ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Selendi tarihine kara yazıldı, Türkiye kaybetti

Romanlar, halk arasındaki tabirleriyle Romen, Çingene, Çingen, şopar, elekçi, bala adları ile anılmaya devam ediyor. Hindistan, Pakistan ve Afganistan'dan dünyaya yayıldığı bilinen Romanların Türkiye'deki nüfusları 980 bine yaklaştı. Dünyanın en renkli göçebe topluluklarını oluşturan Romanlarla yıllardır süren sorunlarını konuştuk.

Etkin Haber Ajansı / 27 Ocak 2010 Çarşamba, 13:44

FATMA KELLECİ- İzmir'de, sayıları 300 bini bulan, kentin öteki yüzü, genel sorunlarının yanında, yaşadıkları yerlere özgü sorunları olan, aynı zamanda kentin gülen yüzü; klarneti, darbukası ellerinden düşmeyen, ötelenen insanları Romanlar, kendileri üzerinden yürütülen politikalara öfkeli.

Sayıları, İzmir'de, 300 bine ulaşan, merkezdeki Konak, Yenişehir, Güney Mahallelerinin yanı sıra Karşıyaka, Menemen, Dikili, Torbalı gibi ilçelere dağılmış olarak yaşayan Romanların şehirde kendilerini ifade edebildikleri 6 dernek bulunuyor.

İşsizlik, yoksulluk, eğitimsizlik, ayrımcılık gibi genel sorunlarının yanı sıra yaşadıkları yerlere özgü sorunları da olan Romanlar, kalkınmada öncelikli illerde oturuyorlar ancak bu illerin kent yoksulu onlar. Şehirlerin göbeğinde oturuyorlar ama buralardaki merkezlere çıkmak, gezmek, Romanlar için pek mümkün olmuyor. Sadece eğitimsizlik değil, özgüven eksikliği de yaşayan Romanlar, ekonomik yoksullukla da buluşunca yaşadıkları şehirlerde kendilerini var edemiyorlar.

Yanı başlarında yaşanan Selendi'deki linç olaylarından sonra hissettiklerini, Romanların İzmir'de seçilmiş en "yüksek" derecedeki temsilcilerinden biri olan, İzmir Romanlar Derneği Başkanı Abdullah Çıstır ile görüştük. Abdullah Çıstır, Selendi'yi, rant haline dönüştürülmek istenen mahallelerini, dernek faaliyetlerini ve projelerini muhabirimize anlattı.

EĞİTİMSİZLİK SOSYAL DEVLETİN AYIBI

Abdullah Çıştır, Romanların eğitim seviyesinin oldukça düşük olduğunu belirtiyor. Çıştır, "4. sınıfa giden kardeşlerimizin çoğu 7 kere 8'in sonucunu bilmezler. Bu; bizim, velinin, muhtarın ayıbı, İzmir'in ayıbı, toplumun ayıbı olmaktan çok, sosyal devletin ayıbıdır. Dolayısıyla eğitimdeki fırsat eşitliğini her alanda bekliyoruz" diyor. Şimdiye kadar görülmediklerini ifade eden Abdullah Çıstır, kendi imkânlarını kendilerinin yaratmaya çalıştıklarını, derneklerinin çabasıyla mahallelerini çalışılacak atölyelere dönüştürmeye uğraştıklarını kaydediyor.

Roman mahallelerinin rant odağı haline gelmeye başladığına dikkat çeken Çıstır, "80 yıllık 100 yıllık mahallelerimiz artık şehirlerin merkezinde kaldığı için, buralar çöküntü olarak ifade edilmeye başlandı. Sulukule örneğinde, Selendi örneğinde olduğu gibi bir şekilde mahallelerimizden edildik" diyor.

YİNE Mİ KOVALIYORLAR KORKUSU

Selendi'de yaşanan linç olaylarını Roman halkının 'Bizi yine mi kovalıyorlar' tedirginliği ile karşıladığını ifade eden Abdullah Çıstır, "Selendi'deki yöntemi beğenmedik. Vali'nin aklında böylesi bir tehcir varmış ki bizlere Salihli'de daha iyi şartların oluşacağını söyledi" diyor.

Çıstır, 'geri dönme imkânı var mı?' sorusunu ise "Barışı tahsis etmek için çok uğraştık ama Gördes'e göç ettirilen Selendililerin yaşadığı travmayı kendi gözlerimle görünce olayın, barış aşamasının çok gerisinde olduğunu anladım" şeklinde yanıtlıyor.

30- 40 yıldır Selendi'de yaşayan insanların bir daha yaşadıkları yere dönemeyecek olmasını "Tecrübesiz bir kaymakam, kolaycı bir vali ve öngörüsüz bir bakana" bağlayan Abdulah Çıstır, "Salihli'deki Romanların sorunları çözülmemişken Salihli'ye yeni bir yük bindirilmiştir. Aslolan sosyo-ekonomik şartları Selendi'de olgunlaştırmak, Selendi'de o insanların yaşamını tahsis etmek, devlet olarak iki tarafı barıştırmaktır" diyor.

79 ROMANIN ÖNÜNÜ AÇAMADILAR

Abdullah Çıstır, devletin 10 binlerce üyesi olan aşiretleri barıştırdığını ancak Selendi'de yaşanan olaylarla baş edemeyerek yaşadığı hezimeti şu sözlerle eleştiriyor: "Bu devlet Selendi'de babacan bir adamın yapacağı şeyi bile yapamamıştır. Bakan ikinci gün Gördes'e gelseydi, oradaki durumu görüp devletin ağırlığını Selendili arkadaşlarımıza özgüven olarak verebilseydi, dönüş için ciddi bir zemin yaratılırdı. Açılım konusunda birkaç milyon Roman'ın önünü açmaya çalışan devlet, Selendi'de 79 tane Roman'ın önünü açamadı."

POLİS CİDDİ ZAAFİYET GÖSTERDİ

"'Orantısız' şekilde bu kadar çoklu bir insan topluluğu, çığırından çıkmışçasına taşlamaya nasıl yönlendi kendileri dahi bilmiyor. Selendi kendi tarihine kara yazdı. Biz zaten hep kayıptaydık ama burada en çok kaybeden Selendi oldu, Türkiye oldu" diyen Abdullah Çıstır, tahliye kararı alınmadan saldırıların engellenebileceğine işaret ediyor. Çıstır, olaydaki soru işaretlerine dikkat çekiyor: "Elektriklerin kesilmesi tesadüf mü? Bir süredir, kahvelerde, 'Size çay vermiyoruz' şeklindeki cümlelerle ötekileştirmeler tesadüf mü? Polisin olaya müdahale etmedeki pasif davranışı bir tesadüf mü?" Cevabı yine Abdullah Çıstır'ın kendisi veriyor: "Gece boyunca süren, 'Çingenelere ölüm' sesleri bize nasıl bakıldığını gösteriyor!"