nda ve ayrıca özel olarak düzenlenmiş kanunlarda ruhsatlandırma işlemleri dışında, parlayıcı, patlayıcı maddelerin denetimi, depolanması, üretiminin nasıl yapılacağı çok açık yazılmış. Ancak bunlar yapılmamış. Bu yüzden sadece Büyükşehir Belediyesi sorumlu değil, İçişleri ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıkları da asıl sorumlu. Onların da mahkemede 'şüpheli' sıfatıyla ifade vermelerini isteyeceğiz." Av. Özkan, duruşmada iddianamede eksik kalan bölümlere de dikkat çekeceklerini ifade ediyor.