ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

2009'da kadın dayanışması kazandı

Bir yılı daha eskittik. 2009 yılında da kadınlar meydanlarda oldu. 2009'a veda ederken, 2010'a merhaba derken işte 2009 kadın panoraması...

Etkin Haber Ajansı / 05 Ocak 2010 Salı, 11:58

İSTANBUL- 2008'in son aylarında dünyayı etkisi altına alan ekonomik kriz en çok kadınları vurdu. 2009 yılında da devam eden küresel ekonomik kriz sadece kadınları ekonomik temelde etkilemedi, kadınlara yönelik şiddeti de besledi. Kriz nedeniyle işten ilk çıkarılanlar yine kadınlar oldu ve kriz nedeniyle daha çok ayrımcılığa, şiddete ve baskıya maruz kaldılar. Krizin faturasını ağır bir şekilde ödemek zorunda bırakılan kadınlar, savaşı, ayrımcılığı, erkek egemen sistemin ayrımcı politikalarını bu yıl da ağır bir şekilde yaşadılar.

DİRENİŞ VE KADIN DAYANIŞMASI KAZANDI

Kadınlar, işsizliğe ve yağmur gibi üstlerine yağan zamlara karşı direnişlerde, grevlerde en önde oldular. Sinter, ATV-Sabah, MEHA ve DESA direnişlerinde kadınlar direnişlere öncülük ettiler. Krizin faturasını ödemeyeceklerini sokaklarda, meydanlarda haykırdılar. Kadınlar, kadın dayanışmasıyla kazandılar. Bunlardan öne çıkanı, tek başına direnişin simgesi olan DESA işçisi Emine Arslan oldu. Kadın örgütleri, Emine Aslan'ı ve DESA işçilerini, Novamed'de olduğu gibi hiç yalnız bırakmadı.

SEÇİMLER TURNUSOL OLDU

2009'da yerel seçimler ve 8 Mart çalışmaları iç içe geçti. 2009 8 Mart'ı, varlığını özgün kılan başka bir politik süreçle iç içe kutlandı. Kadınlar, 8 Mart etkinliklerini yerel seçim faaliyetleriyle birleştirdiler. Emekçi kadınlar, “Krize, yoksulluğa, savaşa, şovenizme ve erkek egemenliğine karşı söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var” diyerek ve “erkek partilere oy yok” şiarıyla yerel seçim çalışmasında aktif bir şekilde yer aldılar.

Ankara'da EKD'nin yürüttüğü yerel seçim çalışması örnek bir çalışma oldu. EKD'nin desteklediği Fahri Korutürk Mahallesi muhtar adayı Yeliz Akın, tüm engellemelere karşı kadınların örnek dayanışmasıyla muhtarlık seçimlerini kazandı.

Yerel seçim maratonu, ardında emekçi kadınları da ilgilendiren bir dizi veri bırakarak sona erdi. Kadın gözüyle baktığımızda öne çıkan; burjuva düzen partilerin yerel seçimlerde kadınları ittiği korkunç noktadır. On milyonlarca seçmen kitlesini temsil eden, milyonlarca üyesi olan düzen partilerinin mevcut gerçeği içinde seçilen kadın oranı, okyanusta ceviz kabuğu kadardır. Aday gösterilen kadınların oranına baktığımızda da bu sonucu öngörmek mümkündü. Sonuç; bütün düzen partileri 81 ilin birinde kadın belediye başkanı çıkardı. Hepsi birer tane bile değil, hepsi adına bir tane yani! Böyle yüz karası bir temsiliyet oranı, erkek egemen burjuva politika ve erkek düzen partilerinin kadına vaat edeceği bir şey olmadığı gerçeğini teyit etti. DTP ise sonuçlardaki kadın temsiliyeti bakımından düzen partilerini, kıyaslanmayacak düzeyde aşmıştır.

