ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

İki kuşak tek-el tek yürek

TEKEL sadece TEKEL değil. Gülbeyaz Yaycı, çocuk yaşta tanışmış tütün yaprağıyla. 27 yıl aynı kapıdan ekmeğini kazanmış. 27 yıl emek verdiği TEKEL'de şimdi nöbet sırası iki kızında. Gülbeyaz Anne'nin kendisi Manisa'da ama yüreği, aklı, fikri Ankara'da.

Etkin Haber Ajansı / 27 Ocak 2010 Çarşamba, 10:22

MURAT SELENOĞLU- Gülbeyaz Yaycı 21 yıl önce bırakmış TEKEL nöbetini kızlarına. Çocukken tanışmış tütün yaprakları ile. 11 yaşında mevsimlik işçi olarak başlamış ve tam 27 yıl aynı kapıdan TEKEL'den ekmeğini almış. "43 gündür kızlarım Ankara'da ben Manisa'dayım ama yüreğim, aklım orada" diyor.

İKİ KIZ BİR ANA

İki kuşağın TEKEL işçisi ailenin öyküsünü dinlemek için Gübeyaz-Müslüm çiftinin Manisa'daki evine konuk olduk.

Heyecanlı, umutlu bir ses tonu, öfkeli bir yüz ifadesi ile anlatmaya başlıyor Gülbeyaz anne:
"İlkokulu iki ay okuyabildim. Yoksul değildik aslında ama yoksullaştırıldık. Yoksa okurdum. Bir süre sonra okulu bırakmak zorunda kaldım. Okumayı öğrendim ama. Bir kaç yıl ara verdim TEKEL'de çalışmaya. Ev temizliğine gittim, sonra yine TEKEL'de çalışmaya başladım. Gün doğumundan gün batımına kadar Cumartesi dahil çok calıştım. Benden büyüklerle de küçüklerle de çok çalıştım."

Buruk bir yüz ifadesi ve özlemle kızlarını anlatıyor: "Kızım Arzu ile de çalıştım bir süre. Arzu yirmi yılı askındır çalışıyor TEKEL'de. Liseden mezun olur olmaz başladı. Küçük kızım Özlem ise 1993'de basladı. Şimdi ikisi de Ankara’da... Arzu'nun oğlu Emek'e ben bakıyorum. Yoksa ben de beklerdim sabaha kadar onlarla. TEKEL mitinginde oradaydık, üç gün ben de oturdum o soğukta. Dayanamadım o soğuğa. Kolay bir kazanım olmayacak ama ne 4/B ne 4/C'yi kabul edecekler. Onlar inanıyor kazanacaklarına."

İKİ TÜP PARASI VERMEMİŞ, EVE GİDİN DİYOR

"Hayat zor" diyor Gülbeyaz anne ve devam ediyor: "1990'da emekli oldum. Tam 27 yıl çalıştım, 620 lira emekli maaşı alıyorum. Bu ay kesinti olmasın diye hastaneye bile gitmedim ama değişen bir şey olmamış."

Gülbayaz Yaycı, Başbakan'a söyleniyor: "Başbakan emeklilere zam yaptım diye konuştu. Hayret bir şey. Bir tüp parası bile vermemiş ki evinize dönün diyor işçilere. Yarın onlar da emekli olacak, ne olacak o zaman, nasıl geçinecekler?"

Sorulara gerek kalmadan eteğindeki taşları döküyor Gülbeyaz anne. Kimi zaman mutlu, kimi zaman hüzünlü, kimi zamanda öfkeli. "Ankara'da işçilerle sabaha kadar sohbet ettik. Üç günde onlarca yaşam öyküsü dinledim. Hepsi de yüreğimde hala. Ama Ercan'ın acısı yüreğimi dağlıyor" diyor.

TUTAMADIK.. NE ZAMANI NE ERCAN'I

Ercan Güneş. O da tütün eksperi. 17 yıl önce kızı Arzu ile aynı yerde çalışırken tanışmışlar. 14 yıl evli kalmışlar. Emek gelmiş dünyaya, bugün 13 yasında. "Özledim babamı" diyor dolu dolu gözlerle. O an Emek'in gözünden hayata bakmak zorlaşıyor. Gülbeyaz anne tutamıyor kendini, döküyor gözlerinden damla damla yaşları. "4 yıl oluyor Ercan öleli. Sigara eksperiydi. Akciger kanseri oldu. Hasta olmadan önce çok sağlıklıydı ama gitti. Ne oldu anlamadık, her şey çok ani oldu. 21 günde eridi Ercan. Doktor her an herşeye hazır olun dediğinde zaman çok acımasızdı, zordu aktı gitti, tutamadık ne zamanı ne Ercan'ı" diyor Gülbeyaz anne.