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ

2009 8 Mart'ında eylem ve etkinliklerin yaygınlığı ve kitleselliği dikkat çekti.
Yediden yetmişe binlerce kadın sokaklara çıktı, erkek egemen kapitalist sisteme, ekonomik krize, tacize, tecavüze isyan etti. 2009 İstanbul 8 Mart Kadın Platformu'nun Kadıköy'de düzenlediği ortak mitinge, on bin kadın katıldı. Kadıköy Meydanı'nı dolduran kadınlar, “Söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var” diye haykırdı. Emekçi kadınlar, “Krizin bedelini ödemeyeceğiz”, “Yaşasın kadın dayanışması” ve “Yaşasın devrim ve sosyalizm” sloganlarını haykırdı.

ÖLÜ KADINLAR ÜLKESİ

2009 yılının en çarpıcı sonuçlardan biri de artan kadın cinayetleri oldu. Adalet Bakanlığı verileri, kadına yönelik şiddetin AKP iktidarı döneminde tavan yaptığını gösterdi. Bakanlık verilerine göre 2002 yılında 66 olan kadın cinayeti, 2007 yılında bini aşarken, 2009 yılının ilk 7 ayında 953'e ulaştı.

“ERK”EK YARGI

Erkekler öldürüyor, yargı koruyor. Yasalar 2009 yılında da kadınları değil, erkekleri korudu. Kadını 'namus' olarak gören 'erkek' yargının yüzünü gösterdiği kararlardan bir tanesi, daha geçtiğimiz ay basına yansıyan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin bir boşanma davasında verdiği karardı. Zira yargıtay, evliliğin iptali için açılan bir davada, kadının “gerdek gecesinde bakire çıkmadığına” dair eş beyanını “kadında bulunması gereken lazım gelen vasfın bulunmaması” şeklinde yorumlayarak evliliğin geçersiz olduğuna karar verdi. 2. Daire bu kararla, kadında bulunması gereken vasıflar arasında ‘bekareti’ de saydı.

İşte erkekler bu 'vasıflara' sığınarak, eşlerini, sevgililerini öldürmekte, şiddet uygulamaktadır. Her gün kadınlar bu 'erkek' devletin, 'erkek' yargının sırtını sıvazladığı katiller tarafından vahşice katledilmektedir.

Burada sele kurban giden 8 kadın işçiyi de unutmamak gerekiyor. Çünkü bu davada da erkek egemen, sermayeden taraf mahkeme kararı yüzümüze çarpıyor. İstanbul Halkalı'da 9 Eylül'de yaşanan selde, 8 tekstil işçisi kadının kapalı kasa servis minibüsünde boğularak yaşamını yitirmesine ilişkin davada patron ödüllendirildi. Tutuklu sanıklar Pameks Tekstil'in patronu Cevdet Karahasanoğlu ile firmanın idari amiri Seyit Göncük, 17 Aralık'ta Bakırköy 4. Ağır Ceza'da görülen ilk duruşmada mahkeme tarafından serbest bırakıldı. Böylece iş cinayeti yine cezasız kaldı. İşçileri bile bile ölüme gönderen, yağmuru sele ve felakete dönüştüren kapitalist sistemin yasaları bir kez daha patronlara çalıştı. Tıpkı Bursa'da patronun kapıları üstlerine kilitlemesi yüzünden fabrikada yanarak can veren 5 kadın işçi cinayetinde olduğu gibi. Orada da mahkeme, Özay patronunu küçük para cezasıyla ödüllendirmiş ve serbest bırakmıştı.

CİNSİYET AYRIMCILIĞI

Böyle bir ülkede erkek ve kadın eşit olabilir mi? İşte sadece bu rakamlar bile sorunun çarpıcı yanıtını veriyor. UNDP Cinsiyete Dayalı Gelişme Endeksi verilerine göre cinsiyet ayrımcılığında Türkiye 109 ülke arasında 101. sırada. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2009 Cinsiyet Uçurumu Raporu’nda Türkiye kadın-erkek eşitliğinde 134 ülkelik listede 129. sırada bulunuyor. Kadına yönelik şiddet sıralamasında da yerimiz şahane sayılabilir; 128 ülke arasında 121. sıra.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’nde kadınlar yine sokaklardaydı. Şiddetin öznesi erkeği, onu koruyan devlet ve yasalarını deşifre ederek, kadın dayanışmasının gücünü bir kez daha gösterdiler. Kadınlar, onlarca ilde sokaklara çıkarak, “Korkmuyoruz hesap soruyor” dediler, taleplerini haykırdılar. 25 Kasım eylemlerinin en gergin durağı ise Ankara oldu. Ankara'da polislerin cop, gaz bombalı saldırı ve barikatına karşın kadınlar, şiddeti lanetleyen yürüyüşlerini yaparak, eylemlerini gerçekleştirdiler.

KADINLARIN MÜCADELESİ ÜZMEZ'İ TUTUKLATTI

2009'a damgasını vuran olaylardan biri de 14 yaşındaki bir çocuğa sistematik olarak cinsel tacizde bulunan Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez'in tutuklanması oldu. Üzmez, kadınların ısrarlı mücadelesi sonucu Temmuz ayında tutuklanarak, ceza aldı. Çıkarıldığı ilk duruşmada imdadına yetişen “Ruh sağlığı bozulmamıştır raporu” ile tahliye edilen Üzmez, kadınların ısrarlı mücadeleleri sonucunda yeniden tutuklandı. Üzmez'in skandal Adli Tıp Raporu ile tahliye edilmesinin hemen ardından kadınlar sokaklara çıkmış, “Üzmez'i üzeceğiz” demişti. Kadınların ısrarlı mücadelesi sonucunda aradan geçen bir yıla rağmen mahkeme, B.Ç'nin tekrar kontrol edilmesini istemek zorunda kalmıştı. İlk muayenede Adli Tıp Kurumu'nda çocuk pskiyatristi olmadığı ortaya çıktı. Kadınlar eylemlere devam ettiler. Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesi'nin ikinci raporu B.Ç'nin ruh sağlığının bozulduğu raporunu verdi. Kadınlar her mahkemede Üzmez'in peşini bırakmadı. Ve aradan geçen aylardan sonra kadınların mücadelesi Üzmez'i tutuklattı.

KADINLAR BARIŞ İSTİYOR

Türk ve Kürt kadınlarının “Savaşa ve ölüme değil, barışa ve yaşama” diyerek ellerini buluşturması ise 2009 yılında kadın hareketi için en olumlu pratiklerinden birisi bizce. Barış İçin Kadın İnisiyatifi oluşturan kadınlar, “Söyleyecek Sözümüz Çözümü Geliştirecek Gücümüz Var!” diyerek, önce Mayıs ayında Diyarbakır’da buluştu, sonra Haziran ayında Ankara’da, Ağustos sıcağında Hakkari Berçelan Yaylası’nda ve Taksim’de aynı anda çadır kurup, barış nöbetinde bir araya geldi. Türk ve Kürt kadınları daha sonra İstanbul’da Kadın Barış Şenliği’nde ve Ekim 2009'da ise Barış için Kadın Forumu'nda bir araya geldiler.

Yine barış eylemleri içerisinde en göze çarpan eylemlerden biri de Emekçi Kadınlar Derneği'nin “Gençlerimiz ölmesin. Artık yeter analar ağlamasın” diyerek Edirnekapı Şehitliği'nde yaptığı eylemler oldu. Edirnekapı Şehitliği, EKD'nin eylemiyle barış isteyenlerin çığlığına ev sahipliği yaptı. Emekçi Kadınlar Derneği (EKD), yıllardır kirli savaşta oğullarını yitiren anaların yakarışına ve şovenist gösterilere sahne olan Erdirnekapı Şehitliği'nde barış çığlığını yükseltti. EKD'nin eylemi, savaştan beslenenleri korkuttu, eylem İstanbul Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü kararıyla yasaklandı.