MÜCADELENİN KADINI ERKEĞİ OLMAZ

Hayat arkadaşı Müslüm amca dahil oluyor sohbete. "İki kızınız da Ankara soğunda emek mücadelesi veriyor. Sizin için ne ifade ediyor nasıl bir duygu" diye soruyoruz. Gülümsüyor. "Mücadelenin erkeği kadını olmaz" diyor. "Devlet babalar gibi ekmek teknelerini satıyor, özelleştiriyor. Ben nasıl dur derim 'evinde otur, gitme ne işin var Ankara'nın soğuğunda' diye. Kadınlar erkeklerden daha inatçı. Emeğin gelecegi için bugün Arzu orada direnecek ki Emek'in gelecegine tohum atacak, bu günlerle yeşerecek gelecek" diyor. Müslüm amca, kızlarıyla gurur duyuyor, "Onları öyle görünce sonuna kadar yanındayız hepsinin” diye ekliyor.

YÜREKTE İNANÇ CEPTE LİMON

Sohbet arasında televizyonlardan son dakika haberi geçiyor. İşçi konferadasyonlarının toplandığını söylüyor, hükümetin geri adım atmadığını ve böyle devam ederse genel grev kararı beklendiği söyleniyor. Öfkeyle hem Gülbeyaz anne hem de Müslüm amca, Türk-İş ve Hükümete söyleniyor. Müslüm amca, "Ne hükümet ne sendika, işçisinin değerini biliyor. Yurt dışından direniş destekleniyor ziyarete geliyorlar. Hükümet ise bırak desteklemeyi yok sayıyor gaz atıyor, tayzikli su sıkıyor. Belediye Başkanı işçiler çevreyi rahatsız ediyorlar diye işçilere uyarıda bulunuyor. İşçilerin çözümü de hazır. Yürekte inanç cepde limon."

AÇLIK GREVİNE GİRERLERSE BEN DE GİRERİM

Televizyondan ambulans sesleri gelince Gülbeyaz anne hemen yaklaşıyor. "Ne olmuş, kim fenalaşmış" diye merak ediyor. Emek'ten telefonu istiyor, hemen kızlarını arıyor. Arzu'ya ulaşamayınca telaş sarıyor. Özlem'in sesini duyunca rahatlıyor. Durumu ağırlaşanlar olduğu için açlık grevine ara verileceği söyleniyor. Gülbeyaz anne iç çekiyor, "Keşke olmasa böyle şeyler" diyor. Ölüm orucuna katılanların olacağı söyleniyor. İki kızı da açlık grevinde değil ama süreç daha çetin kararlar almayı gerektiriyor. "Arzu veya Özlem açlık grevine katılırsa ne hissedersiniz?" diyorum. Gözlerime bakıyor. "Ben de girerdim" diyor. "Burada olmak zorunda olmasa idim" diyor. Ekliyor "Saygım var ama ölüm orucunu bilmiyorum. Anne yüregi işte. 'Girme' derim bir kere ama girerse de ben de orada beklerim onu" diyor.

EMEK'İN GÖZÜNDEN

Emek pür dikkat dinliyor. Bakışlarından belli merak ediyor annesini. Emek Güneş. Arzu'nun tek çocugu.. 6. sınıfa gidiyor.. Hayata Emek'in gözünden bakmak zorlaşıyor. Anlaşılmayı bekleyen gözlerle bakıyor. Anneannesi "Emek önceden çok kitap okurdu ama babasını kaybedince hiç okumuyor" diye anlatıyor. Gözlerini kaçırıyor Emek'i suçlamak istemiyor. "Anneni özledin mi?" diyoruz. "Çok özledim" diyor. "Televizyonda gördüm onu şiir okurken heyecanlandım. Ankara'ya görmeye gideceğim annemi" diye ekliyor.

Gülbeyaz anne söyleniyor Emek'in bu sözlerini duyunca. "Akşam olunca herkes evine gelebilse çocuğunu sevebilse ne güzel olur. Bu insanlar emeğe inanıyor ki ölümüne direniyorlar" diyor.